♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Boy : Bir Kurban, Bir Kefaret

Ölümle başa çıkmak zordur... Yakınlarınızdan biri öldüğünde daha da zordur... Hele bir de uzun bekleyişler sonunda kavuştuğunuz çocuğunuz öldüğünde içinizde kıyametler kopar. Evlatlık aldığınız çocuğun ölümü polisin araştırmasında intihar olarak sonuçlanıyorsa bu kıyamet daha da artar, her şey değişir ve nefes almak tam bir yük olur... Wystke Versteeg’in romanı “Boy”, bu yükü taşımaya çalışan bir annenin hikayesini anlatıyor.

1983 doğumlu Hollandalı yazar Versteeg siyaset bilimi, sosyal coğrafya ve drama okumuş ve halen Twente Üniversitesi'nde bilim iletişimi hakkında doktorasını yapıyor. 2012 yılında büyük övgüyle karşılanan ilk romanı De Wezenlozen (Unutkanlar) ile edebiyat dünyasına giriş yapmış. 2013 yılında ise ikinci romanı “Boy” gelmiş. Serge Heedrik Ödülü ve Kwakoe Edebiyat Ödülü'nü kazanmış olan Versteeg, uluslararası gazete ve dergilerde makaleler, öyküler, şiirler ve oyunlar yazarak devam ediyor. Yazarın Türk okurlara tanışmasını sağlayan Kahve Yayınları, 2011’de Ankara'da, iki kadın girişimci tarafından kurulmuş. Sekizinci kitapları olarak Ocak ayında yayınlanmış “Boy”... Hedefleri “Türkçe'ye mümkün olduğunca farklı ülkelerden, kültürlerden kitap kazandırmak.” diyor ve bu doğrultuda devam ediyorlar.

Evlatlık alınan bir çocuğun beklenmedik ölümüyle yüzleşmek ve bu ölümün intihar olma ihtimaliyle yüzleşmenin romanı Boy... Üç bölümden oluşan roman, dizi ve filmlerde görüp o hayran olduğumuz kuzey ülkeleri atmosferine sahip. Çok yalın ve net ve hayranlık uyandıracak derecede derin. Tam bir kadın romanı... Herhangi bir erkek yazarın böyle bir romanı yazabileceğini hiç zannetmiyorum. Ana karakterinin bağrından kopan cümlelerle etkileyici bir anlatı. 

“Benim yumurtalık sıvım Mark’ın sperm hücrelerini öldürüyormuş, bedenim onun bana verdiğini yok ediyormuş.” diyen psikiyatrist bir kadın. Doğacak olanı öldüren, katil rahim sahibi olduğunu belirten kadının ve doğduğu ülkeden alınıp farklı bir kültürün içinde büyümeye çalışan bir çocuk Boy... 14 yaşında ölen Boy, pek arkadaşı olmayan uyum sağlamasına izin verilmeyenlerden biri...  Önce kayıp olduğu düşünülmüş ama sonra cesedi bulunmuş ve polis olayı kısa sürede kapatmış. Hiç bir annenin böyle bir belirsizlikle yaşaması mümkün değil elbette. Önce son durumu anlatan Versteeg ilk bölümü annenin ölümle yüzleşmesine ayırmış. 

“Ölüler ne olursa olsun, yüzeye çıkarlar ve belki de bu yüzden onlar için mezar taşları dikeriz; parlak, ağır mermerden mezar taşları, bir daha açılmaması gereken kapılar. Tüm o ritüeller boşuna değil. Nasıl da süsleriz onları ölmeden önceki hallerine benzemeleri için; yanaklarına allık süreriz, en güzel giysilerini giydiririz. Kartlar yazarız elle ve herkese yollarız ölüm haberini vermek için. Tabut toprağa sarkıtılırken veya gözden kaybolurken, bizi seven herkesin yanımızda durmasını, yanımızda olmasını isteriz vedalaşırken. Ölen kişi için ne kadar uzakta ve ileri yaşta olursa olsun, bizler hep kendimizi ve çok geçmeden kendimizin de bu dünyadan ayrılacağını görürüz ve bu yüzden aşırı sesli güler, önceden kek ve kahve siparişi veririz. Yiyorsak, yaşıyoruz demektir çünkü. Fakat ölen kişi bir çocuksa, kimse bir şey yemek istemez; cenaze konukları törenden hemen sonra uzaklaşırlar; çocuk ne güzel, ne huzurlu yatıyor demez kimse.”

Çok iyi kurgusuyla karı kocanın hikayesini ve evlat alma macerasını da anlatarak başlıyor roman. Boy’un bir kurban olabileceği, sistemin erittiği yüzlerce çocuktan biri olup olmadığını düşündürerek ilerliyor. Çok fazla soru uyandırmıyor okurunun içinde ve çok büyük beklentilere de sokmuyor. Kendinizi romanın içinde bulduğunuzda pek bir şansınız da yok zaten. Sonuna kadar nefes aldırmadan okuruyla birlikte finaline yürüyen bir roman... 

Karakterlerini derinlemesine işleyen Versteeg, ikinci bölümde kahramanını bir kefaret yolculuğuna çıkararak Boy’u başka birinden daha tanıyarak hikayeyi tamamlamamızı sağlıyor. Daha fazlasını açık etmeden belirteyim, ikinci bölümle birlikte iyice coşuyor roman. Sistemin dışına çıkan ve kendi öykülerini yaratmış insanların arasına dalarak mutluluk ve sevgiyi irdeliyor. 

-Sağlıklı denen şey, bir insanın işlevini mümkün kılan şeydir.
-Bu kadar mı? Yani işlevden başka bir şey yok mu; biz makine miyiz?
-Daha ne olabilir?
-Bilmem, kendini gerçekleştirme. Mutluluk.
-Bunlar boş kavramlar, marketing; dergiler bu tür şeylerle dolu.

Yalın dili ve çok gerçekçi anlatımıyla ustaca yazılmış derinlikli bir roman “Boy”, çok da sürükleyici... Çocuğunun ölümüyle yüzleşmek zorunda kalan kadından çok etkileyici bir ağıt... Bu yıl okuduğum en iyi romanlardan biri...  

BOY / Wytske Versteeg
Çeviri : Erhan Gürer
Kahve Yayınları
Roman / Ocak 2015
192 Sayfa  
14.00 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template