♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Rhythm 0 : “Bizim Kültürümüzde Yalnızlığa Yer Yok”

Rhythm 0 adını yeni yeni duyulmaya başladığımız alternatif seslerden biri ve Neo-Folk’un ülkemizdeki temsilcisi. Adını 2014’te duymaya başladığımız ama önümüzdeki günlerde sık sık duyacağımız RHYTHM 0 hazır yeni cdsini yayınlamışken Mert Yıldız ile RHYTHM 0 ve daha önceki çalışmaları hakkında keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Underground piyasayı takip edenler seni 90’larda Vassago adlı grubun ve çıkarttığın Dead Comedian fanzinden tanıyorlar. Fakat senden bir daha haber alamadık ta ki RHYTHM 0’u duyana kadar. Bu uzun zaman aralığında neler yaptın geri kalanını senden dinleyelim.
Zihnimi biraz zorlamam lazım. Vassago'yu lisede kurmuştum. Gençken solo müzisyen olmak ya da bir projeyi tek başıma sırtlamak hiçbir zaman aklımdan geçmemişti. Neticede gruplar dinleyerek büyüdük, gruplara hayran olduk ve onlar gibi olmayı hayal ettik. Bir erkek çocuk için "grup" denilen şey, kardeşlik ya da çete hissinin devamıdır. Sanırım ben de hep bunu aradım. Vassago demosunu kaydetme sebebim, belki bu demo sayesinde benimle çalışacak müzisyenler bulabileceğimi düşünmemdi. Tabii ki öyle olmadı, ben de havlu attım. Hatta bir dönem elimdeki ekipmanı da sattım (daha sonra tekrar satın almam gerekti.) 

Müziği tamamen bırakmayı ve kurtulmayı istiyordum ama o benim peşimi bırakmadı. 2000'lerin ikinci yarısında Syphilis Market isimli yeni bir grup kurdum ancak yine kadro sorunları yaşadım. Bir sürü beste ve kayıt yaptık ancak hatırladığım kadarıyla hiçbirini yayınlamadık. Bir dönem Radical Noise, Sterile Noiz Klan ve My Garden elemanlarıyla Pigs Of The Empire diye bir grup kurduk ve iki sene kadar beraber çalıştık. Albüm yayınlama aşamasına gelmişken o grup da dağıldı.

Gerisini biliyorsun. Tanju Can ile KARA CEPHE'yi kurarak hayatımı kurtardım, bir yandan da kişisel projem RHYTHM 0 ile devam ediyorum. Derslerimi aldım. Artık küçük kan kardeşliklerine ve yalnız kurtluğa inanıyorum.

Dead Comedian'a gelirsek... Nasıl bittiğini hatırlamıyorum. Bir ara web tabanlı bir biçimde sürdürmüştük, sonra araya askerlik girdi ve bitti. Açıkçası bahsettiğin dönem zihnimde epey bulutlu. Askerden geldikten sonra bir sürü dergide kısa periyotlarla yazdım; Zor, Headbang, Yüxexes, Deli Kasap, bir dönem arkadaşlarımla yayınladığımız Electric, vs... Sanırım Rock dergiciliğinin John Sykes'ı gibi bir şey oldum; herkes yaptığım işlerin kalitesinden ötürü benimle çalışmak istiyor ama her seferinde bir problem çıkarıp dergiden ayrılıyorum ve hiçbir maceram uzun süreli olmuyor. Şu an halen Paslanmaz Kalem'de yazıyorum, sanırım bana bir tek onlar katlanabiliyorlar.

