♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Var olması Beklenmeyen

Sıradan hayatların ardındaki sıra dışı olaylara dönüşümü formülü doksanların ikinci yarısından itibaren daha sık kullanılır hale gelmiş ve özellikle bugünkü çizgi roman uyarlaması baskınlığından önce gişe filmlerinin kurtarıcı formülüydü. Terminatör serisinde Sarah Connor ve Matrix’te Neo, izleyiciyle özdeşleşerek atılmışlardı maceralarına. Sıradanın adım adım kahramanlaşması formülü bir dönem yarı tanrıların öyküsüyle de denkleşmişti. Bulunduğu gezegenin hakimi uzaylının öyküsüyle de. Şimdilerde watpadd kitaplarıyla genç kesimin gözdesi olan formül bizde de bir kitapta uygulanmış. Buket Keskinol’un Temmuz ayında Sokak Yayın Grubu’ndan çıkan romanı “Yarı Tanrıça / Dönüşüm” genç bir kadın olarak oldukça sıradan bir yaşam süren Basty ile tanıştırıyor okurunu ve onun dönüşümüne tanık olmaya çağırıyor.

1978 İskenderun doğumlu Keskinol, öğrenimine Dokuz Eylül Güzel Sanatlar Fakültesi Tekstil Ana Sanat Dalı Dokuma Tasarımı ile başlamış, Lasalle International College Moda Tasarımı ile tamamlamış. Uzun yıllar boyunca organizasyon ve aktivite firmaları aracılığıyla kurumsal firmaların aktivite ve tanıtım kıyafetlerinin tasarım ve üretimini yapmış. Hayvanlara ve mitolojiye büyük ilgi duymakta. İlgi alanlarını ve birikimini ilk romanında birleştirmiş. İlk denemesi olduğunun altını çiziyor. Görece pek bilinmeyen bir yayınevinden atılmış ilk adım olduğu için düşük bir beklentiyle çevriliyor sayfalar. Bunun avantaj olduğu ise ortalara geldiğinde görülüyor. Keskinol’un ilk denemesinde editöryal eksikliklerle yolunu biraz da el yordamıyla bulduğuna şahit oluyoruz romanın başlarında. Gereksiz tekrarlar, hatırlatmalar ve betimlemelerle zihnindekini okura verme dürtüsünün verdiği emin olmama tutukluğunu yaşamış. Böyle bir romanda ana kahramanını sevdirmek ve özdeşlemeyi sağlamak önemli çünkü. Neyse ki çok zaman kaybetmeyerek macerayı başlatıyor da aşıyor bu sorunu. Sonrasında zaten okuru merak ve heyecanla çevrilecek sayfalar bekliyor.

İstanbul’da sıradan bir hayat süren Basty ile tanışıyoruz. Kedi formuna dönüşebilen genç kadının boynundaki tılsımın peşine düşenler var. Leş kokulu adamların peşine düşmesiyle hayatı değişen Basty bir yandan büyümek üzere olan kaosla savaşırken bir yandan da kim olduğunu ve evrendeki rolünü öğrenmek üzere maceraya atılır. Bir şey yapmayan, gerçekleri yadsıyarak bir şeylerin olmasını bekleyen sevimli ve şaşkın bir karakterin dönüşüm hikâyesi bu.

Yazının başlığı hem romanı hem de ana karakterini tanımlıyor. Basty, bir yarı tanrı. Var olması beklenmeyen bir tohum. Form değişikliğinin sebebi de mitolojide saklı. Mısır mitolojisiyle yola çıkan Keskinol, okura açıklamayı yaparken ilgi duyduğu ve sevdiği şeylerden bahsetme hazzını sayfalardan yansıtmış. Bilgisini de konuşturarak açtığı mitoloji kapısından sonuna kadar giriyor. Tüm mitolojilerin benzerliği ve tanrı adlarının karşılıklarıyla yarattığı hakimiyetle okuru da alıyor avucunun içine. 334 sayfalık hacimli romanın sayfalarının hızlıca çevrilmesinin ve neredeyse tek solukta bitmesinin ana sebebi de bu. Elbette bununla sınırlı kalmıyor. Hayata, ilişkilere ve kedilere dair cümleleri var. Olmazsa olmaz bir tutku ve aşk var. Sakin bir kedinin savaşçıya dönüşümü var.

“Mırlayıp, patilerini yalayan, gerinip derin düşüncelere dalan, hayaller kuran, orada burada uyuklayan huzurlu bir kedi… Oysa şimdi, yüzümde savaş boyasına benzeyen çizgilerin anlamı gerçekten ortaya çıkmıştı. Benim yaşamaktaki tek amacım sevilmek değil, belki de sevgi için, sevdiklerim için savaşmaktı ve ben bunu daha yeni anlıyordum.”

Bizde pek rastlanmayan, pek tercih edilmeyen hatta okurda “bizden mitoloji romanı” çıkmaz yargısına dair güzel bir cevap bu aynı zamanda. Var olması beklenmeyen bir roman. Mitolojik karakterleri, tanrıların savaşları, Elysion gibi özel mekanlarıyla mitolojiden beslenen bir yerli romanın mümkün olabileceğini göstermiş Keskinol. Atmosferi çok iyi kurmuş, Basty ile okuru özdeşleştirmeyi başarmış ve birlikte maceraya atılmalarını sağlamış. Tempoyu ve akıcılığı koruyarak keyifli bir okuma sunmuş. Basty’nin aşk hayatını da çok iyi işlemiş. Elbette beklenmedik şeyler olmuyor ama tutku ve şehveti başarıyla yansıtıyor. Gayet gerçekçi, akla ve mantığa uygun bir macera.

“Evren en büyük yaratıcıdır Basty. Evren ilk olarak doğayı yaratmıştır ve doğa zaten sürekli olarak kendi içinde savaşır. Bu savaşları; yani tufanları, hortumları, depremleri, fırtına ve yangınları düzene sokmak için de tanrıları dünyaya getirmiş, her birini ayrı ayrı güçlerle donatarak doğayı düzene sokmaya çalışmıştır. Denizleri, ayı, güneşi, toprağı ve havayı farklı tanrılar kontrol derler ve kaos onların zayıflıklarından faydalanır. İşte tam da burada size ihtiyaçları olduğundan, yaratımınıza yardımcı oldukları için onları suçlayamazsın. Hepimiz zaten bu savaşın içindeyiz.” sözleriyle romanı özetlemek mümkün. “Yarı Tanrıça / Dönüşüm” mitoloji, kedi, mutluluk, aşk ve şehvetle dizayn edilmiş bir sihir... Özellikle fantastik serüven sevenler için biçilmiş kaftan... Devam kitabını merakla bekleten fantastik bir macera. 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template