♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Dyatlov Pass Incident : Dağ Başını Gizem Almış!

Buluntu film çılgınlığının korku türündeki hükümdarlığının her geçen gün büyümesine paralel olarak yeni örnekler gelmeye devam ediyor... En fantastik öykülerin bile ayaklarını yere sağlam bastırabilmek ve inandırıcılığın çıtasını yükseltmek adına girişilen bu yöntem, uygun konu bulunduğunda tadından yenmez oluyor... Hoş, pek iyi örnekler gördüğümüz söylenemez ama tek tükte olsa başaranlar mevcut... Büyük bir gizem taşıyan gerçek olayı küfesine doldurup dağa çıkan "The Dyatlov Pass Incident" denemede kalıp, bunu başaramayanlardan... Hatta o kadar başaramıyor ki, vasat yaftasını bile yapıştırmak zor...

Yıl 1959, dokuz arkadaş çıkmış Ural dağlarına... Tuhaf bir şekilde ölü bulunmuşlar... Cesetlerdeki tuhaflıklar az buz değilmiş... Hiç biri mücadele etmemiş, birinin dili kayıpken, ikisinin kafatasında çatlağa rastlanırken, kaburgası kırılan çoğunluğunun yanında iki kişinin de pantolonunda yüksek radyasyona rastlanmış... Bu büyük gizem, ne kadar uğraşılsa da çözülememiş bir türlü... Hipotermi, uzaylılar, kimyasal saldırı, genetik deneyler yapılan laboratuar ortaya atılan teoriler arasında... Ama sadece teori olarak kalmışlar... 

Bu büyük gizemin albenisine kapılan genç kızımızla açılıyor filmimiz... Gizemi çözmek için olayın gerçekleştiği yerde araştırma gezisine çıkma planını çarçabuk ayarlıyor... Kızımıza hafiften yanık belgeselci arkadaşı kamerasını, bir başka genç kızımız sesler için mikrofonunu kapıp dahil oluyor geziye... Tecrübeli dağcı kontenjanını da iki genç üstleniyor, çıkıyorlar yola...Ural dağları onları beklerken, filmdeki tuhaflıklar da bizi bekliyor... Buluntu film mantığını baştan yerleştiren filmimiz, hiç bir katkısı bulunmayan sahneler ve gereksiz bilgilerle başlamakta sakınca görmüyor...

Böyle bir gizem için ortaya atılabilecek gerçekçi bir teoriyi desteklemek o kadar kolay görünüyor ki, iyi bir senarist sadece boşlukları dolduracak o kadar... O boşlukları doldurmak bir yana, kendisi hayli boş görünen bir senarist var işin başında... MTV'nin abidik gubidik reality şovlarında çalışmak dışında sinemayla pek bir ilgisi bulunmayan senaristimiz Vikram Weet, "The Real World" ve "Keeping Up with the Kardashians"ta çalışmış... Bu şovlarda ne kadar öykü varsa artık, onlara Vik Weet adıyla imza atan senaristimiz nasıl bir filmde olduğunu bilmiyor... Önündeki olayın gizemini çözmek yerine, birebir tekrarlama tercihiyle müthiş bir madeni patlatıyor adeta... Böyle bir gizem, gerilim filmi için biçilmiş kaftan oysa... Dağ başında olmanın verdiği direk unsurlardan da beslenince müthiş bir film çıkabilir ortaya... Bunları görmezden gelen Weet, gerilim özürlü gibi kendine bir şablon oluşturarak uygulamaya koymuş... Ne kadar anlatsam o kadar yetmez, kısaca senaryonun hakkını hiç verememiş diyeyim tam olsun...

Dokuz kişi yerine, beş kişiyi izlememiz dışında herhangi bir farkı yok öykünün senariste göre... Beşlinin başına gelen saçmalıklar sayesinde anlıyoruz ki, mantıklı bir açıklaması da yok... Neye hizmet ettiğini anlamadığımız çok ucuz açıklamalardan sonra sinirle küfürü basmak istiyorsa bünye, o derece... Hadi tamam diyelim tezler saçma da finali bari iyi olsaydı...

İşin en tuhafı, bildiğimiz yerden vurulmak... Dağları mesken edinmiş bir filmografiye sahip yönetmenimiz Renny Harlin, nasıl olmuşta bu senaryoyla yola çıkmış anlamak mümkün değil... Normalde Weet'e iki tokat atıp, kendine gel yahu demesi gerekirken tüm bu saçmalığa uymakta sakınca görmemiş... Hadi senaryo kötü onu kabul ettikte, Harlin de ruhunu evde bırakmış çekimlere giderken besbelli... "Cliffhanger", "Die Hard 2", "Mindhunters", "The Long Kiss Goodnight" nere bu nere arkadaş dedirtecek bir isyan yaratıyor Harlin... Lakin ondaki düşüşte gözden kaçmıyor... Büyük filmler çeken Avrupalı yönetmen kategorisinden neredeyse kafa üstü çakılmış giden bir filmografiye sahip son zamanlarda... "Cleaner", "12 Rounds", "5 Days of War" derken eski günlerini mumla aratan Harlin, karavana atmaya devam ediyor... Senaryoları gerçekçi haliyle bize yutturmayı başarmış bir yönetmen, uydurulmuş bir gerçeği belgesel olarak yutturamıyor artık... Her saniyesinde bu bir film demekle kalsak iyi, ne inanıyoruz, ne geriliyoruz, ne heyecanlanıyoruz... Dakikalar öylece akıp gidiyor hepsi o... Kısaca oyuncu kadrosuna da değinmek gerekirse; Holly Goss, Matt Stokoe, Luke Albright, Ryan Hawley ve Gemma Atkinson’dan oluşan beşlimiz vasatı aşamıyorlar doğal olarak... Hissetmediklerini bize de hissettirememeleri gayet doğal...

Halen albenisini koruyan büyük bir gizemi kendince çözmeye çalışmak üzere dağa çıkan “The Dyatlov Pass Incident” yada alternatif adıyla "Devil's Pass", yarattığı diz boyu saçmalıklardan oluşan bir çığın üzerine düşmesi sonucu berbat bir şekilde can veren bir belgesel denemesi... Tabii sabırlı olup bitirebilirenlere...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template