♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

American Heist : Kardeşler Dünyaya Karşı

Ortada bir suç varsa ve cezasını çekmek üzere yakalanmışsa, sadece mahkumu değil ailesini de etkiler... Hapishane çıkışı uslu durmazsa tüm sevdiklerini de peşinden sürükler... Yeniden başlangıç, temiz bir sayfa açma isteği de heba olur gider... Bu ezberlenmiş klişeyi işliyor 2014 yapımı Kanada-Lüksemburg ortaklığı “American Heist”, bu kadar basit formüle rağmen beklenenden fazla ilgi görmesiyse oyuncu kadrosunda saklı...

Düşük bütçeli filmlerin senarist ve yönetmeni olarak video pazarına iş yaparken, 2010 yapımı “Transparency” ile ödüller toplayınca hedef yükselten Raul Inglis’in senaryosunu kotardığı filmin yönetmen koltuğunda da Ermeni yönetmen Sarik Andreasyan oturuyor... İlk filmini 2009’da çeken Andreasyan komedilerle dolu filmografisinde de hayli üretken, beş yıla altı film sığdırmış... İlk kez böylesi bir kadroyla çalışmış, ilk kez komedinin dışına çıkmış... Kadro demişken sıralayalım; Adrien Brody, Hayden Christensen, Jordana Brewster, Tory Kittles, Akon, Elena Sanchez ve Laura Cayouette... Brody’nin çok seçici olmadığını biliyoruz, Christensen de dört yıl sonra setlere dönüş yapmış... Brewster konusunaysa hiç girmeyelim, Hızlı ve Öfkeli serisinden ibaret kariyeriyle dursun kenarda... Sözün özü berbat künye...

Önce Frankie ile tanışıyoruz... On yıldır yattığı hapishaneden çıkıp özgürlüğüne kavuşuyor... Sonra kardeşi James ile... Oto tamircisinde çalışan, kendi dükkanını açmak için bankalara kredi başvurusu yapan hayalleri olan bir genç... İki kardeşin ilk karşılaşmasıysa James’in pek hoşuna gitmiyor... Yeni bir başlangıç yapmak üzereyken abisinin ortalığı karıştıracağının farkında... Ama sürükleniyor peşinden... Araba çalmak ve sürmek konusunda fazla iyi olmanın doğuracağı sonuçlar var elbette... Frankie rahat durmuyor ve abi kardeş bir banka soygunun parçası oluyorlar... James’in eski sevgilisi Emily ile arasını düzeltmesi de maksat filmde bir kadın görünsün şeklinde geçip gidiyor... 

Inglis senaryo yazmakla uğraşmamış, öylece koyvermiş bir şeyler... Biraz ordan biraz burdan... Zaten karakter yaratmak gibi bir dert yok... Frankie’nin kardeşini ikna ettiği sahne gibi bir faciayı akıl ve mantıkla açıklamak mümkün değil... Akıllara zarar sebepler ve aynı saçmalıklarla doğan sonuçlar... Yok senaryo falan, öyle idare edin... Belki çekimler sırasında yazılmıştır kimbilir... Andreasyan da yedinci filmini çeken yönetmenden çok, çaylak gibi... Ne atmosfer yaratabiliyor, ne heyecan... Bu kadar sakin izlenebilen bir soygun filmi yapmak zor iş... Ortada yönetmenlik de olmayınca oyunculuk beklemek zor... Brody’nin abarta abarta oynaması da evlere şenlik... Sürekli kafası güzel sanki, başka bir filmde zannediyor kendisini... Yer yer o kadar abartıyor ki, Christensen mal mal bakıyor yüzüne... İkilinin birbirine sarılıp “dünyaya karşı biz” naraları atması da inandırıcılıktan çok uzak...

Yaratıcılıkla uzaktan yakından bir ilgisi olmayan ve tamamen bildik bir formül üzerinden ilerleyen film, standart sinema gerekliliklerinden de yoksun haliyle kötü olmayı bile hak etmeyen bir zaman kaybı... Oyuncularına aldanıp banka soygunu filmini izlemek isteyenler aman dikkat, hırsızların asıl hedefi 94 dakikanızı çalmak...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template