♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Vikingdom : Üç Emanet, Bir Kibir

Edebiyat ve dizi dünyasını ablukaya alan doğa üstü varlıklar ve tarihi karakterlerin anaakım sinemaya olan etkisi kaçınılmaz olarak b-türüne de işlemeye devam ediyor... Geçtiğimiz sezonun flaş dizilerinden biri olan “Vikings”in yarattığı ilgi üzerine girişilmiş gibi duran “Vikingdom”da bu yolun yolcularından...

Adını ilk kez duyduğumuz James Coyne’un kotardığı ısmarlama görünen senaryoyu peliküle aktaran malezyalı yönetmen Yusry Abd Halim... Görsel efektçilik yapan Halim, beşinci uzun metrajında... 2006’da tür kırması “Cicak-man” ile yönetmenliğe ödüllü bir giriş yapan yönetmen, ikinci filmle devam etmiş ve 2011’de “The Malay Chronicles: Bloodlines”la ülkesince beş ödülle yılın işlerinden birine imza atmış... Aynı yıla sığdırdığı “Karak” ile korkuya yönelmiş ve en beğenilen filmi olarak geçmiş kayıtlara... “Vikingdom” ise kuşkusuz şimdiden en çok bilinen filmi olarak anılacak gibi... Bunda tam dönemine denk gelmesinin etkisi olduğu kadar, başrolünde Dominic Purcell’i barındırmasının da payı var... Ona eşlik eden isimlerse Natassia Malthe, Conan Stevens, Craig Fairbrass, Jon Foo, Jesse Moss ve Patrick Murray... Purcell dışında tanıdık bir isme rastlamıyorsakta, konu hayli tanıdık...

Vikingler efsanesinin dönemindeyiz... Hristiyanlığın yayılmaya başladığını gören tanrılar öfkeli... Özellikle de Thor... Kibiriyle insanların kendisine tapması gerektiğine inanan Thor, alıyor eline sazı hazırlıyor planını... Kanlı Tutulma adı verilen günde üç kapıyı da açmak için ihtiyacı olan üç kutsal emanetin peşine düşüyor... Cennet, cehennem ve arafın açılmasıyla iktidarı yeniden eline geçirmek isteyen Thor’a dur demek ise baş karakterimize düşüyor... Bu sayede Eirik’le tanışıyoruz... Filmi açan kahramanımız, anlatıcı görevini de alarak savaş meydanında ölen bir kral olduğunu açıklıyor önce... Sonra da ekliyor: “Her şey öldüğüm gün başladı...” Ölümden dönen Eirik, Lord Frey’in ziyareti sonrası görevi kabul ederek Thor’u durdurmak üzere serüvene atılıyor... Serüven dediysem, en basit ve klişe olanından... Daha fazlasını bekleyerek izlemeye koyulan olduğunu sanmam zaten...

114 dakikalık serüven, tamamen görsellik üzerine kurulu... Öykü anlatmaya, karakterlerini tanıtmaya odaklanmaya yeltenmiyor öykümüz... Zaten gerekte yok, sürekli savaş halleri olsun, kılıçlar konuşsun istiyor ekibimiz... Bu tür bir film için olmazsa olmaz efektlerse, bir görsel efektçiden beklenmeyecek kadar berbat halde... Patır patır ölenler var ama kan yok, efektler sanki pentiumun yeni çıktığı dönemin pclerinde hazırlanmış gibi çağın çok gerisinde... B-türü film için zaten güncel birşey beklemiyoruz ama kendini ciddiye aldığı için bolca sırıtmakta... Tek iyi yanı görselliği diyebiliriz, görüntü yönetmeni Eric Oh, yer yer abartsa da renkleri iyi kullanarak filmin en izlenir kılmış... Atmosferi yaratan da, filmi izlenebilir kılan da onun işçiliği...
Bir efsaneyi anlatıyorsak içinde herşey barınmalı düşüncesiyle hikayeye yedirilen saçmalıklarla dolu senaryoda da yok yok... Bir savaşçı maceraya atılıyorsa, yanında dostları olacak, bir kadın kendisini ona sunacak ve elbette ihanet kaçınılmaz olacak... Dostlar arasında abukluğun daniskası olarak bir de uzakdoğulu karakterimiz Yang mevcut... Hepsinden oluşan şefin menüsüyle, ucuzluğun tavan yaptığı filmimiz çağa ayak uydurarak süpriz bir final barındırmayı da ihmal etmemiş... Hiç süpriz olmaması bir yana, çokta kötü bir final yapıyor “Vikingdom”... 

Viking ile Kingdom’u birleştirip çakalım kelime oyununu, isim güzel hemen çekelim filmimizi düşüncesiyle çarçabuk çekilip sunulduğu belli olan “Vikingdom”, buna rağmen 15 milyon dolarlık bir bütçeyle kotarılmış... 3 boyutlu olması bu bütçeyi getirmiş belli ki ama onunda herhangi bir artısı görünmüyor... Bunca masrafın karşılığının alınamadığı belli gibi ama kendine Amerika dahil 9 ülkede salon bulabilmesi şaşırtıcı... Bizdeyse kaderi elbette korsan piyasa... İnternete düşer düşmez hızlıca altyazısı çevrilen film, meraklılarını bekliyor... Ne kadar meraklısı olur bilinmez ama, konusuna göre hayli uzun süresi başta olmak üzere klişeleri, saçmalıkları, temposuzluğu ve savaş sahnelerindeki tutukluğuyla içi boş bir izle tüket filmi...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template