♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Ouija : Arkadaş Selamı

Gerilim filmlerinin buluntular ve sürpriz final çılgınlıklarından önce kullandığı ve korku saldığı şeylerdi objeler... Her filmde dokunmaktan, gördüğümüz yerde çığlık atmaktan korktuğumuz bir objeye rastlardık zamanında... Kuklalar, bebekler, aynalar, maketler ve evler derken o objelerin sihirli olduğunu ve öteki dünyayla, ruhlarla temas için kullanıldığını da öğrendik... İyilik getirmezler, her türlü kötülüğü başlatırlardı... Tarihsel referansı da o meşhur “Pandoranın Kutusu” olunca inanmamamızın imkanı yoktu elbette... Uzun zamandır kullanmayan formülü kullanan, adını da objesinden alan 2014 yapımı Amerikan işi gerilim “Ouija”, “Ölüm Alfabesi” adıyla vizyonda...

Ouija demişken hakkında bilgi edinelim önce... Ruhlarla iletişim kurmaya yaradığı iddia edilen metafizik gereç Ouija, halk arasında cadı tahtası adıyla da bilinmekte... Geçmişi konusunda netleşmiş bir şey bulunmuyor... Ne kadar eski olduğunu kanıtlamak da mümkün değil... Bilinen en eski örnekleri 1200 ve 540 yıllarına dayanıyor... Adı ve şekli konusunda da net bir kaynak yok... E.C.Reiche'nin geliştirdiği tahta adını da Fransızca ve Almanca’da evet anlamına gelen “oui” ve “ja” kelimelerinin birleşiminden alıyor bir iddiaya göre... İşin aslının Mısır’da “şans” anlamına geldiğini iddia edenler de mevcut... Ruh çağırma seanslarında kullanılan tahta, üzerinde bir dilin tüm harflerinin yazılı olduğu bir düzlemden, harflerin, evet, hayır, hoşçakal gibi kelimelerin ve işaretlerin belirtilmesini sağlayan saat benzeri sarkaçlı döner bir cisimden oluşuyor... Sadece harfler, rakamlar ve sarkaçtan oluşan türleri de bulunuyor ama günümüzde kullanılan Ouija, M. Planchette adlı bir Fransız ruhbilimcisi tarafından 1853'te tasarlanmış ve 1886 yılından bu yana satışta...

İşte tasarlanmış son hali bile yüz yıldan fazlasını devirmiş Ouija, uzun zamandır görünmediği beyazperdeye geri dönmüş... Bunda “Insidious” serisinin yapımcılarının parmağı var... Doğaüstü gerilimin yönetmen koltuğunda oturan Stiles White, senaryoyu da Juliet Snowden ile birlikte kotarmış... İkilinin birlikte imza attıkları dördüncü senaryo... 2005 yapımı “Boogeyman” ve 2009 yapımı “Knowing”de ekibin parçası olduktan sonra, 2012 yapımı “The Possession” ile adlarını duyurmuşlardı, bu kez yönetmen koltuğunu da kaptırmamışlar... Son filmle de bağları olan bir öykü bu... Küçük bir kızın garaj satışından aldığı bir kutu ile şeytanın musallat olduğu “The Possession”, yine bir objeden alıyordu gücünü ve bir makaleye dayanıyordu kökleri... White ilk uzun metraj deneyimine soyunmasını sağlayan da filmin başarısı desek yanılmayız... Gelelim oyuncu kadrosuna... Gençlerden oluşan kadronun başını “Bates Motel”de izlediğimiz Olivia Cooke çekerken, Daren Kagasoff, Douglas Smith, Bianca Santos, Ana Coto, Douglas Smith ve Shelley Hennig ona eşlik edenler...

Resmi özeti de hatırlatalım... Çocukluk arkadaşı Debbie’nin ani ölümünden sonra Laine, Debbie’nin erkek arkadaşı Pete ile birlikte Debbie’nin odasında antika bir Ölüm Alfabesi tahtası keşfeder ve en yakın dostuna hoşçakal demek için onu kullanmaya çalışır. Meraklı genç kız sorular sormaya başlayınca ve Debbie’nin ölümündeki gizemi ortaya çıkarınca, Laine tahtanın sahibi olan ruhun kendisine DZ dediğini ve seansların sona ermesini istemediğini öğrenir.

Bir grup arkadaşın, antik bir ruh çağırma tahtasının güçlerini uyandırdığında en dehşet verici korkularıyla yüzleşmek zorunda kaldığı “Ölüm Alfabesi”, kartlarını açık oynayan filmlerden... Ne olacağını tahmin ederek izleyenler için işkence... Zira ne olacaksa tahmin edildiği gibi, tüm izleri kullana kullana oluyor... Arkadaş grubuyla izlerken, “şimdi şu olacak, bu olacak” diyenlerdenseniz tüm dedikleriniz aynen olacak, hem de tam o anda... İkilinin hiç risk almadığı korku/gerilim tamamen klişeler üzerinden yürüyor ve şaşırtma peşinde koşmuyor... Sürpriz final çabasına da hiç girişmiyor... İyi atmosfer kurmaya odaklanan White, bir kaç küçük dokunuşla akılda kalıcı gerilim sahneleri yaratmaya çalışmış ama nafile... Daha önce benzerlerini gördüğümüz numaralarla bunu sağlamaya çalışmak boş çaba ama atmosferi kurabilmiş, oyunculardan verim almış... En iyi yaptığı şeyse zaman kullanımı... Öyküsünden sapmadan, akıcılığı bozmuyor, tempoyu düşürmüyor en azından... Türü sevenler için sıkıcı bir eziyete dönüşmüyor...

Filmde “Hi Friend” diyerek arkadaş selamı çakan kötü ruh gibi, benzer gerilim filmlerinin ruhunu arkadaş selamı çakarak çağıran ve klişe işleyişiyle türün tüm gereklerini uygulayan “Ouija”, sadece korku filmi fanatiklerine hitap edebilen 89 dakikalık vasati bir gerilim... Gişe için hazırlanıp, bu kadar ülkede gösterime girmek için ruhların bir kaç fırına musallat olması gerekiyor...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template