River : Kaç Doktor Kaç!

Perşembe, Ağustos 18, 2016 by Serkan Murat KIRIKCI
Sefaletle boğuşan bir ülkedesiniz ve kötü bir olaya şahit oluyorsunuz. Ne yaparsınız? Başınızı öbür yana çevirir misiniz? Yoksa müdahale mi edersiniz? Ya bu müdahalenizin ucu her şeye açıksa ve birazcık da alkollüyseniz... 2015 yapımı Kanada - Laos işbirliği kaçış gerilimi “River” bir Amerikalının Laos’ta yaşadığı kâbusu anlatıyor. Örneğini bolca gördüğümüz bir konu olsa da dur durak bilmiyor...

Denize kıyısı olmayan bir Güneydoğu Asya ülkesi olan Laos Demokratik Halk Cumhuriyeti’ni kendine mesken edinen film, “The Raid serisinin yapımcılarından” ibaresiyle adını duyurmuş durumda. Aynı zamanda bir ilk film... Senaryoyu da kotaran Jamie M. Dagg, iki kısa filmin ardından ilk uzun metraj denemesinde. Seyircinin alışık olduğu konuyu hiç aşina olmadığı bir ülkede işlemeyi tercih etmiş ve kamerasını da ana karakterinden hiç ayırmamış. Filmi omuzlayan Rossif Sutherland’a Sara Botsford, Douangmany Soliphanh ve Ted Atherton eşlik ediyor. 

Laos’tayız... Bir klinikte çalışan Amerikalı doktor John Lake ile tanışıyoruz. Hastasının masada kalmasına üzülen, geri döndürmek için inatla mücadele veren bir adam... Durumu atlatması için tatile çıkması salık verilince adalarda alıyor soluğu. İlk gecede barda gördüğü iki erkeği uyarıyor. Laos’lu iki kıza asılmalarına ve içki ısmarlayarak sarhoş etmelerine karşı çıkıyor. Bardan eve dönerken aynı çifti görüyor... Kız yerde sızmış, külotu inmiş... Oğlan sevinçten dört köşe... Eve dönüşünü izliyoruz sonra, eli yüzü yara bere ve kan içinde... Sabah olduğunda kapıya polis dayanınca doktorun kaçış macerası başlıyor...

Bir Amerikan vatandaşının geri kalmış ülkelerde yaşadığı kâbus senaryolarına sıkça rastlıyoruz. Bu formülü kullanan, başı sonu belli çok tahmin edilebilir bir film River. Klişelerle dolu olsa da yönetmenin tercihleriyle onlardan sıyrılıyor. En belirgin fark politikaya hiç bulaşmaması, politik söylemlere girişmemesi... Laos’u seyirciye yabancı bir yer olarak kullanıyor. John’un bilmediği bir yerde kapana sıkıştığını daha iyice hissetmemiz için mesken tutuyor. Olaylar hemen başladığı için de öyle turistik geziler falan da yok. Arka planı çok kullanmıyor Dagg, kamerasını bolca yakın planla John’a doğrultuyor. Onun yaşadıklarını ve hissettiklerini belgeleyerek gerilimi arttırmaya çalışıyor. Bu planı da çok güzel tutmuş. Rossif Sutherland üzerine düşeni fazlasıyla yapınca seyirciye sadece 95 dakikanın tadını çıkarmak kalıyor.

Prömiyerini Toronto Film Festivali’nde yapan River, keşif bölümünde beğeni toplayarak ülkesi Kanada’nın yüz akına dönüşmüş ve bolca ödülle taçlanmış. Bildik konuyu doğru tercihlerle işleyen ve hiç sıkmadan tempolu bir şekilde finale yürüyen Dagg’ın en iyi ilk film ödülünü alması boşa değil. Rossif Sutherland’in adaylıkta kalmasıysa karşısına “Room” ile Jacob Tremblay’in çıkmasının talihsizliği... Klişeler de doğru kullanıldığında güzel sonuç verir demek için iyi bir örnek “River”, finalde şaşırtarak da gönülleri fethetmek üzere keşifçilerini bekliyor...


0 blogger-facebook:

Yorum Gönder

Etiketler