♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Honour : Onursuz Hayat Bir Hiçtir

Gelişmiş ülkelerin uzun süre görmediği, görmezden geldiği “namus cinayetleri” bunca gelişmişliğe rağmen halen toplumların en büyük belalarından biri. Ortadoğu ülkelerinden göç aldıkça sorunla yüzleşmek zorunda kalan ülke ve kurumlar nihayet soruna el atmak zorunda kaldı. Birleşmiş milletler her yıl, dünya çapında 5.000 kızın namus adına aile fertleri tarafından öldürüldüğünü öngörüyor. Korkunç bir rakam bu ve maalesef bu aileler çoğunlukla dışarıya kapalı olduğu için görünmeden, duyulmadan ortadan kaldırılıyor bu kızlar. İstatistik bile olamıyorlar… 2014 yapımı İngiliz işi “Honour” işte bu kanayan yarayı gerilimle harmanlayarak dile getiriyor.

“Bombay Blue” dizisiyle tanıdığımız aktör Shan Khan ilk yönetmenlik sınavında. Senaryosunu da kotardığı filmle ülkesindeki soruna değiniyor. Görüntüleri David Higgs ustaya, müzikleri de Theo Green’e emanet ederek iyi bir künye ile yola çıkmış. Paddy Considine, Aiysha Hart, Faraz Ayub, Shubham Saraf, Harvey Virdi ve Nikesh Patel de oyuncu kadrosunun başını çeken isimler. 

İngiltere’de bir metrodayız… Tüm bu namus cinayetleri yetmezmiş gibi bir de insanlarımıza kötü davranıyor İngilizler diyerek yapıyor açılışını Honour. Sonrasında da bir aileye konuk oluyoruz. Mona ile tanışıyoruz… Babası ölmüş, annesi ve iki erkek kardeşi ile yaşıyor. Eve döndüğünü anlıyoruz. Bir şeylerin ters gittiği de belli, annesinin her şeyden haberdar olduğu da… Bir yandan bir şeyler dikerken Mona’ya da bir sandığın içini boşaltmasını söylüyor… Katli vacip: Annesinin diktiği örtüye sarılacak, boşalttığı sandığa konacak ve ormanlık alanda gömülerek ailenin onuru temizlenecek… İşler planlandığı gibi gitmiyor elbette…

Shan Khan kendi kültürünü ve insanını anlattığı için konuya hakim olduğunu her an gösterdiği iyi bir senaryo yazmış. Normalde sıradan görünebilecek bu senaryoyu gerilimle harmanlarken paralel kurgu ile cazip hale getirmiş. Mona’nın ölüm fermanına yol açan ilişkisini de bu kurgu ile öğreniyoruz. Öğrendikçe seyircisini kahreden bu ilişkiyle de sınırlı kalmıyor film. Mona ile başrolü paylaşan bir karakter daha var. Adını bilmediğimiz kelle avcısı durumdan faydalananlardan biri. Khan, Mona’nın sadece bir örnek olduğunu vurguluyor ve kaçan kızları bulmakta uzmanlaşmış bir adamla tanıştırıyor izleyicisini. Bulduğunda neler olduğunu bilmenin ağırlığından muzdarip adamın bu kez yardım etmeyi seçmesiyle macera da başlıyor.

Meselesini başarıyla örnekleyen Honour, birkaç senaryo sorunu dışında eksiksiz. Başarılı kurgusu ve görüntü yönetimiyle hikayeyi akıtırken kahraman adamını bir türlü ete kemiğe büründüremiyor. Considine’nin performansıyla hafiflettiği sorun hikayenin gerçekçiliğini zedeliyor. Tüm iç karartıcı tavrından sonra umut dolu finalin de fazla iyimserlik olduğunun altını çizelim.

Shan Khan ilk yönetmenlik sınavını usta işi başarıyla geçerken, Aiysha Hart da performansıyla akılda kalıcı bir iz bırakıyor. Namus cinayetleri sorununu bir aile üzerinden anlatan “Honour” doğal, gerçekçi ve gerilimli. Aileye ve soruna yaklaşımındaki tarafsızlığı ile seyircisini kahrederek 104 dakikayı su gibi eriten etkili bir seyirlik.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template