Ülkemizde beklentilerine pek karşılık bulamayan Disney+ kafa karışıklıkları yaşamaya başlayıp bir ara tüm yerli projeleri durdurduğunu ve desteğini keseceğini açıklayarak küçülmeye gitmişti. Pazar payının iyice azaldığını görünce Televizyon izleyicisine gel gel yaparak tekrar adım atmasıyla başlayan süreç futbol izleyicisini de Ssport yayınlarıyla kazanma girişimiyle ilerledi. Peşi sıra yerli projelere dönülmesi sürpriz olmadı. 28 Ağustos itibariyle ekranlara geleceği açıklanan yerli film “Öngörü” için yapılan hazırlıkların her yeri sarmasıyla ne kadar büyük oynandığını da gördük. Seçilen proje klasik yerli film kalıbından uzak, daha evrensel daha batılı bir projeydi. En azından konusu ve fragmanı itibariyle öyle görünüyordu. Öte yandan çok tanıdıktı. Benzetilebilecek çok film var gibi görünüyordu. Son dönem filmlerinden bir karma ile karşı karşıya olabilirdik. Filmin karşısına geçerken bunları düşünmemek elde değildi. Hele bir de Ay Yapım işi olduğunu düşününce bugünün yenisine dair düşük beklentiyle de olsa hazırdık nihayetinde.
Batılı görünse de fazlaca televizyon işi gibi görünerek ilk darbeyi alan bir film “Öngörü”. Fazla temiz, fazla ortalama bir iş olma ihtimali çok fazla. Bunu doğuran da ortalama işlere imza atan bir künyeye sahip olması elbette. Filmin senaristi 2005’te “Kapıları Açmak” dizisiyle başlayan uzun bir listeye imza atan Sema Ergenekon. “Karadayı”, “Yargı”, “Yer Gök Aşk” gibi televizyon izleyicisinin gönlünde taht kuran dizilere imza atmış ödüllü bir isim. Konfor alanının dışına ilk kez çıkarak film senaryosuna soyunmuş. Künyenin geri kalanı da televizyon dünyasından tamamlanmış. Film çekiliyor ama filmci yok gibi tuhaf bir durum var. Yönetmen koltuğunda yine dizilerden aşina olunan ve Ergenekon ile birlikte çalışmış Ali Bilgin oturuyor. Neyse ki ilk filmi değil. 2015’te ilk filmine “Delibal”la imza atan Bilgin fena iş çıkarmamıştı. 2019’da gelen ikinci film “Bir Aşk İki Hayat”ta da vasatı aşmıştı ama yine dizilere dönerek devam etti nedense. Şu sıralar Beste Sultan Kasapoğulları ile birlikte “Doğanın Kanunu” dizisi için motor diyen Bilgin araya da “Öngörü”yü sıkıştırmış diyelim. Senarist ve yönetmen televizyon dünyasından olursa oyuncu kadrosu nerden olur? Doğru bildiniz, televizyondan. Hilal Altınbilek ve Serkan Çayoğlu’nun başrolleri paylaşırken onlara Olcay Yusufoğlu, Doruk Hasret Arı, Bora Karakul, Sema Mumcu, Gökcen Gökçebağ, Yiğit Kalkavan ve Sedat Savtak eşlik ediyor.
Rüyalarında geleceği gören bir kadının aşk ve tehlike dolu sürükleyici hikayesi olarak sunulan film için en kısa ve öz cümle karşımızda tam bir çorba olduğu. Filmin konusunu resmi kaynaktan aktaralım: Selen, rüyalarında başkalarının geleceğini görebilen özel bir yeteneğe sahiptir. Bu sıra dışı güç, hem kendi hayatını hem de çevresindekilerin kaderini değiştirme arzusunu beraberinde getirir. Ancak gördüğü bir öngörü, Selen’i beklenmedik bir aşka ve zorlu bir sınavın tam ortasına sürükler. Kemal ile kesişen yollar, aşk ve tehlike arasında ince bir çizgide ilerleyen bir mücadeleyi başlatır. Selen’in alacağı kararlar, yalnızca kendi kaderini değil, Kemal’in geleceğini de kökten değiştirecektir.
Hızlı bir girişle başlıyor film. Selen rüyadan uyanıp harekete geçiyor ve gördüğü olaya dahil olarak kaderi değiştiriyor. Ne kadar haklı olduğunu, yargısız infaz yapıp yapmadığını bilmiyoruz. Takvime bolca not aldığını görerek inanıyoruz. Zira başka çaremiz yok. Tek örnekle seyirciye geçmesi beklenen bu özel yeteneğe dair bir sürü sorumuz var ama hiçbirini cevaplamak istemiyor film. Fantastik kanada meyletmeyeceğini net bir şekilde gösteriyor. İkinci görüsü bir kabus. Kendi ölümünü görüyor Selen. Araba çarpıyor ve yakışıklı bir adam yardıma koşuyor. Arabayı ve adamı bularak kaderini değiştirme çabasını izliyoruz. Bir yapım şirketinde senarist olması dışında hakkında hiçbir şey bilmediğimiz başrol ile üstü kapalı laflarla geçiştirilen dublör Kemal’in eşleşmesi üzerinden akmaya çalışan bir film Öngörü. O kadar kötü bir senaryo var ki karşımızda hiçbir soruyu cevaplamaya çalışmadığı gibi, açtığı yan öyküleri de öylece bırakıyor. Sağlam atılmayan temelin üzerine yarım yamalak katlar çıkarak finale yürümeye çalışıyor. Kilit sahnelerde de klişelere başvuruyor. Damar cümlelerle yağmur altında gelen itiraflar, “iki yaralıyız tamir ederiz birbirimizi” mottosuyla dikiş nakışlar, bir anda aşk bıcırığı olmalar derken tamamen aşk filmine dönüşen Öngörü’nün bir dramaturji ile mantıkla, izlekle, kurguyla da işi yok. Zira her şey fazlaca hızlı gelişiyor. Mantık dışı bir uzaklaşma, gereksiz fobiler derken tamamen çorbaya dönüşen filmin finalini de umursamaz hale geliyoruz. Tüm bu süreç boyunca başka bir görüsü olmuyor Selen’in. Nedenini bilmediğimiz gibi en ufak bir tahminimiz de yok. Oyuncuların çabasına ve yönetmenin tertemiz sekanslarına rağmen gittikçe uzaklaştığımız filme çok parlak bir fikirmiş gibi sunulan güya şaşırtmacalı bir sonla nokta koyarken adeta gördüğümüz kabustan uyanıyoruz.
Çok özgün olmasa da hikayesi ümit vaat eden ve her şeye gebe olsa da klişe aşk öyküsü uğruna heba edilmiş bir film olmaktan öteye geçemiyor Öngörü. Platform için yapıldığının farkında değil gibi. Sanki tv filmi edasında, mutlaka beğendirme çabasında işleniyor. Farklıyı kovalamak yerine tanıdık olana gitme tuzağına düşmek evrensel düşün yerel uygula mottosunun örneği olsa gerek. Anlaşılan platformlarda özgün film izlemek için daha çok bekleyeceğiz.

Yorum Gönder