♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Bay Mozart Uyanıyor : Yarım Kalan Senfoni

Klasik Batı Müziği'nin, en üretken ve en etkili bestekârlarından biri olarak müzik tarihinin en büyük dehalarından biri olan Mozart, 35 yıllık ömrüne 626 eser sığdırarak ölümsüzleşmiş bir isim. Yapıtlarıyla senfonileri, konçertoları, oda orkestralarını, piyanoyu, operayı ve korolu müzikleri etkileyen Mozart’ın eserlerinin girmediği kulak neredeyse yok, ismen bilmeyenlerin bile mutlaka duyduğu bu bestelerin kullanımı da icrası da kullanılmaya devam ederken onu ölümsüzler mertebesine yükseltiyor. 

5 Aralık 1791’de gece 1 sularında Viyana’da ölen Mozart, yaşamının son günlerinde iki beste için çalışıyormuş. Bunlardan “Zauberflöte”yi ölümünden önce bitirir ve sahnelere çıkarıp ünlü yapar, ama “Requem”i bitiremeden ölür. Mozart’ın kendi ölümünü düşünerek bestelediği kabul edilen “Requiem”in büyük bölümünü sağlığı yerindeyken yazsa da yarım kalmış. Eşi Constanze tarafından verilen görevle bitirilmiş bir eser olarak önemi koruyan beste aslında ilk olarak Joseph Eybler'e teklif edilmiş olsa da, Eybler beceremeyip görevi reddedince bu kez genç bir bestekâr ve Mozart'ın öğrencisi Franz Xaver Süssmayr görevlendirilir ve tamamlanmış olur. Mozart’ın ölümüyle ilgiliyse birçok teori mevcut... Ölüm kayıtlarına göre “mühim darı tanesi ateşi” gibi modern tıpta açıklanması mümkün olmayan bir tanımlamayla hayata gözlerini yummuş. Hastalığının kötüye gittiğinin farkında olduğu ve bunun da eserlerine paralel bir şekilde yansıdığına inanılan Mozart’ın son sözleri ise “Ölümün tadı dudaklarımda... Bu dünyadan olmayan bir şey hissediyorum” olmuş. 

Peki ya o gece ölmeseydi de uyumuş olsaydı ve 200 yıl sonra modern dünyaya açsaydı gözlerini ne olurdu? 1968 doğumlu Alman yazar Eva Baronsky bu sorunun peşinden giderek kahramanı Mozart’ın gözlerini dünyamızda açtırıyor. 2009 yılında yayımlanan ve Friedrich-Hölderlin Teşvik Ödülü’ne layık görülen “Herr Mozart wacht auf”, Neylan Eryar’ın çevirisiyle dilimize kazandırıldı ve 2015 Mart’ında Kırmızı Kedi etiketiyle raflarda yerini aldı.

Baronsky romanını o son gece ile açıyor. Ölüm döşeğindeki Mozart terden sırılsıklam hacamat edilince rahatlaması beklenirken gözlerini kapatıyor. Açtığındaysa kendini bir öğrenci evinde buluyor. Gece çok içtiğini belirten ev sahiplerinin konuğu olduğu yatakta ne işi olduğunu da anlayamıyor. Niye ölmediğine kafa yorunca cevabını buluyor: Yarım kalan bestesini tamamlamak için! Tanrı ondan “Requiem”i bitirmesini istiyor!

Çok iyi başlayan romanın, Mozart’ın kendi yüzyılından kalan dili ve artık çağdışı olmuş davranışlarıyla bu yeni dünyaya uyum sağlayamadığı bölümlerle etkisi de katlanıyor. Kaba sana ve kibirli bir adam Mozart. Daha uyanır uyanmaz çişini yatağın ucundaki bir kaba yapıyor örneğin. Sonradan anlıyoruz ki o kap büyükçe bir fincanmış. Yeri geliyor pencereden dışarıya da yapıyor. Taa ki klozetin varlığından haberdar olana dek. Ki tam bu yeni icatlarla karşılaştığındaki tepkilerini o kadar iyi yazmış ki Baronsky, romanın en keyif veren bölümlerini onlar oluşturuyor. Arabalara şaşırıyor ve hepsine “Toyota” diyor, telefonlara da aynı şekilde “Siemens” diyor ve telefon numarasını şifre zannedip besteliyor... Tespitleri de benzer şekilde çok komik durumlar yaratıyor ve okurun yüzünde gülücükler açtırıyor. Büyük bir ciddiyetle Mozart’ı savunduğu bir konuşmada, eskimediğini aksine insanların halen onun besteleri eşliğinde işediğini söylemesi gibi detaylarla çok keyifli bir okuma sunuyor “Bay Mozart Uyanıyor”...

Modern yaşamda gözlerini açan Mozart, bir yandan yarım kalan bestesi için uğraşırken bir yandan da kendisine yeni bir hayat kurmaya çalışıyor. Tek desteği de sokak kemancısı Piotr’dan alıyor. Bu desteğin de kıymetini bilmeyen düzensiz, savruk ve sözünü tutmayan bir adam olarak çeşitli mekanlarda piyano çalıyor ve aşkı da tatmadan edemiyor elbette. Peki “Requiem”i bitirince ne olacak sorusuyla ilerleyen roman finaline de çok akıcı şekilde yürüyor. Baronsky, büyük besteciyi günümüze çok iyi taşıyarak sürükleyici ve çok keyifli bir roman yaratmış. Gerçeklerden de beslenerek yeri geldiğinde serpiştirmiş ve yarım kalan işi Süssmayr’ın tamamlamasına tepkisi gibi Mozart’ın olası düşüncelerini de seslendirmiş. En güzeli de kahramanını allayıp pullamıyor. Sevilesi ve hayran olunası bir kişilik değil çok gerçekçi ve yer yer antipatik bir Mozart karakteri yaratmış. Bölümlerin adları da “Requiem”deki kısımların adlarından oluşuyor ve besteyi tamamlamış oluyoruz. Muhteşem kurgusuyla sorusunun cevabını çok gerçekçi şekilde vermiş.

“Başımın içinde dolaşıp duran yaramaz cüceler var Herr Singlinger, gürültü yapıyor ve bana çok müstehcen şeyler anlatıyorlar. Aslında beni rahat bıraksınlar istiyorum, ama bunlar o kadar kalabalıklar ki her köşede pusuya yatmışlar ve ne zaman biri benimle konuşsa –ne dediğini anlamama fırsat kalmadan- müziğe dönüşüyor!”... “...Ama aslında bunun çok azını değerlendirebiliyorum! Hepsini yazmaya ömrüm yetmez. Keşke birisi başımın içini, oradaki karışıklığı görebilseydi, ama orayı ben tek başıma düzene sokmak zorundayım.”

Eva Baronsky’nin hayal gücünü konuşturarak trajikomik bir macerayla birleştirdiği romanı “Bay Mozart Uyanıyor”, en başta klasik müzik meraklıları için keyifli bir okuma fırsatı sunarken, biyografi okumayı sevenler için de farklı bir deneyim. Mozart’ı günümüz şaşkınına çevirerek bir dehanın komik maceralarını hafızalara kazıyacak sürükleyiciliği yakalayan romanı, yarım kalan bir şaheserin aynı güzellikteki bonusu olarak okuyarak tadını çıkarın derim...  


Özgün Adı : Herr Mozart Wacht Auf
Çeviren : Neylan Eryar
Dizisi : Dünya Edebiyatı 
Türü : Roman
Basım Yılı : Mart 2015
Yayınevi : Kırmızı Kedi
Sayfa : 320 
Fiyatı : 23 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template