♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Last Knights : Şerefine Kelle

Büyük savaşların uzun ve karanlık zamanı boyunca seçkin bir asker sınıfı savaşta sivrilmeyi başarmış. Bunu sağlayan değişmez kuralları basitmiş. Cesur bir asil yüreğe sahip ol, doğru davran ve efendine mutlak bağlılık göster. Katliamlarla geçen yıllardan sonra bir imparatorluk ortaya çıkar ve bu kuralları kökünden değiştirmek üzere şövalyeleri sindirir. Bir istisna hariç... 2015 yapımı Avrupalı “Last Knights” işte o istisnayı şerefin ve bağlılığın önemine değinerek çekiyor kılıcını...

Şövalyeleri yere göğe koymayan film bir Çek Cumhuriyeti ve Güney Kore ortak yapımı. Künyeye bakılırsa sette de bir birleşmiş milletler hali varmış. Bu durum filme uyumsuzluk olarak yansımakla kalmamış, bir yere ait olamamayı da getirmiş sanki arafta çekilmiş gibi... Senaryoyu Michael Konyves ve Dove Sussman kotarmış ve Japon yönetmen Kazuaki Kiriya da peliküle aktarmış. Sussman’ın adını ilk kez duymuş olsak da, Konyves tanıdık bir filmografiye sahip. 2005 ile 2008 arasına beş tv filmi sığdırmış, bizde de bilinen “Earthstorm”, “Storm Cell” ve “Fire & Ice” sonrası ise kariyerinin dönüm noktası... 2010 yapımı “Barney's Version” ile uyarlama senaryo dalında ödül de alan Konyves beş yıl sonra dönmüş. Benzer geri dönüşü yönetmen de yaşamış. 2004’de yazıp yönettiği ilk uzun metrajı “Casshern” ile dönemin korsan film pazarı sayesinde bir anda sivrilen Kiriya, “Goemon” ile aynı durumu 2009’da yaşamıştı. Altı yıl sonra üçüncü metrajında ve muhtemelen kılıç sahneleri dolayısıyla tercih sebebi. Filmin öne çıkmasını sağlayan oyuncu kadrosunda da Clive Owen ve Morgan Freeman başı çekiyor ve onlara Aksel Hennie, Daniel Adegboyega, Cliff Curtis ile Shohreh Aghdashloo eşlik ediyor. Afişlerde yer alsa da Freeman sadece ilk yarım saatte gözüküyor ve asıl ağırlık Norveçli Hennie’de...

Adlandırılmamış ve tam olarak zamanı olmayan bir yerdeyiz. Lord Bartok ile tanışıyoruz... Sağlık sorunları çeken, halkının iyiliğini düşünen prensipli bir adam... Başkentten gelen daveti kabul ediyor. Bakanının istekleri arasında rüşvet de var ve Bartok başına ne geleceğini bile bile karşı çıkıyor. Bugünün düşüncelerini ortaçağ zamanında dillendiriyor. Varisi olmadığı için başına bir şey gelmesi halinde yerine geçmesi için şövalyesi Raiden’i seçiyor. İmparatorun sadık bakanıyla sürtüşmenin sonu karşılıklı cinayet girişimi olunca soluğu karşısında alıyor ve verilen karar da filmin konusunu oluşturuyor. Lord Bartok’un infaz edilecek ve kellesini sadık komutanı Raiden almak zorunda... Bağlılık yeminin hatırlatılmasıyla istemeye istemeye kelleyi koparıyor Raiden ve bu durumla nasıl yaşayacağını izliyoruz...

Çok uluslu filmin kafasının hayli karışık olduğunu en başta belirtelim. Olaylar Avrupa’da geçiyor gibi görünse de altı doldurulan tüm kavramlarla tamamen uzakdoğu filmi havasında. Yönetmen sanki kendi “Son Samuray”ını çekiyormuş havasında. Senaryonun da facia olması tuz biber ekmiş. Diyalogların ve savunulan konuların bu kadar modern olması hem inandırıcılığı zedeliyor hem de çok absürt duruyor. Aslında yapılmak istenen Raiden karakterini efsane adam kıvamında işlemek ve şaşırtıcı bir finalle intikam almasını sağlamak. Kolay görünen bu amacı gerçekleştirmek için gerekli olan hayal gücü iki senaristte de olmayınca bir iki karakterin aynı cümlelerle şöyleymiş, böyleymiş diye anmasından ibaret şövalyemiz hiç bir etki yaratamıyor. Hikayeyi derinleştirmek ve sürprizi görünce “vaay be ne manyak planmış” dedirtmek için koca bir 60-70 dakikayı harcıyor. Şaşırtmaktan çok uzak ve sıradan bir konuyu işleterek yavanlaşmanın bedeli de testosteron seviyesine tavan yaptırması gereken son yarım saatin etkisizliği oluyor. Sıradan bir tv dizisi havasında bir sanat yönetmenliğiyle atmosfer yaratımındaki beceriksizliği de bunlara eklersek elle tutulur herhangi bir şey yok.

Hikayeye hiç bir katkısı olmayan sahnelerle hem süresini uzatan hem de tempo kaybeden “Last Night” seyircisinden sabır isteyen ama buna da pişman eden kötü bir deneme. Sadece intikama odaklanıp aksiyonu işletse en azından sıkılmadan izlenebilecekken bilgelik, bağlılık, ve onur gibi kavramlar üzerinden ahkam keserek kılıcı kendi kellesine sallıyor...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template