♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İlk Bakış: Mr. Morgan’s Last Love / Son Aşk

Yabancı bir şehirde bir Amerikalının genç ve güzel bir kadınla şans eseri tanışmalarının sıradışılığının peşinden aşkla giden “Mr. Morgan’s Last Love”, “Son Aşk” adıyla 18 Ekim’de gösterime giriyor...

“Mr. Morgan’s Last Love”, kısa filmler ve tv filmleri derken “No Reservations” adıyla Amerikan çevrimi de yapılan ilk uzun metrajı “Bella Martha” ile 2001 yılının ödül avcısına dönüşerek adını duyuran Sandra Nettelback’in dördüncü uzun metrajı... Aşktan vazgeçmeyen yönetmen ilk kez bir uyarlamaya imza atıyor... Françoise Dorner’ın kaleme aldığı Fransız romanı “La Douceur Assassine”nin uyarlaması Alman-Belçika ortak yapımı... Michael Caine, Fransa’nın yükselen yıldızı olarak lanse edilen Clémence Poésy, Justin Kirk, Jane Alexander, Anne Alvaro ve Gillian Anderson’dan oluşan oyuncu kadrosu “Son Aşk” Paris’te yaşayan yalnız, dul bir Amerikalının şans eseri yaşam dolu ve güzel bir kadınla tanışmasından sonra, hayatı tekrar sevmeyi öğrenmesini anlatan acı tatlı bir hikayesi olarak tarif ediyor kendini... 

Pauline otobüste kendisine yardım eli uzattığı günden sonra inatçı, yorgun Matthew Morgan bir kez daha mutlulukla tanışır. Genç kadının içten yaklaşımı ve asla yitirmediği iyimserliği ile yaşlı ayakları adeta yerden kesilen sessiz öğretmen, eşsiz bir yaşam öğrencisine dönüşür. Paris’te yürüyüşleri esnasında yaşadıkları günlük maceralarında, parkta yedikleri yemeklerde, şehir dışına yaptıkları yolculuklarda çift, dostluk hazinesini, bir arada olmanın verdiği rahatlığı, romantizmi ve ailenin anlamını keşfeder. İnsanlara olan inançlarını yeniden inşa ederlerken, Pauline yeni bir aile kavramına kucak açarken, Matthew adeta yabancılaşmış olduğu babasındaki değişikliklerden hayli etkilenen oğlu Miles ile yeniden bir araya gelir. Miles ve kız kardeşi Karen’ın babalarını eve, Amerika’ya döndürmek için başlayan agresif girişimleri, Miles’ı hayatında asla beklemediği bir yöne götürür. Tam zamanında baba oğul tekrar birbirlerine saygı duymayı öğrenir, geçmişin gölgelerinden kurtulur ve geleceğe kucak açarlar ve hayat derslerinde her ikisi de kendi tarzları doğrultusunda aşkı ve umudu bulur.

Tipik bir aşk pohpohlaması ve ikinci şans geyiği var karşımızda... Fragmandan taşanlar, romanın incelikli detayları olsa da, Amerikan filmi gibi tınlayan bir Avrupalı gibi görünüyor “Son Aşk”... Dünyanın en romantik şehri geyiğini de ekleyince film mesajını daha sinopsisten veriyor “bazen en yakınımızdakilere dokunabilmek için uzaklara gitmemiz gerekir...” diyor ve ne kadar uzağa uzanmamız gerektiğini de gözler önüne sermeye çalışıyor... Nettelback yine formda belli ki, gezdiği festivallerden sonra ülkesinde 22 Ağustos’ta vizyona çıkan filme gelen eleştiriler olumlu ama izlemek için halen bir sebep göremiyoruz... Uslanmaz romantikler hariç...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template