♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Final Girl : Koş Tavşan Koş

Son yıllarda bizde de artış gösteren ve en büyük tepkiyi koyduğumuz kadın cinayetlerine karşı duyduğumuz öfke hiç dinmiyor. Failler elimize geçse bir kaşık suda boğacağız neredeyse. Toplumca bir intikam duygusu içimizi kavururken bir nebze de olsa bu tatmini yaşayabileceğimiz bir film Kanada & Amerika ortaklığıyla geldi. 2015 yapımı “Final Girl”, seri şekilde kadın öldüren bir gruba cezasını kesiyor...

Johnny Silver, Alejandro Seri ve Stephen Scarlata’nın ortaklaşa yarattığı konuyu Adam Prince senaryolaştırmış ve fotoğrafçı Tyler Shields ilk yönetmenlik deneyimine soyunmuş. Hepsinin ilk işi desek daha doğru olur. Shields yönetmenliği sevmiş ve yıla ikinci filmini sığdırmak üzere senaryosunu da yazıp başrolünde oynadığı “Outlaw” ile uğraşıyor şu sıralar. İlerleyen günlerde adını daha sık duyacağımız şimdiden belli gibi. İlk film için de iyi bir kadro oluşturmuş. Abigail Breslin, Wes Bentley, “V”nin dikkat çeken siması Logan Huffman, “Vikings”in Bjorn’ü Alexander Ludwig, “Birth”te Nicole Kidman’ın reenkarne kocası olarak izlediğimiz Cameron Bright, neredeyse her gençlik filminde kendine yer bulan Reece Thompson ve Emma Paetz’den oluşan oyuncu kadrosunun başını çekenler.

İlginç bir açılış yapıyor “Final Girl”... Annesi ve babası ölmüş bir kızla tanışıyoruz. Duruma “Herkes ölüyor” diyerek tepki veren kızımıza minik bir test yapan adam, “testi geçtin” diyor ve birlikte çalışmaya başlıyorlar. Adını bilmediğimiz adamın karısı öldürülmüş. İntikam için bekliyor ve kızı da eğiterek faillerin karşısına çıkarmaya hazırlıyor. 12 yıllık bu hazırlığın sonunda katillerin karşısına av olarak çıkıyor kızımız... Dört arkadaş belli periyodlarda içlerinden birinin tavladığı kızla randevulaşıyorlar. Bu randevu aslında av. Oynanan küçük bir oyun sonrası kız koşmaya başlıyor ve onlarda kovalayarak sonunda öldürüyorlar. Kızımız da tam onların istediği tipe sahip biri olarak ilgi çekiyor ve avın avcı haline gelip gelemeyeceğini izliyoruz.

Zamandan, mekandan bağımsız bir atmosferde yapılan intikam hazırlığı bu... Shields daha çok altmışlı yıllarda olduğumuzu hissettirmeyi tercih ediyor. Mekanlarda dünyadan bağımsız, sadece orada... Yanında yöresinde bir şey olmadan... Mekanı kullandığı sahnelerde de genişlik ve ferahlığı tercih ederek, insanları olabildiğince küçük göstererek bu atmosferi destekliyor. Her karesini ayrı ayrı düşünerek oluşturmuş filmini. Daha çok fotoğraf çekmiş ve ışığı da ona göre kullanıyor. Kilit sahnelerde direk spot ışığını tek bir noktaya tutarak teatral anlar yaratıyor. Spoiler vermeden örnekleyelim; koca ormanda açık bir alan ve nerden uzandığı belli olmayan bir ipin boynuna geçirildiği adam ve sadece onun üzerine yansıyan ışık. Metnin zenginliği ve metaforlarla yaratılan çeşitliliği destekleyen her karesiyle ilk film için çok iyi bir yönetmenlik çıkarmış Shields.

İyi bir senaryoya sahip “Final Girl”, kötü bir kurgu ve tempo ile kaçırılmış bir fırsat aslında. Zira senaryoyu peliküle aktarırken çok iyi göndermeler yaparak alt metnini dolduran Shields’in çabasına rağmen eksikleri de göze çarpıyor. Kötü adamlarını “otomatik portakal” esintileriyle başarılı şekilde yaratan ve karakterlerini de iyi işleyen filmin intikam hazırlığı aynı oranda gerçekçi durmuyor ve izleyiciye de yansımıyor. İntikam için Veronica’yı destekliyoruz ama adını bilmediğimiz adam ile ilgili hiçbir duygumuz yok. Evet soru işaretlerini oluşturuyor ama öyküde hiçbir fark yaratmadığı gibi, bir şeyi de temsil etmiyor. Oysa kızımız ormana daldığında o kırmızı elbisesiyle kurtların arasına dalan bir “kırmızı başlıklı kız” oluyor hemen. Katillerin korkularının da bolca temsili var ve her biri seri katillerin ortak karakterlerinden beslenmiş. Ana kuzusu olmaları, egoları vs gibi... Metaforlarını iyi seçen filmin bunları yansıtma konusunda bir sorunu yok. Klişelere meyletmiyor ve diyalogları da gayet iyi. Sadece intikam faslını işleyip, hazırlıklarla hiç ilgilenmese çok iyi bir film olabilirmiş.

Tyler Shields'in fotoğrafçılığını gösterdiği her karesi ve ışık kullanımıyla seyri keyifli bir stil denemesi olan “Final Girl”, eksiklerine rağmen farklı bir intikam öyküsü arayanları memnun edecek bir yapım. İyi bir yönetmenin gelişinin de habercisi...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template