♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Money Monster : Para Canavarı’nın Para Tuzağı…

Gerçek zamanlı filmler denilince aklımıza defalarca izleyeceğimiz, her seyirin aynı cüssede heyecana döneceği birçok film gelir. High Noon bu hususta liste başıdır sanırım. Money Monster da bu fikirden yola çıkmış bir film. 98 dakikalık süresi ile 98 dakika sürecek bir gerilimi sunuyor.  Aynı zamanda bir anlığına da olsa sokaktaki insanın eylemciyi desteklediği Dog Day Afternoon’a evriliyor.  Fakat High Noon ya da Dog Day Afternoon yeniden beyaz perdede gösterim şansı bulsa heyecanla koşacak olsak da Money Monster’ı 30 yıl sonra yeniden izlemeye tenezzül etmeyeceğimiz kesin. Jodie Foster’ın yönetmenliği, oyunculuğunu aşamamış.  Mesaj kaygısına ve çabasına rağmen Money Moster’ı orta seviyede, tek seferlik/hoş seyirlik listesine alabiliriz. George Clooney ve Julia Roberts gibi dev oyuncularına karşılık filmi sürükleyen de tek başına Jack O'Connell iken Clooney ve Roberts’ın oyunculuğunu “unumu eledim eleğimi astım, niye yorayım ki kendimi” kabilinden okuyabiliriz. 

Bir Wall Street simsarının TV yıldızına dönüştüğü, tüyolar verdiği hikâye, açılışta The Big Short’u anımsatan gevezeliğe maruz kalacağımız duygusu verse de, Lee Gates’in tüyoları ile tüm parasını kaybetmiş Kyle Budwell’ın canlı yayın işgali ve borsacı yıldızı rehin almasıyla hikâye de rengini değiştirir. Kyle Budwell, parasını neden kaybettiğini sorgularken,  canlı yayında cevap ister. İlerleyen dakikalarda program yönetmeni, çok mert (!) Patty Fenn ve özünde iyi bir insan(!) olan Lee Gates ise eylemci ile işbirliğine giderek sistem kurucunun tüm kirli çamaşırlarını ortaya dökecek, hırsızlığı ifşa edecektir. Fazlasıyla romantik değil mi, ama gerçek hayatta işler pek de böyle yürümüyor. Para ile pek düzenli bir ilişkisi olamayan yazarınız bu bağlamda hangi oyun kurucu ne gibi bir düzenbazlık yapmış, yurttaşın sırtından nasıl devasa miktarlarda para kazanıp süper zengin olmuş, kaç kişinin hayatını karartmış, kaç kişiyi sömürmüş ilgilendirmiyor. Zira her ne kadar kısa yoldan ve para üzerinden kolayca çok paraya sahip olma fikri heyecan verici olsa da, bu heyecan zaten oyun kurucuların hepimizi ele geçirmesinin esas sebebi. Kredi kartından, banka hesaplarından, borsa oyunlarından muaf hayat acısızdır, tecrübe ile sabittir. 

J. Foster’ın da sanırım izleyiciye ulaşmaya çalıştığı ana fikir zengin adamın ilkesizliği değil fakir adamın sürü psikolojisi.  Araya sıkıştırılmış küçük küçük mesajlar filmin bütününden çok daha hayati. Binlerce insan yaşadığı para kaybının ya da maruz kaldığı oyunun farkında bile olmazken, aralarından çıkan bir kara koyun kaybının sebebini öğrenmek istiyor. Geriye kalan ak koyunların kara koyuna verdiği tek destek ise; “uçur onu havaya, patlat beynini” diye naralar atmak, yurttaşın parasını gasp eden adamın bir anlık görüntüsünden sosyal medyada eğlence yaratmak, aptal kutusu filanca şirketin hisselerini satın alın derken daha cümlesini tamamlamadan ekran başındaki milyonların akıllı telefonlarına sarılıp hisse almaya başlaması vs… TV kanallarının, simsarların, akıllı telefonların ve arsız canavarların bir parmak hareketi ile kitlelerin sürüler halinde gösterilen her yöne koşması. Foster, belki sürüleri uyandırmaya niyet etti ama sonuç;  seyir boyunca eylemciden yana taraf tutan izleyici salondan çıkar çıkmaz, yine filmde eylemcinin yenilgisi ardından langırta devam eden kitle gibi sistem uyumlu hayatına geri döndü.  Para canavarı tüm suçlarından paçayı kurtarırken sisteme itiraz eden pek tabi ki yine bertaraf oldu. İnsanın gönlünden izleyiciyi eyleme motive edecek bir mutlu son geçmiyor değil. Eylemcinin kazandığı, hırsızın yenildiği bir son belki romantik olurdu lakin umut verici  olurdu,  yani maksat bir uyanışa vesile olmaksa... Bu haliyle her daim kaybeden ve kaybedecek taraf da izleyiciye dikte edilmiş oluyor. Foster’ın iyi niyetinden sual olunmalı belki de…  
Hoş seyirlik Money Moster aslında bizzat kendisi para tuzağı olsa da hiç değilse izleyiciye asıl düşmanının kendisi olduğunu söylüyor ya da zaten kaybeden olduğunu… Hangi pencereden baktığınıza bağlı…  Son tahlilde, Money Monster, nakdinizi de vaktinizi de harcamayın, izlemeyin diyeceğim bir film değil, yazarınız tüm eleştirilerine rağmen Money Moster’ı beğendi… 

Kaybetmek istediğiniz kadar kaybeder kazanmak istediğiniz kadar kazanırsınız, Keyifli seyirler… 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template