90’larda Türk extrem metal piyasasının içinde yer almış birisisin hal böyle olunca senden daha extrem olmasa da heavy metale yakın bir türde bir müzik beklerken Neo-Folk projesiyle  döndün. Bu değişim nasıl oldu?
Büyüdüm. Büyümek tabii ki yaşadıkların ve hayatın seni götürdüğü yer ile alakalı. Herkes için "büyüme"nin sonucu farklı olabilir. Az önce söylediklerim aslında durumu özetliyor. Çocukluk çetelerine ve kalabalık dostluklara inancım ya da ilgim kalmadı. Metal müzik, kalabalık ekipler tarafından icra edilen bir müzik. Bir çeteyle beraberken zayıflıklarını saklayabilirsin, arada kolayca kaynayabilirsin. Kalabalığın içinde kendini gizleyebilirsin. Kendi sözlerini ve düşüncelerini, solistin iki dudağının arasına sıkıştırıp geriye çekilebilirsin. Kısacası kendini korunaklı bir pozisyona koyabilirsin. RHYTHM 0'nun solo proje olmasını istememiştim ama kendiliğinden böyle gelişti. Başka bir solistin arkasına gizlenmeden kendi hislerimi kendi sesimle dışarı vurabilmeyi öğrendim. Bu, bana her anlamda çok şey öğretti. Müzik zevkimin başka yönlere kayması da bununla ilintili olabilir, artık daha kişisel, daha "çıplak" müzikler dinlemeyi seviyorum. İnsanların hikayelerini kendi ağızlarından dinlemek çok daha fazla ilgimi çekiyor. Çünkü o zaman karşında tek başına zayıflıklarıyla ayakta duran birini görüyorsun ve hikayelerinde kendinden bir şeyler bulabiliyorsun. Genel olarak Metal müziğin içinde (belirli istisnalar hariç) artık bunu bulamıyorum.


Folk müziği biliyoruz ama nedir bu Neo-Folk. Dünya da son 15 yıldır Neo-Klasik ve Neo-Folk türünü duymamıza rağmen neden Türkiye’de bu kadar geç örnekler verilmeye başlandı? Türkiye’de başka bu tarzda müzik yapan gruplar var mı? Dünya da ve bizde ki durum nedir Neo-Folk müzik tarzında?
Wikipedia'ya girip "Neo-Folk" yazacak olursan orada muhtemelen çok daha farklı bir tabirle karşılaşacaksın ama benim tabirimle Neo-Folk, "kendi alanını koruma konusunda paranoyaklık derecesinde endişeleri olan kibirli yalnızlar tarafından icra edilen Folk Müzik." 

Neo-Folk'un içindeki Avrupa Paganizmi ve folkloruna olan dönüklüğün temelinde "yabancı" korkusu olduğunu düşünüyorum. Fakat bu "yabancı" korkusunun direkt olarak "göçmenler" ile ilgili olduğunu düşünmüyorum. Bunun, daha ziyade bu müzisyenlerin kendilerini, içinde yaşadıkları toplumlarda "yabancı" görmeleri ile ilgili olduğunu düşünüyorum. Bana göre herkesin birbiri ile bu denli kolay yüz göz olabildiği bir dünyada, içe dönük müzisyenlerin tutuculaşması ve bu durumun onları gelenekselciliğe itmesi doğal bir şey.

Türkiye'de neden Neo-Folk yok? Çok basit, bizim kültürümüzde yalnızlığa yer yok. Bizim toplumumuzda yalnızlık, zayıflıktır. Herkes birbirine sümük gibi yapışmaya programlı. Herkes sürü zihniyetine programlı. "Sürüden ayrılanı kurt kapar" diye atasözümüz bile var. İnsanlar şahsi alanlara sahip olmakla ilgilenmiyorlar hatta bu şahsi alanlar onları korkutuyor bile. Toplumun hangi katmanına gidersen git bunu görürsün. "Tutuculuk" kelimesinin zihnimizdeki karşılığı "yobazlık" ya da "kafatasçılık" çünkü bizim Avrupalı gibi doğaya dönük köklerimiz yok, doğaya dönük köklerimiz İslamiyet tarafından yüzlerce yıl önce yok edildi. Doğa ise salt yalnızlıktır ve ne kadar yalnızlaşırsan doğaya o kadar çok dönersin. Beton binalardaki barlarda sosyalleşmek için haftanın 5 günü eşek gibi çalışan insanların bu tip müziklerde kendilerini bulmalarını beklemek saçma.

RHYTHM 0 ilginç bir isim.RHYTHM 0 nedir, neyi anlatır, neyi amaçlar?
RHYTHM 0, Marina Abramovic isimli ünlü performans sanatçısının bir performansının ismi. Bu projeye 4 sene evvel ilk başladığımda kadro üç kişiydi ve Slow-Core yapıyorduk. Bu ismi o zaman seçmiştim, liriklere uyduğunu düşünmüştüm. Abramovic çok güçlü bir kadın ve güçlü kadın figürlerine tapıyorum. Varlıkları bana garip bir biçimde umut veriyor.

