♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

[REC] 4 Apocalipsis : Yüzeysel Sıyrıklar

Bir İspanyol gerilimi buluntu filmden bıktığımız dönemde hepimizi şaşkına çevirdiğinde yıl 2007 idi ve çift yönetmenli “[Rec]” kısa sürede yılın olayına dönüşmüştü bile... Çok sürmedi Amerikan çevriminin yapılması ve o da iki filmlik bir seriye dönüştü... Jaume Balagueró ve Paco Plaza, yarattıkları gerilimin devam filminde de aynı başarıyı yakalaması da az buz değildi... Ne olduysa ondan sonra oldu zaten... İkili seriye devam kararını ayrı ayrı aldı... Her başarı öyküsünde olduğu gibi yine ayrılık çanları başarısızlığın anahtarı...

“Rec” çılgınlığı dünyayı sardığında dağıtımcılarımız hemen konuya uyanamamışlar ve filmin korsan alemlerde tüketilmesinden sonra ancak 14 Kasım 2008’de “Ölüm Çığlığı” adı ile vizyona sokabilmişlerdi... İkinci filmde de aynısı yaşanınca, seriyi ev sinemasından takip edeceğimiz de neredeyse kesinleşmişti... Yine de serinin dört filminin de vizyona girdiğine şahidiz... En azından sinemada izlemeyi bekleyenler için ödül gibi oldu diyelim... 18 ödüllü ilk filmin ardından, ikincisinin de 5 ödül toplaması ve beklentilerin üzerine çıkması 2009 yılına denk geldi... Sonrası sanki başka bir seri gibi... İkilinin ayrı ayrı birer film çekme kararının ilk örneği 2012’de “[REC]³: Génesis” adıyla geldiğinde, durumun facia olduğunu görmüştük... Fazlaca özenti ana karakterin, düğünüme zombiler bile engel olamaz kafasıyla ava çıktığı film seriden fersah fersah uzaktaydı... Paco Plaza’nın, senaryosunu Luiso Berdejo ve David Gallart ile birlikte kotardığı filmin tek akılda kalıcı yanı da Leticia Dolera idi... Seriye ihanet söylemleri arasında unutulması ve yok sayılması da haklı gerekçelere bağlı... Plaza sırasını savdıktan sonra, geldik dördüncü filme: [REC] 4: Apocalipsis... Bu sefer çok gecikmeden “[REC] 4: Kıyamet Gecesi” adıyla vizyonda...

Senaryosunu ikinci filmde de birlikte çalıştığı Manu Díez’le koturan Jaume Balagueró, daha künyeyi oluştururken seyircinin istediği geri dönüşü yaşatabileceği ihtimalini vermişti... Manuela Velasco’nun yeniden başrolde olmasına sevindikten sonra Héctor Colomé, María Alfonsa Rosso, Javier Botet ve Paco Manzanedo’nun ona eşliklerine de ikinci filmin bıraktığı yerden devam edileceği haberiyle sevindik... Lakin sevincimiz kursağımızda...

Rec 4 için söylenebilecek en iyi şey, kan ve aksiyonun yerli yerinde olduğu... Tabii eğer beklediğiniz buysa... İkinci filmin bıraktığı yerden başlayan film, haberci kızımız Angela’nın bir yerde uyanmasıyla başlıyor... Çok geçmeden açık denizde bir gemide olduklarını anlıyoruz... Angela ve onu kurtaran iki asker virüs taşımadıklarından emin olunduktan sonra gemide yer alan sakinlerin arasına karışıyor... Bir gerilim filminden beklendiği gibi ortam izole ve çok kalabalık bir grup değiller... Çatlak doktor ve panzehir araştırmaları da, farklı milletlerden oluşan mürettebatta beklendiği gibi yerli yerinde... Balagueró çok bekletmeden virüsü serbest bırakıyor ve zombi ölümlerinin yine bir kadından olmasını sağlıyor... Kanı ve şiddeti hiç esirgemeden... Gemide ne bulduysa onlarla öldürmek, Velasco’nun hiddetiyle birleşince seyircinin bekledikleri de verilmiş oluyor Balagueró’ya göre... Motor pervanesiyle zombi avı anlaşılan ekibi heyecanlandırmış...

Her şeyin tam tahmin edildiği şekilde gittiği kapalı mekan gerilimi, kaçık doktorun ısırıldıktan sonra öldürülmemek için dediği gibi “Yüzeysel Sıyrık”lardan oluşuyor... Serinin ilk iki filmi düşünüldüğünde bu mirastan yararlanmaya çalışan yüzeysel bir gerilim var ortada... Seriyi unutup tek başına değerlendirelim desek de durum değişmiyor... Gemiden faydalanamayan, kapalı mekan gerilimi atmosferini bir türlü kuramayan Balagueró tempo sorunu da çekiyor bolca... Zaten bildik sahnelerle daha önce izlemişlik hissini her kareye boca ederek getirebiliyor filmin sonunu... Son sahne ile olası beşinci filme atılan olta ise facia... Oradan bir şey çıkmaz, aman aman diye uyaralım... 

İyi bir ikilinin, ayrı ayrı bu kadar başarısız olmasına şaşırmanın da mümkün olabildiği serinin son filmi en azından üçüncü filmden daha izlenebilir duruyor... Balagueró’nun seçimleri ve çıkış noktası Plaza’nın bir tık üzerinde ama ancak serinin fanatiklerinin sonunu getirebileceği 96 dakikalık bir eziyet var ortada...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template