♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Muse : Sevgi Sadece Bir Çılgınlıktır

Sevdiklerimizin kaybı bizi büyük bir kedere sürükler. Olayı unutmak, hayata devam edebilmek, huzur bulmak mümkün değildir bir süre. Dostlar, arkadaşlar yanında da olsa, çabalasa da fayda etmez. Acı geçer, her şey yoluna girer dense de bir şey değişmez. Her sabah o acıya uyanmak, her uyandığında onun olmadığını yeniden görmek acı verir. Kabullenene dek sürecek uzun bir acı sürecidir yaşanan… 2019 yapımı küçük bir İngiliz bağımsızı “Muse” işte bu sürece odaklanıyor. Söyleyecek çok sözü olmadan kendisine ortak arıyor.

Çok kişisel bir ağıt olan “Muse”un yaratıcısı Richard John Taylor. Senaryoyu yazmak ve yönetmekle kalmamış, görüntü yönetmenliğini ve editörlüğünü de üstlenmiş filmin. Bir acı kaybın ardından yaşananlara kendince ağıt yakmış. O yüzden bilinen isimlerle donatılmış bir film değil. Daha çok keşifçisini memnun edecek bir film Muse. Olabildiğince minimal bir yaklaşımı benimsemiş Taylor. Sinemaya 2011 yılında yazıp yönettiği dökümanter “I Want to Talk About It” ile adım atan Taylor, bir yıl sonra iki filmle birden çıkmış izleyicinin karşısına. Otobiyografik izler de taşıyan ilk kurgusu “Fifteen” ile iyi iş çıkarırken, suç dramı “Acceptance” ile kötü iş çıkarmış. 2013 yılında 50 dakikalık romantik filmi “The Factory” ile vasat iş çıkardıktan sonra kısa filmlere gömülmüş. Festivallerde gösterim fırsatı bulsa da çok beğenilmemiş dört kısa filmin ardından verdiği arayı 2018’de gerçek yaşam öyküsünden uyarladığı aksiyon “The Krays: Dead Man Walking” ile kapatmışsa da en kötü filmine imza atmış. Dokuz filmlik filmografisinde dişe dokunur filmi olmayan bir yönetmen Taylor. Dördüncü uzun metrajı “Muse” ile bambaşka bir sayfa açıyor bu kez. Daha kapalı, daha karanlık, daha melankolik bir film yaratmak üzere sıvamış kolları. Altı oyuncudan oluşan bir kadro kurmuş. Jeffrey Charles Richards’ın solosuna eşlik edenler Emily Price, Nicholas Ball, Kitty Lucas, Kev Orkian ve Lowri Watts-Joyce. Elbette kadroda kimseyi tanımıyoruz.

Dünyaca ünlü yazar Harry Newman ile tanışıyoruz. 22 korku gerilim kitabına imza atmış, satış rekorları kıran bir deha. Yeni kitabının hazırlıklarını yapan dehanın dünyası aldığı acı haberle başına yıkılır. Kızının ani ölüm haberiyle sarsılır. Yaşadığı şoku atlatmak için şehir dışındaki evine çekilir. Yayıncısının yeni kitap beklentisine cevap vermek zorundadır. Hem dostu hem de patronu olan yayıncısının ricası anılarını yazmasıdır. Harry’nin beklentisi ilham perisinin gelmesidir. Bahçesindeki iki yeni misafirden birinin kızına çok benzemesiyle olaylar gelişir…

Tamamen Harry’nin üzerinden ilerleyen bir film Muse. Taylor, başrol oyuncusunu seyirciyle yakınlaştırmak için yakın planlar yapıyor sürekli. Az cümle ile ilerliyor. Tamamen duyguyu resmetmek üzerine odaklanıyor. Siyah beyaz görüntülerle yaptığı stil sahibi açılışın ardından Craig Gannon imzalı şahane müziklerle görüntülere yükleniyor. Ağır çekimlerle destekli bu görsellik istediği melankolik havayı vermiş. Çok iyi renk skalası yakalanmış. Müziklerin de ona ayak uydurmasıyla izlemeye doyulmaz bir film çıkıyor ortaya… Her şey iyi giderken ilk zaaf senaryo yüzünden çıkıyor. Taylor tüm bu artılara rağmen uzun soluklu bir senaryosu olmadığını hissettiriyor. Kısa filmlik bir senaryoyu uzatmaya çalışıyor. Ortalarından itibaren tempo düşüyor ve irtifa kaybediyor film. Sadece Harry üzerinden ilerlemenin de bir süre sonra ruhu sıkmaya başlamasıyla sonunu getirmesi zor filmlerden birine dönüşüyor Muse. Sadece yüreği burkulanlara ve melankoliklere hitap ediyor. Geri kalan izleyici için sıkıcı ve karanlık bir filmden öteye geçemiyor.

Acı çeken bir babanın kızına duyduğu özleme ağıt yakan “Muse”, yürek yakan bir psikolojik gerilim. Jeffrey Charles Richards’ın performansı ve Emily Price’ın güzelliğiyle şenlenen seksen dakikalık bir senfoni. “Kederim içinde yasım yatar. Ve bu olayların dışavurumları görünmeyen kederi gölgeleyemez. Sadece işkence gören ruhun sessizliğinde büyür. Keder, insan ve yaratıcısının arasındaki bir zehirdir.” diyor ve ekliyor: “Kabul edilemeyen bir şeyi masalsı hale getirirsin, dünyanın acısından kaçabilmek için. Bir umut için… Sen kendi masalını yarattın.” Son sözü de “Sevgi sadece bir çılgınlıktır” oluyor. Kalbi siyah olanlar ıskalamasın…

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template