♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Beyond the Reach : Metaforla Saadet Olmaz

Devir paranın konuştuğu devir… Zenginin parası her kapıyı açıyor ve paraya ihtiyacı olan insanları ezebilmesini, her şeyi yaptırabilmesini sağlıyor. Her koşulda boyun eğmeye alışmış fakir de ancak onuruyla oynandığında gaza gelip mücadele ediyor. Köklerini Robb White’ın romanından alan 2014 yapımı “Beyond the Reach” zengin adamın kedi fare oyunu oynama hevesini beyazperdeye taşıyor. “Tehlikeli Oyun” adıyla vizyonda…

1935’de ilk romanını yayımlayan Robb White, 27 romana imza atmasına rağmen dilimize hiç çevrilmemiş yazarlardan. Döneminin önemli yazarlarından biri olarak sinemaya da katkı vermiş White. William Castle klasiklerinin senaryolarında onun imzası var. 1959 yapımı “House on Haunted Hill”, “The Tingler”, 1960 yapımı “13 Ghosts”, 1961 yapımı “Homicidal” üzerinden geçen yıllara rağmen eskimeyen klasikler. Filmin uyarlandığı “Deathwatch” yazarın en önemli romanı olarak öne çıkmış. 1972’de yayımlanan roman yılın romanı olarak ilan edilmiş ve üç önemli ödülle de taçlanmış. Sadece bir kere o da 1974’te “Savages” adıyla tv filmi olarak uyarlanmış olması da ilginç. 42 yıl sonra romana el atarak senaryoyu kotaran uyarlamalar ve yeniden çevrimlerle bildiğimiz bir isim: Stephen Susco… Adını ilk olarak “Garez” serisinin Amerikan çevrimlerinin senaryosunda gördüğümüz Susco, 2008’de “Red” ile iyi iş çıkarmış, 2010’da “High School”un kalabalık senaryo grubunda yer almış. 2013’de 3D’nin gazıyla “Texas Chainsaw 3D”nin içine ettikten sonra soluğu yine bir uyarlamada almış. Yönetmen koltuğundaysa kısa filmlerle başlayan filmografisini 2011’de ilk uzun metrajı “Carré blanc” ile taçlandıran Jean-Baptiste Léonetti oturuyor. Michael Douglas ve Jeremy Irvine’nin kapışmasında Hanna Mangan Lawrence ve Ronny Cox da onlara kısa rolleriyle eşlik ediyor. Steven Spielberg’in “War Horse”u ile tanınan Irvine filmin yükünü sırtlayan rolde…

Sevgilisinin uzaklara gidişinin hüznünü yaşayan Ben ile tanışıyoruz… İyi bir iz sürücü… Ava çıkan insanlara eşlik ediyor. Bu kez eşlik edeceği isim bir milyarder… Hem de her fırsatta övünen bir adam: Madec… Arabası özel, tüfeği özel, dünyayı kendisi yaratmış gibi sırıtan adam yaban koyunu avlamak üzere Ben ile çöle gidiyor. Olabildiğince itici olduğunu kanıtladığı davranışlarını sergiledikten sonra, ilk kriz olan “avlanma izin belgesi”ni teklif ettiği para ile çözüyor. İkinci krizi çözmeye para yetmiyor… Ne olduğunu görmeden tüfeğine davranan Madec’in bir insanı öldürdüğünü görünce ikili saflara ayrılıyor ve kedi fare oyunu başlıyor. Tam da önemli bir iş anlaşmasının eşiğinde olan adamın çözümü, cinayeti Ben’in üzerine yıkmak... Sadece donuyla kalmasına izin verdiği Ben’i çöl sıcağında kilometrelerce uzaktaki yerleşim alanına yürümek zorunda bırakan Madec, çaresizliğin seyrine dalarak keyfine bakıyor. Ama Ben gerçekten çaresiz mi?

Sürükleyici bir film “Beyond the Reach”… Gerilimini yakın planlarla ikilinin yüzlerinden alan bir film. Olay akışı olarak bir sorunu yok. İki oyuncuyla çöl sonsuzluğundan sıkılmadan izlenebilecek bir film çıkarmışlar. Ama nedense bu yetmemiş olsa gerek. Sadece olayı takip etsek yetebilecekken, filmin sürekli aynı mesajı verme ısrarı kabak tadı veriyor. Zengin adamın parayla herkesi satın alabileceği düsturunun altını gereğinden fazla kalın çizgilerle ve tekrar tekrar çiziyor. Yetmiyor, önce olayın çözümünde sonra finalde rüya ve gerçek derken işin gübresini çıkarıyor. Karakter yaratımının bu kadar siyah ile beyaz olması da akıllara feza! Tam da bu noktada işin aslını görmek mümkün... Bu bir Amerika hali... Karakterler için ülke ikiye bölünmüş. İyiler Ben’e, kötüler Madec’e... Bir yanda işsizlik sorunuyla boğuşan geleceğinden umutsuz kasabalı... Diğer yanda ne kadar az koyarım da o kadar çok alırım diye düşünen bir güç. Maliyeti düşürmek için yurt dışına çıkarak ülkedeki işsizliği arttıran güç. Tüm mesele bu güce sövmek... Tamam sövelim, hatta kendimizi Ben’in yerine de koyarak sövelim ama böyle işlenirse nasıl sövmemiz beklenir? İlk yarım saatinde anlaşılan meseleyi her dakika kafamıza vura vura anlatmaya çalışmak işi müsamereye çeviriyor haliyle. Böyle metafor kullanımı düşman başına... Tüm bu tablonun içinde Fransız yönetmenin ne aradığının cevabını da hiç aramayalım en iyisi...

Salt kedi-fare oyunu olarak kalsa sıkılmadan geçirilecek 91 dakikaya sahip “Beyond the Reach”, meselesini dile getirme yanlışlarıyla seyircisine oynadığı “Tehlikeli Oyun”u kaybediyor. 


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template