♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Kayıpta Saklı Sergisi Karşı Sanat'ta

Arzu Yayıntaş, Canan, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç ve Neriman Polat’ın katıldığı Kayıpta Saklı başlıklı sergi, 17 Nisan tarihine kadar Karşı Sanat’ta görülebilir.

Kayıpta Saklı, hayatta kalmakla ilgili bir sergi. Üstümüze çöken, nefesimizi kesen örgütlü kötülük atmosferinde soluk almayı sürdürebilmekle ilgili yaşamsal kaygıları var. Sadece yaşama değil ölüme de, sadece geleceğe değil geçmişe de uzanıyor bakışı. İnsan hayatı ve onuru için sadece yaşamı ve umudu değil, kaybı ve yası da tesis etmek zorunda olduğumuzu hatırlatıyor. Yüzyıllardır yas tutanların, yas tutması yasaklananların ve yas tutmayı reddedenlerin yan yana gelebilecekleri bir yaşamın, yani barışın umudunu her şeye rağmen saklı tutuyor.

Arzu Yayıntaş, Canan, Evrim Kavcar, Fulya Çetin, Nalan Yırtmaç ve Neriman Polat  “kaybın” kenarından dipsiz boşluğa düşmemek için, konuşmak, hatırlamak, anlatmak, paylaşmak, bağ kurmak zorunluluğu ile yan yana gelmişler. Birini yitirmenin ne demek olduğunu bilmek buluşturmuş onları. Geçmişte yaşanmış felaketlerden, asırlardır kurtarılmayı bekleyen canların soluğunu da, gömülemeyen ölüler için hiç yakılmamış ağıtları da duymuşlar. Hiçbir yasanın korumadığı insanların, yasaklı yaslarının yükü altında bulmuşlar birbirlerini.  “Neden bazı ölümlerin gerçek ve mühim kayıplar olarak yası tutulamıyor? Neden sadece bazı acılar meşru, bazı kayıplar hakiki? Bazı insanların “öldürülebilir” olması nasıl mümkün?” diye soruyorlar.

Altı kadın, yitip gitmiş suretlerle, anılarla, mekanlarla, doğayla, masumiyetle, vicdanla ilgili konuşuyor. Kaybın içinde saklı olan bir şeyi arıyor. Her kayıpta kaybettiğimizin ve edindiğimizin ne olduğunu, kayıpların bizi nasıl sonsuza kadar değiştirdiğini soruyorlar birbirlerine. Evet, konuşulanlar artık hayatta olmayan, adlandırılamayan, temsil edilemeyen, kavranamayan, aktarılamayan, bu nedenle telafisi de olmayanlar. Fakat ebedi yoklukları, sonlu varlığın sınırlarını belirliyor. Hayatta kalanlar için acı da, anlam da, umut da “kaybın” kuytularında soluk alıyor. 

Kaybın dönüştürücü bir etkisi ve sanatla gizemli bir ilişkisi var. Kaybettiğimiz şeyin ne olduğunu tam olarak bilmememiz ve onu temsil etmenin imkansız oluşu, buna karşın kayıpta saklı olanı, buraya ve şimdiye getirmenin şiddetli arzusu sanata duyulan ihtiyacı açıklayabilir mi? Belki de tüm kurgusallığı ile “sanat çalışması” sözün, simgeselin sınırlarını aşan, parçalı, donuk, sessiz, sözsüz ürkütücü bellek izlerini, simgesel düzene, öyküye, toplumsal belleğe kaydedebilecek güce sahiptir. 

Kayıpta Saklı, boşluğu doldurmayı değil kaybı “bizzat kayıp” olarak kabul etmeyi, varlığın içine yokluğu buyur etmeyi ve aslında imkansız bir tanıklığın öznesi olmayı deniyor. Kuşkularına ve kaygılarına rağmen, umut boşluğun üzerini ince bir sis perdesi gibi örtüyor. Hayatta kalan hep umut oluyor. Çünkü kayıplar için çekilen acıyı paylaşmak duyusal, siyasal ve toplumsal açıdan yeni yakınlıklara açılıyor.

Karşı Sanat Çalışmaları
Gazeteci Erol Dernek Sokak, No 11/4 Hanif Han, 34420 Beyoğlu/İstanbul
Telefon : +90 (212) 245 71 53 – 54
Pazar günleri dışında, hergün 11:00 - 19:00 saatleri arasında açıktır.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template