♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Breaking In : Anneler Kaçmaz!

Hollywood’un takvime göre film üretme zincirinin Anneler Günü halkası “Breaking In”, anneler kahramandır dese de öyle olmadı. İki blockbusterın gişe şampiyonluğuna oynadığı döneme denk geldiği için yankı uyandıramayınca hesaplandığı gibi dünyanın bir çok ülkesinde vizyon göremedi. Altı milyon dolar bütçeli film buna rağmen kâr hanesine beş mislini yazdırmış olsa da ülkemizi es geçmişti. Ev baskını filmlerine kayıtsız kalmayan bir seyirci topluluğu varken üstelik. “Deadpool 2” ve “Avengers: Infinity War”ın fırtınalar estirdiği döneme denk gelerek arada kaynayan film artık seyircisini online sitelerde bekliyor.

Standart bir ev baskını filminin annelik kavramı üzerinden işlendiği suç aksiyonunun künyesi gayet iyi… Ryan Engle ve Jaime Primak Sullivan’ın kotardığı senaryoyu peliküle aktaran isim de James McTeigue olmuş. “Jersey Belle” dizisinin prodüktörü ve başrolü olarak bildiğimiz Sullivan ilk senaryosunda. “Non-Stop”, “The Commuter” ve “Rampage” senaryolarıyla dur durak bilmeyen aksiyonun yükselişteki senaristlerinden Engle da alışık olduğu şeyi yazmakta zorlanmamıştır sanıyoruz. “Matrix” serisinin asistan yönetmeni olarak adını duyurduktan sonra 2005 yılında “V for Vendetta” ile ilk yönetmenlik denemesinde çok iyi iş çıkaran McTeigue, aynı başarıyı yakalayamasa da ilgi çeken isimlerden biri olmaya devam ediyor. Yönetmen değişikliğiyle güme giden “The Invasion”, “Ninja Assassin” ve “The Raven” sonrasında fazlaca piyasa filmlerine düşen yönetmenin “Survivor” ile yaşattığı hayal kırıklığının üç yıl sonrasında “Breaking In”de görmek pek de sürpriz değil. İstenen aksiyonu ve tempoyu vermek için istenmiş belli ki. Oyuncu kadrosunda da tanıdık simalar yer alıyor. Gabrielle Union, Billy Burke, Richard Cabral, Ajiona Alexus, Levi Meaden ve Mark Furze kadronun başını çeken isimler.

Yaşlı bir zenginin ölümüyle açılıyor film. Şüpheli bir ölüm… Hemen sonrasında bir arabanın içinde yoldayız. Russel ailesiyle tanışıyoruz. Satmak için babasının evine doğru giden Shaun ve iki çocuğu Jasmine ile Glover hafta sonu tatilini de aradan çıkarmak niyetinde. Son teknolojiyle donatılmış güvenlikli eve girdiklerinde önce evde biri mi var şüphesi duyuyorlar sonrasındaysa dört kişilik bir ekibi fark ediyorlar. Amaçları ve hedefleri belli ekip çocuklarını rehin alınca Shaun kolları sıvıyor ve güçlü, kararlı bir annenin nelere kadir olduğunu göstermek üzere harekete geçiyor.

Breaking In, çok formüle bir film tam da beklendiği gibi. Konuyu derinleştirmeye, mantığa, söyleme hiç ihtiyacı yok. Doğal olarak nedenlerle de işi yok. Amaç annenin kötü adamları alt edip çocuklarını kurtarması… Geniş bir alanda da olsa ev etrafında döne dolaşa yedi oyuncu ile kapalı mekan geriliminden de pas alarak keyif vermekten başka bir derdi yok. Zaten olmasını da kimse beklemiyordur sanırım. Karakter yaratımı falan da beklemiyoruz. Haliyle filmi değerlendirmek için kıstaslar da azalıyor. Tek soru; İyi vakit geçirtiyor mu? Buna kısmen de olsa evet demek mümkün.

Gayet hızlı başlayan ve direk eyleme geçen filmin özellikle ilk kırk dakikası su gibi akıyor. Bu hızın ardından çok savrulmadığı halde teklemeye başlıyor. Senaryosu bu kadar net iken manasız iki hamle ile tempo kaybederek ritm bozukluğu yaşıyor. Tam heyecan yükselmişken önüne iki hendek çıkarıp atlamak istiyor adeta. Bununla da kalmayıp adamlardan birinin şiddet bağımlısı psikopata dönüşmesiyle şiddet dozunu yükseltme tercihi de hayli gereksiz. Her şeyi annenin gözünden aktarmak isterken seyirciye hoş görünmek için yükseltilen doz filmin yapaylaşmasına neden olmuş. Filmi başlatan cinayetin konuya bağlanması da bu yüzden arada kaynadığı gibi gereksiz bir hamle olarak da tescilleniyor. Eni konu bir sebebe gerek yok aslında. Annelik üzerine bir iki afili cümle kurması, çatışma anlarında “anneler kaçmaz” demesi yeterli. Fazlasını verme isteği yüzünden ikinci yarıda tempo kaybeden film yine de seyircisini finale taşımayı başarıyor. Tüm bunlara rağmen 88 dakika ile sınırlanması artılarından biri. Oyunculuklar için söylenecek fazla bir şey yoksa da Gabriel Union’un role hiç yakışmadığını belirteyim.

Bizde “Gece Saldırısı” adıyla malum ortamlarda gezinen “Breaking In”, yanlışlarına rağmen vasatı aşan tipik bir izle unut seyirliği. 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template