♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Recovery : Kötü Alışkanlıklar

Amerika’nın Vietnam ile yaptığı savaş geri dönenlerin yaşadıkları travma üzerinden bir çok hikaye doğurmuş ve birçok filme konu olarak yeni bir janrın doğmasını doğurmuştu. Vietnam’dan dönenlerin normal hayata ayak uyduramaması ve yaşadıkları travmalar üzerinden akan filmlerin tükenme kıvamına kadar eskimesiyle durulan sular yakın zamanda yeniden hareketlendi. Ortadoğu’daki operasyonlar yeni bir nesli doğurmuştu. Üstelik oradaki çarpışmalar yakın çatışmadan çok pusular ve bombalamalar üzerinden olunca “travma sonrası stres” yaşayan gaziler oluşturmuştu. Ne yapsalar başa çıkamıyorlardı ve elbette sinema için yeni kaynak haline geldi. Her türe hizmet eden bu karakterlerin modası ne zaman geçecek bilinmez ama Afganistan’dan dönmüş askerlerin hikayeleri ucundan bucağından filmlere konu olmaya devam ediyor. 2019 yapımı korku “Recovery” de bir piyade üzerinden ilerlemeyi tercih edenlerden.

Senaryoyu Scott Rashap ile kotaran John Liang ilk uzun metraj sınavında. İki kısa metraj ile bir tv filminin senaryosuna imza atan Rashap’ın da bu ölçekte ilk sınavı. 1985 doğumlu Liang, New York üniversitesinden onur derecesiyle mezun olmuş bir öğrenci olarak ne çekeceği merak edilenlerden biri. 2005 ile 2013 arasına sığdırdığı altı kısa filmle kıvılcım yaratmış. Özelikle “Like Father Like Edison” ile adı anılır olmuş. Bu filmlerin hepsi komediyken sadece son kısası “Lonely Devil666”da korku sularına girmiş. İlk uzun metrajının korku olması bu yüzden şaşırtıcı. Bu kesik dönüşte çok farklı bir konu da yok üstelik. Oyuncu kadrosu da hayli mütevazı ve yeni yüzlerden oluşuyor. Stephanie Pearson, Hope Quattrocki, Liz Fenning, Arielle Hader, Aily Kei, Tanya Alexander ve Andi Rene Christensen başı çeken isimler. Onlara emektar kadrosundan Mike Starr eşlik ediyor. 

Bir uyuşturucu tedavi merkezindeyiz. Ölülerin arasından elinde bıçakla geçen bir kadını görüyoruz. Bu kovalamacanın hemen peşinden üç gün öncesine dönüyoruz. Gözlerden uzak bir uyuşturucu tedavi merkezinde hastalar ve iki doktorla tanışıyoruz. Yoğun kar yüzünden bir süre ulaşımın kapalı olacağı merkezde Ronnie ile tanışıyoruz. Üç Afganistan seferinden dönmüş ve sanrılar gördüğünde saldırganlaşan bir piyade. O anlarda karşısına kim gelirse şiddet uyguluyor ve sonrasında hatırlamıyor. Üç kişiyi pataklamasının ardından ilk cinayet işleniyor ve olaylar gelişiyor.

Kapalı alanda katil kim sorusunun üzerinden ilerlemeye çalışan korku denemesi bildik numaraları kullanarak ilerlemeye çalışıyor. Lang’in iyi müzik kullanımı ve doğa görüntüleriyle ilk adımı iyi atarak yarattığı atmosfer iyi bir başlangıcı sağlasa da daha yarım saat dolmadan tıkanıyor. Basit diyaloglar, klişe tepkiler derken hızlıca sıradanlaşıyor. Anlatılanın özel bir hikaye olmadığı, yaratıcılıktan uzak olduğunu anlamak için çok vakit kaybetmiyoruz. Daha yarısına gelmeden kendini tüketen film bir türlü korku filmine dönüşemiyor. Liang, türün yetmişlerdeki örneklerini izleyerek hazırlanmış belli ki. Kenardan kıyıdan bir bıçağı tutan eli göstermek gibi eskide kalmış bir yöntemle döküyor kanı. O elin sahibinin kim olduğunu merak edenler için devam eden film bu konuda da dökülüyor. Katili merak etmek neredeyse imkansız. Akla gelen ilk kişinin katil çıkması ve bunu da “başka kötü alışkanlıklarım da var” sözleriyle açıklaması hayli absürt ve komik duruyor. Lang’in senaryo matematiği olası katili baştan gösterip kapalı bir yere koyarak cinayetleri başlatmak ve herkes ondan şüphelenirken şaşırtmak olmuş. Teoride iyi görünse de pratiğe dökemiyor. Karakterleri derinleştiremiyor, cinayetlere kadar dişe dokunur bir şey işleyemiyor ve eriyip gidiyor. Lang’in başarısızlığı sadece bununla da sınırlı değil. İyi bir sinematografi de yok ortada. Mekan kullanımıysa çok kötü. Dışardan gösterdiğinde kocaman olan bina içeride gezinirken kapalı kapılarla dolu bir hol ve merdivenlerden oluşuyormuş gibi görünüyor. Seyirciye hakim olacak kadar göstermediği mekanda kovalamaca göstermek bu yüzden çok etkisiz kalmış. Oyunculukların kötü olduğunu belirtmeye ise hiç gerek yok.

4 Haziran itibariyle seyircisini internet üzerinden arayan “Recovery”, kötü senaryosu, kağıttan karakterleri ve yaratamadığı korku gerilimle 82 dakikayı boşa harcıyor yalnızca. Aynı sürede boş boş tavana baksanız daha iyi…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template