♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Intruder : Evim Güzel Evim


Ev mühimdir. Kendimizi güvende hissettiğimiz, huzur bulduğumuz yerdir evimiz. Hayallerimizi süsleyen evi bulup yerleştiğimizde yaşadığımız mutluluğun tanımı yoktur. İşler ters gider de satmak zorunda kalırsak tam tersi duygular bekler bizi. Simgeler ve değerler biçtiğimiz evi kaybetmek dünyanın sonu gibidir adeta… İşte bu “evim güzel evim” diyen iki tarafı bir araya getiren 2019 yapımı “The Intruder” izleyicisine mistik gerilim vaat ediyor.

Neredeyse ülkemizde “Davetsiz Misafir” adıyla vizyona girmek üzere olan ama daha sonra tarihi belirsize evrilen filmin senaryosunu David Loughery kotarırken peliküle aktaran da Deon Taylor. İlk senaryosuna 1984 yılında “Dreamscape” ile imza atan Loughery, “Star Trek V: The Final Frontier” ile yakaladığı rüzgarı elinden kaçırarak b-türü filmlere yönelmiş ve ancak 1992’de “Passenger 57” ile kendine gelebilmiş bir isim. Dönemin rüzgarıyla “The Three Musketeers”, “Money Train” ve Tom and Huck” gibi roman uyarlamalarına da terfi etmiş ama 13 yıl boyunca ortalıkta görünmemişti. Siyahilerin ağırlıklı olduğu filmlerin yükselişiyle 2008’de “Lakeview Terrace” ile dönüş yaparak yeniden seriye bağlamıştı. “Obsessed”, “Penthouse North” ve “Nurse 3-D” facialarından sonra verdiği altı yıllık arayı bozduğu film “The Intruder”. Yönetmen Loughery’nin durumu da pek farklı değil. 2007’de ilk filmi “7eventy 5ive”da yönetmen koltuğunu Brian Hooks ile paylaşarak ilk adımı atan Loughery, bir yıl sonra tek başına yönettiği iki filmde “The Hustle” ve “Nite Tales: The Movie” tipik ev sineması vasatlığından öteye geçememişti. 2009’da da değişen bir şey olmadı. “Up All Nite” ve “Nite Tales: The Series” kimsenin hatırlamadığı diziler olurken, “Chain Letter” en azından izleyiciye ulaşmıştı. Korku/gerilim ile komedi arasında gidip gelen yönetmenin “Supremacy” ve “Meet the Blacks” ile adını nispeten küçük ölçekli de olsa duyurmasının ardından 2018’de nihayet iki adaylıkla taçlanan “Traffik” bir üst seviyeye çıkarmış oldu. Yine de yedi filme rağmen bildik konulara sahip tv’de pazar filmi seviyesinde işler üreten bir isim olarak kalmış durumda. “The Intruder” ile biraz daha büyük oynama fırsatı yakalamış. 8 milyon dolarlık bütçe ile gişeye çıkma şansı bulmuş. Meagan Good, Michael Ealy ve Dennis Quaid’in oyuncu kadrosunun başını çektiği filmin tamamlayıcıları da Joseph Sikora, Alvina August, Erica Cerra, Lili Sepe, Lee Shorten ile Carolyn Anderson.

The Intruder, Scott ve Annie ile tanıştırıyor bizi. Sürpriz doğum günü ile yaptığı açılıştan sonra hayallerindeki evi bulmalarıyla mutlu çiftimiz artık aileyi büyütmek üzere adımını atıyor. Koca bir vadi üzerinde bahçeli muazzam evin sahibi Charlie ile de böylece tanışıyoruz. Charlie ile fiyatta anlaşarak eve taşınan çiftimiz için hayat yolunda gitmeye başlar… Bu mutlu tablo evine bağlı olan Charlie’nin bir türlü uzak duramamasıyla bozulur…

“The Intruder”, korku/gerilim filmlerinin yapması gereken her şeyi yapıyor. Görüntü yönetmenliğini türün ustalarından Daniel Pearl üstlenirken müziklere de Geoff Zanelli imza atmış. Onların sayesinde atmosferin kurulmasıyla yapılması gereken tek şey kalıyor; senaryoyu işletmek. Teoride kolay gözüken bu durum patikte maalesef mümkün olamıyor. Zira elde yaratıcılıktan uzak ve çok bildik bir senaryo var. Loughery seyirciyi şaşırtmak ya da germekle hiç ilgilenmiyor. Seyirci dostu olmak istemiş. Onlara istediğini vermek üzere kurmuş her şeyi. Yer yer yaptığı basit numaralar ve mantık hatalarının başka açıklamasını bulmak mümkün değil. Taylor da ucuz numaralarla karanlıkta bir anda ortaya çıkan, gölgede duran adamdan ibaret sahneler ile sadece ver müziği göster adamı sekanslarından ibaret kalabilmiş. İzleyicinin daha ilk yarım saatte film tüm senaryosunu yazabileceği bir basitlik mevcut. Performansların da vasatlığıyla Dennis Quaid üzerinden akabiliyor yalnızca. Onun da son anlara doğru saçma seçimlerle karakterinin bayağılaşmasına şahit oluyoruz. Hal böyle olunca kötünün iyisi tek nokta var. Korkutmuyor, germiyor ama tempoyu kaybetmeden 102 dakika gibi uzun sayılacak vakti sıkmadan geçirtiyor.

3 Mayıs’ta vizyona giren film daha açılış hafta sonunda bütçesini karşılayıp hanesine kazancı eklemiş. 36 milyon dolarlık dünya gişesiyle yapımcılarını memnun etmiş durumda. Temmuz’un son hafta İngiltere ve İrlanda’da vizyona girerek son hamlesini de yapmış. Bizde akibeti belirsiz ama internet üzerinde izlenebilir haldeyken artık pas geçilir muhtemelen. Evin içinde yabancı birinin dolaşması gerilimini bildik numaralarla ilerleten ve akla ilk gelen çözümle tamamlayan “The Intruder”, türü sevenler için bile davet edilmeyecek bir misafir…

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template