♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Fighting with My Family : İçimiz Dışımız Güreş

WWE deyince aklınıza bir şey geliyor mu? Amerikan Güreşi desem? Amerikalı profesyonel güreş eğlence şirketinin kısaltması olan WWE ülkemizde de son yıllarda ekranlarda yerini almaya başlamışken herkese tanıdık gelmeye başlamıştır herhalde. İlk özel televizyon zamanlarında ülkemize ithal edilmiş olan Amerikan Güreşi eğlenceliği, sonraki yıllarda uluslar arası yıldızlar çıkararak ününe ün katmıştı. Anlaşmalı dövüşen ama hiç çaktırmayan profesyonellerin hikayesine yakın zamanda Darren Aronofsky’nin “The Wrestler”ıyla yakından da şahit olmuştuk. Sinemaya geçiş yapan yıldızların yanı sıra kendine has efsaneleri ve özel hikayeleri olan WWE’den sinema ekranlarına son düşen film güreşçi bir ailenin eğlenceli yaşamlarına odaklanıyor. Ülkemize de gelen ve fanatikleri bol olan Diva Paige’in yükselişini anlatıyor. 

2019 yapımı İngiltere/Amerika ortalığı “Fighting with My Family”, popüler deyimle yılın en underrated filmi olarak seyirciyle buluşanlardan. Gerçek yaşam hikayesinden esinlenen biyografik spor komedisini “The Office”in yaratıcılarından Stephen Merchant yazıp yönetmiş. Ricky Gervais kadar göz önünde olmasa da onunla birlikte İngiliz komedisinin başta gelen isimlerinden olan Merchant’ın adını böyle bir filmde görmek hayli şaşırtıcı. “Hello Ladies”, “Life's Too Short” ve “Extras” düşünüldüğü daha insani hikayelerden komedi çıkaran Merchant, Amerikan güreşine dayanan yaşanmış bir öykü için çok doğru bir isim değil. 2010’da Gervais ile birlikte yazıp yönettikleri “Cemetery Junction”dan sonra ikinci uzun metrajında bu kez tek başına. Oyuncu kadrosu da gayet iyi. “The Little Drummer Girl” ile geçtiğimiz yılın keşfi olan Florence Pugh ringe çıkarken ona Nick Frost, Lena Headey, Jack Lowden, Olivia Bernstone ve Leah Harvey eşlik ediyor. Afişte de yer alan ve filmin pazarlaması için bolca kullanılan Dwayne Johnson da kendisini oynuyor ama toplasak on dakika bile görünmüyor. Zannedildiği gibi onun filmi değil. Amerikan kanadınan filme eklemlenen en önemli isimse nedense afişlerde pek görünmeyen Vince Vaughn. 

“Fighting with My Family”, hayatını güreşe adamış Bevis ailesinin öyküsünü anlatıyor. Eski gangaster güreşçi Ricky, eşi Julia, kızları Paige ve oğulları Zak ile tanışıyoruz. İngiltere’deyiz, Norwich’te… Çocukluklarından beri WWE’ye katılma hayalleri kuran Paige ve Zak bir yandan güreş gösterilerini yaparken diğer yandan etraflarındaki gençleri de güreşi aşılayarak öğretiyorlar. Bir maçlarının kasetlerini gönderdikleri WWE’den merakla haber bekliyorlar. Beklenen haber geliyor, seçmeler için gerekli adres veriliyor ve hayalledikleri adımı atmak için şanslarını kullanıyorlar…

Merchant, gerekli tüm İngiltere havasını verse de kısaca özet geçilmiş gibi görünen yükseliş filmi var karşımızda. Ailenin fertlerini tanıtma kısmında hayli başarılı, sevdiriyor da. İçlerinin dışlarının güreş olduğuna dair şüphemiz yok. İş ringe döndüğünde de her şey gayet iyi. Amerikan Güreşi heyecanını hissediyor, adrenalinle yükleniyoruz. Lakin sonrası klişelerden oluşan bir kısır döngü… İlk yarıya kadar filmi aile eğlenceliğiyle götürebilen Merchant, ikinci yarıda herkes ayrıldığında tökezlemeye başlıyor. Paige’in Amerika’ya gidişi ve ring için yaptığı hazırlıklar dönemi tamamen ona odaklanınca ve sadece hocasıyla kurduğu bir iki diyalogtan ibaret yalnızlığını gösterme çabası filmin tüm havasını emmekle kalmıyor bir de üstüne çekiciliğini de kaybederek tempo sorunu yaratıyor. Tempoyu toparlamak da mümkün olmuyor. Güreş sevdasını ilk bölümde işledikten sonra geriye kalan klişe bir “acaba başaramazsam, ya tökezlersem, kovulursam” endişesi… Aileden kopma, onları özleme, kardeşle bağların zayıflaması gibi gurbet elde yaşanan zorluklar da çok bildik. Antremanlara odaklanarak işin zorluklarını göstermeye çalışırken Paige’in de haletiruhiyesini yansıtmak isteyen Merchant bir türlü bu konuda başarılı olamamış. Duygular izleyiciye geçse de filmin tonu tamamen kayboluyor ve tam o yükseliş/zafer anı bir türlü yansımıyor. Oysa özel bir öykü bu… İlk maçında tutulup kalan daha ne olduğunu anlamaya çalışırken kendini kemer sahibi olarak bulan bir kadının öyküsü bu. En genç şampiyonun zirve anını allayıp pullayamamak filmin de en zayıf yanı. Paige’in tüm hissettiklerini bize geçirebilse de o kadar ağırlaşıyor ki kemeri onunla birlikte kaldıramayacak kadar mayışmış oluyoruz.

Gerçeklerden yola çıkılan öykünün filme dönüşürken epey törpülendiğini de söyleyelim bu arada. Paige göründüğü gibi hanım hanımcık bir kız değil. Uyuşturucu soruları da dahil olmak üzere kabarık bir sabıkası mevcut. Filmde gösterildiği gibi Zak ile değil Ray ile çalışmış daha çok. Yine de değişikliklerin çok yerinde olduğu aşikar. Merchant’ın eğlenceyi daha fazla gazlaması gerekirken drama yönelerek bocalamasıyla sekteye uğrayan filmin tek kazananı rolün hakkını fazlasıyla vererek göz dolduran Florence Pugh. 

Tüm tanıtımları “garip aile komedisi” üzerinden işleyen ve fanatiği bol Paige’in yaşam öyküsü olmasına rağmen prömiyerini yaptığı Sundance Film Festivali’nde beğenilmeyen film, 22 Şubat’ta vizyona girdiğinde de hayal kırıklığıyla karşılanmıştı. Amerika ile sınırlı kalmayarak pek çok ülkede gösterime girse de gişede umduğunu bulamayınca soluğu ev sinemasında alabildi. Onca desteğe rağmen yaşanan bu başarısızlık bizde de 10 Mayıs’ta gösterime gireceği duyurusunun ardından erteleme ve belirsizliğe teslim oldu.

İyi başlayan eğlencelikten bildik yükseliş dramasına evrilirken hesapları tutmayan “Fighting with My Family”, 108 dakikanın sonu getirmeyi becerebilen izleyicisini bekliyor. Ailecek izlenebilecek pazar gecesi tv eğlenceliği olmayı bile başaramıyor. Haliyle ucunda kemer yok…


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template