Daha önceki  grubun Vassago ile yurt dışı piyasa ile bayağı bi iletişim halindeydin.Rhythm o ile ne alemde yurt dışı ilişkileri?
Henüz çok fazla tanıtım yapma şansı bulamadım. Birkaç dergide ilk EP'nin eleştirisi çıktı, birkaç online radyo RHYTHM 0 şarkıları çaldı ancak aktif olarak promosyon yapmadım. Yayınlanacak olan "The Big Loss" EP'sinden sonra yoğun bir promosyon çalışmasına girişeceğim. Elimdeki materyalin bunun için yeterli olacağını düşünüyorum.


RHYTHM 0 adını biz daha yeni yeni duymamıza rağmen 1 yıl içinde art arda çalışmalar yayınladın. Bu nasıl oldu parçalar daha önceden hazırmıydı?
"An Aimless Craving"i 1 hafta içinde yazdım ve kaydettim, bir sonraki hafta da CD'ye bastım. "Guddo-Bai"ı da tahminen 1 hafta içinde yazdım, kayıtlarda daha fazla enstrüman kullandığımdan süreç daha uzun zamana yayıldı fakat tümü olsa olsa 4 haftayı bulmuştur. RHYTHM  0 benim müzikal günlüğüm. Parçalar kendiliğinden gelirse geliyor, gelmezse de gelmiyor. Zamanında içinde bulunduğum çoğu proje bir sürü beste yapıp kayıtlarını yayınlama şansı bulamadı ve bu benim için önemli bir ders oldu. Bir müzisyen, içinde biriktirdiği besteleri sisteminden atmadan ilerleyemez. O birikenler onu aşağı çeker. RHYTHM  0'daki mantığım tamamen bu. Parçalar üzerinde çok düşünmüyorum, onları en çıplak halleriyle yayınlamayı seviyorum. Bugünlerde en çok dinlediğim albümler, benzer metotla yapılan, çiğ albümler. Örneğin Johnny Thunders'ın "Hurt Me" albümü. Bence bir başyapıt.

Ben tüm çalışmalarını dinledim fakat Neo-Folk dışında da bazı türlere selam gönderiyorsun. Yaptığın çalışmalardan uzun uzun bahseder misin gerek sözler olsun gerek müzikal açıdan gerekse kapak tasarımları olsun...
Aslında bir tür sınırlamam pek yok. Kendime koyduğum tek bir sınır var, o da sahneye tek başıma akustik gitarla çıktığımda kulağa sönük gelmeyecek parçalar yazmak. Tabii ki bir grup toparlayıp bu parçaları kayıttaki hallerine yakın da çalabilirim ancak hayat bana hep en kötü ihtimali göz önünde bulundurmayı öğretti.

"An Aimless Craving" Neo-Folk'a en yakın duran RHYTHM 0 çalışması. Sanırım konsept bir çalışma olarak bakabilirsin çünkü parçaların tamamı, hayatımdaki spesifik bir dönemle ilintili. Bu EP'yi kaydetmek benim için bir çeşit terapi oldu.

"Guddo-Bai" ise epey farklı. Onu bestelerken daha çok Americana ve Rockabilly dinliyordum, sanırım bu durum parçalara da yansıdı. Aslında "An Aimless Craving"in ardından tam bir Neo-Folk EP'si kaydedecektim ancak ruh halim değişti ve kendimi bambaşka bir şey kaydederken buldum. "Guddo-Bai"dan her anlamda memnunum. Parçaların her biriyle gurur duyuyorum. Kesinlikle ilk EP'den çok daha karamsar ve kara mizah yönü de fazlasıyla baskın. Ayrıca beraber çalıştığım baterist Mikkel Szlavik, tanıdığım en iyi müzisyen. Eğer yarın ölecek olursam, sırf bu kaydı yapabilmiş ve bu parçaları sistemimden atabilmiş olduğum için bir nebze olsun huzurlu giderim.

