♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Hayko Cepkin “Aşkın Izdırabını...”

Kısa sürede yerli rock sahnesinin önemli renklerinden biri haline gelen Hayko Cepkin’in dördüncü albümü “Aşkın Izdırabını...” geçtiğimiz aylarda raflardaki yerini aldı... İlk albümün demovari olduğunu hesaba katarsak aslında üçüncü albümü...

1997’de kariyerine başlayan Cepkin, kısa sürede önemli müzisyenlerle aynı sahneyi paylaşmış, çeşitli albümlerde yaptığı düzenlemelerle yavaş yavaş adını duyurmaya başlamıştı. 2005’de gelen ilk albüm “Sakin Olmam Lazım” ile kendisini anlatmıştı. Albümün demo gibi olduğunun altını kendisi de çiziyor. Demo gibi de olsa ilk albüm, peşpeşe gelen kliplerle önemli bir kitle edinmesini sağladı. Arayı fazla uzatmadan ikinci albümü “Tanışma Bitti” adıyla 2007’de yayınlayan Cepkin’in konusu bu kez korkuydu ve korkularımızla yüzleşmemiz gerektiğini söylüyordu... Daha profesyonel olmasıyla bugün duyduğumuz Hayko Cepkin soundunun temellerini de atan albümün, bolca hit şarkı barındırmasıyla halen en iyi albümü olarak adlandırılması boşuna değil elbette... 2010’da yayınlanan “Sandık” ise bu kez rotayı ölüme çevirmişti. Tanışmış, korkularımızla yüzleşmiştik şimdi de en büyük korkuyla yüzleşmemiz gerekiyordu. Kaçınılmaz gerçekle ölüm ile açılan sandık ile yine iyi iş çıkaran Cepkin, rock müzikte kendine ait yeri daha da sağlamlaştırmakla kalmadı, koca bir paragraf açtırdı... 

Cepkin’in sandığından bu kez aşk çıkmış... 14 şarkıdan oluşan albüm, 3 alternatif vesiyon ve bir boynuz track eşliğiyle aslında 10 yeni şarkı barındırıyor. Yine önceki albümlere eş bir soundla Cepkin, aşka dair içgüdüleri, platonikliği, kıskançlığı işliyor... Üç albümdür yazdığı sözlerden farklı olarak çokta farklı birşey söyleyemiyor ilk kez... Aşk ne kadar derya deniz konu olsa da, müzisyenler için ikircikli bir konu aslında... Kadınların daha detaycı sözleri yanında erkeklerin daha düz bir bakış sergilediğini görüyoruz sık sık... Daha afili cümle kurduklarını zannederken, aslında içi boş cümleler kuruyorlar. Cinsiyetçi bakış açısıyla yazılmış aşk şarkıları da genelde bu sebepten içi kuru kalıyor, etkisiz oluyor. Cepkin de aynı yolun yolcusu olmuş. Etkili bir cümle, etkili bir melodi yada şarkı barındırmıyor bu yüzden albüm... Aşkı anlatan 14 şarkı, daha çok okuduğumuz bir kitabı ya da filmi hatırlatıyor... 

Cepkin albümünü şu sözlerle anlatıyor; “Şarkılarımın hepsinin teması aşk, fakat bilindik şekilde değil. Her şarkı, insanoğlunun zamanla türettiği duygusal ve psikiyatrik rahatsızlıklarının çevresinde dolanıyor. Şarkıların adları da bu sebeple ya rahatsızlıkların toplumdaki bilinen adlarından ya da o tanımlamalara en yakın hallerinden yola çıkarak konmuştur. Bu albümde, diğer albümlerde hissedilen gotik etki yerine daha endüstriyel, daha elektronik bir etki kullanılmıştır.”

Hangi bilinmezliği keşfettiğini sormak lazım aslında... Şarkı adlarından itibaren ortada yeni bir şey yok, herhangi bir etki yok... Özellikle “Sandık”tan sonra daha etkisiz kalıyor “Aşkın Izdırabını...”, vasat şarkılar, beylik laflar ve muhabbetlerle bezeli albüm beklentilerin altında tınlıyor... 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template