♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Big Game : Orman Layığını Verir

Avcıların kutsal mekanı orman onlara her şeyi sunar. Avuçlarının içi gibi bildikleri bu yerde yapmaları gerekenleri bilirler ve neye layıklarsa ormanın onlara vermelerini beklerler. Yaptıkları ritüellerle ilk avı için girenleri de eli boş göndermez orman, erkek olarak ilan edilmelerini de sağlar. Ya tüm bu ritüellerin arasında gökten bir Amerikan Başkanı düşerse ormanın orta yerine? 13 yaşında bir çocuk, bir başkan ve onun peşindeki kötü adamlar... 2014 yapımı Avrupa işi “Big Game” izleyicisini eğlenceli bir maceraya davet ediyor.

Devir artık değişti... Doksanlarda Amerikan başkanları korunurdu, artık maceranın içine dahil oluyorlar. Çocukların kahramanlığı sadece aile filmlerinde geçerliydi, artık gişe filmlerinde dünyayı kurtarıyorlar. Bu iki formülü birleştiren “Big Game”, çok satar bir romandan alıyor köklerini. İngiliz romancı Dan Smith’in “Big Game” adlı romanı kısa sürede büyük ilgi görmüş. Bizde de “Büyük Oyun” adıyla Net Genç etiketiyle raflarda yerini almış. Kısa filmlerden sonra 2010’da çektiği ilk uzun metrajı “Rare Exports” ile türleri harmanlayarak iyi bir eğlencelik yaratan Jalmari Helander el atmış konuya. Dişine göre konu bulmanın sevinciyle senaryoyu da kotarmış. Finlandiya, İngiltere ve Almanya ortaklığı filmde Amerikan oyuncularla çalışma fırsatına da sevinmiş olmalı. Samuel L. Jackson, Onni Tommila, Felicity Huffman, Victor Garber, Ted Levine, Jim Broadbent ve Ray Stevenson kadronun başı çeken isimleri.

13 yaşındaki Oskari ile tanışıyoruz... Avcı olduğunu göstereceği bir 24 saat var önünde. Yapılan ritüel sonrası ormana dalacak ve avıyla geri dönerek erkekliğini ilan edecek, statüsünü kazanacak. William Allan Moore ile tanışıyoruz... Amerikan Başkanı... Güçlü görünmek zorunda olan ama tam aksine silik, beceriksiz ve korkak bir adam... Konferans için Finlandiya’ya gitmek üzereyken teröristlerin hedefi oluyor ve uçağı düşmeden önce kapsül yardımıyla ormanın içinde buluyor kendini. Oskari ve başkanın yolları kesişiyor ve maceramız da başlıyor...

Helander ilk filmindeki gibi bir hava yaratırsa Hollywood kapılarının kendisine açılacağı hevesiyle girişmiş filme belli ki. Hiç bir şekilde ciddiye almamızı istemiyor. Bütün klişeleri kullanıyor ve olabildiğince abartarak eğlencelik yaratmaya çalışıyor. Bu abartıların dengesizliğiyle de filmi zedeliyor. Avcılık ritüelinde yarattığı havayla bir türlü Oskari’yi ete kemiğe büründüremiyor. Filmin en iyi damarı olan ve açılışı yapan bu avcılık meselesini aksiyonun habercisi olarak da allayıp pullayamıyor. En azından testesteron salgısı yaratmayı başarmak için uyduruk vaazlar ve ağır çekimin yerine afili bir iki çerçeve yaratabilseydi daha kolay olurdu her şey. Bir yanda övgüler düzülen orman ve avcılık varken bütün yergileri birer ok gibi Amerikan Başkanına saplamanın tezatı da ilginç ama çok sırıtıyor. Kötü adamların deyimiyle “küçük ayakkabı ile özgür dünyanın lideri”nin ortak macerası sık sık sekteye uğrayarak bir türlü eğlencenin tadını veremiyor. Tv filmi havası taşıması en büyük engellerden biri. Sanki sinemada değiliz de, pazar akşamı evimizde pijama terlik televizyon modundayız gibi... Her sahnesi bildik, tahmin edilebilir bir macera. İşin en tuhaf yanı hadi tamam filmi çekilebilir de, kitabı nasıl yazılıyor bu konunun. Nasıl olup da çok satıyor ve çevirileriyle dünyaya yayılıyor? Amerikan başkanını bir çocuğun kurtardığı maceraya aç bir nesil mi var sahi? O çocuğa babası bile inanmıyor üstelik... Hem başkan da bir kere ölsün be kardeşim. Koca ülke bu, tonla başkan çıkarır ardından... Böyle düşünenler için hayli keyifli sahneler barındırıyor film. Pentagon sahnelerinde absürt bir mizah yaratmanın eşiğine kadar gelinmiş ama Helander bunu görememiş ya da cesaret edememiş. İlk andan itibaren bu saldırıyı 11 Eylül’den sonraki en büyük terör saldırısı ilan etmek, oturdukları yerden birbirlerine bağırmaları, başkan yardımcısının ilginç tavırları, çağırılan uzmanın felaket tellallığı yapması gibi detaylarla absürt mizah çoktan hazır aslında. 

Karakterlerinin uçukluğu, klişe senaryosunun mantık dışı çözümlerle işleyişi ile teoride iyi görünen ama pratiğe öyle yansımayınca rayından çıkan bir zaman kaybı “Big Game”... Amerikan Başkanını kundaktaki bebeğin kurtaracağını izleyeceğimiz günler yakındır...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template