"The Big Loss" da çok özel bir EP oldu. Buradaki parçalar, RHYTHM 0'nun ilk zamanlarından kalma ve daha çok Slow-Core tarzına yakın. Bu EP ile de gurur duyuyorum, 'The Big Loss' hayatımda yaptığım en iyi beste, kapak ve sunum da gerçekten özel oldu. Ayrıca 'June Midweek' için doğaçlama yaptığımız klibi de çok seviyorum çünkü klipte en sevdiğim arkadaşlarım oynuyor.

Sendeki  değişimi  gördükten sonra şunu merak ediyorum Mert şimdi neler dinler? Mesela ben biliyorum Cenk Taner  vazgeçemediklerin  arasında. Başka  türler, başka gruplar, neler dinlersin?
Bu aralar en çok dinlediğim albüm David Kauffman & Eric Caboor - "Songs From Suicide Bridge" albümü. 1984 yılında kaydedilmiş, yalnızca 500 kopya olarak yayınlanmış ve uzun yıllar sonra tekrar keşfedilmiş bir başyapıt. Böyle keşifler yapmak, yeni gruplar keşfetmekten daha çok ilgimi çekiyor açıkçası. Sürekli olarak dinlediğim ender "yeni" grup ve sanatçılardan birkaçı ise Anna Calvi, Midlake, O'Death, 1476, Blood And Sun, Inc., Spiritual Front, She Past Away... Büyük fanı olduğum belirli Metal ve Rock gruplarını da her daim takip ediyorum ancak bunların sayısı fazla değil.


Geçtiğimiz aylarda Peyote'de bir konser verdin. Nasıl geçti? RHYTHM 0‘a gelen eleştiriler ne yöndeydi?
Konseri neredeyse hiç hatırlamıyorum zira o gün ağır grip geçiriyordum, ilaçlarla zar zor ayakta duruyordum. Burnumun altına sürdüğüm merhem sayesinde vokal yapabildim. Sanırım salondaki herkes içerideki ağır Vicks kokusunun kaynağını merak etmiştir. Gelen eleştirilerin tamamı olumluydu. İlk EP'deki şarkılar ile birlikte, kaydetmekten vazgeçtiğim ikinci EP'deki şarkıları çaldık. Konserin benim için en güzel yanı, en sevdiğim grup olan Cadaverous Condition'ın solisti Wolfgang'in sahnede bize katılması ve birlikte iki şarkı çalmamızdı.

RHYTHM 0 dışında bir de KARA CEPHE‘de çalıyorsun. Özellikle son bir yıldır KARA CEPHE bayağı duyulmaya başladı.KARA CEPHE ile neler yaptınız neler yapacaksınız.En önemlisi KARA CEPHE’yi ne zaman canlı canlı izleyeceğiz?
Şu ana dek yer aldığım gruplar arasında kendimi ait hissedebildiğim tek isim Kara Cephe. Bunun da Tanju Can ile ilgisi var. Bence birbirimizi müzikal anlamda kusursuz biçimde tamamlıyoruz. İlk albümümüz "Unutulanlar" kısa süre önce yayınlandı ve inanılmaz olumlu yorumlar alıyoruz. Konser konusuna gelince... "Öylesine" konser veren bir grup asla olmak istemedik çünkü imza attığımız her işin özel olmasını istiyoruz. Bu nedenle biraz doğru zamanı beklememiz gerekti. Ancak önümüzdeki aylarda bir konserimiz olacak. Ve akıllarda yer edeceğinden emin olabilirsin. 

Son olarak Bodakedi okurlarına ne söylemek istersin?
RHYTMH 0 çalışmalarını rhythm0.bandcamp.com adresinden veya facebook sayfasından takip edebilirler. Röportaj için çok teşekkürler, çok güzel sorulardı.


https://www.facebook.com/0rhythm0
https://soundcloud.com/rhythm-0

Röportaj: Semih Şimşek





Share this:

1 yorum :

  1. sitenizi yeni kesfettim hocam artık takibinizdeyim yazılarınız cok guzel emeginize saglık iyi calısmalar :) - eminmetin.com.tr

    YanıtlayınSil

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template