♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

McFarland, USA : Koşar Adım Zafere

Sportif başarıların adeta unutulmuş yerlerden çıkması ve madalyaya giden uzun yolun imkansızlıklarla dolu olması her daim anlatılır. Bu başarı öyküleri daha ilk cümlelerinden film olmaya da hazırdırlar. Her yıl bir tane sportif başarı öyküsü çıkar ve bu oyuna herkesin katılabileceğini göstererek o ruhu aşılar... Gerçek hikayeden esinlenilmiştir ibaresiyle resmedilen filmlerin şimdilik son örneği bir Disney yapımı “McFarland, USA”, sıfırdan kros şampiyonluğuna uzanmanın öyküsü...

2006 yapımı “Glory Road”un yaratıcıları tekrar iş başında... Christopher Cleveland ve Bettina Gilois öykülerini Grant Thompson ile birlikte senaryolaştırmışlar. Yönetmen koltuğundaysa şaşırtıcı bir isim var: Niki Caro... “Whale Rider” ile 2002’nin en iyi filmlerinden birine imza atarak adını tüm dünyaya duyuran Yeni Zelandalı yönetmen, üç yıl sonra “North Country” ile çıkışını sürdürmüş ve 2009’da çektiği “The Vintner's Luck”dan bu yana ortalarda görünmemişti... Altı yıl sonra setlere adına hayli hafif kalan bir filmle dönüş yapması şaşırtıcı. Her yıla bir spor filmi sıkıştıran Kevin Costner’ın başını çektiği oyuncu kadrosu da Maria Bello, Ramiro Rodriguez, Carlos Pratts, Johnny Ortiz, Hector Duran, Sergio Avelar, Michael Aguero, Rafael Martinez ve Morgan Saylor’dan oluşuyor...

Jim White ile tanışıyoruz... Bir maçın devre arasında oyuncularıyla konuşurken içlerinden birine sert davranıyor... Bu son vukuatı olunca daha kötü şartlarla unutulmuş bir diyarda alıyor soluğu... Hem fen bilimleri öğretmeni hem de koçluk yapmak üzere Meksikalıların yoğun yaşadığı McFarland okulunda buluyor kendini... Yetmişli yıllar, farklı bir kültür ve herkesin unuttuğu bilenlerinde “amigo” diyerek dalga geçtiği bir yer. Öğrencilerin aileleriyle birlikte tarlalarda ırgat olarak çalıştığı bir kasaba bu. İsyankarlığı sonrası futbol takımının koçluğunu da bırakması istenince beden eğitimi dersinde öğrencileri koştururken başlıyor her şey... İyi koşuyorlar ve hızlılar, hem de beklenmedik derecede! Kolları sıvıyor ve hedeflerini belirliyor: Yedi kişilik bir kros takımı kuracak ve şampiyonaya katılmak için mücadele verecek...

Her spor filmi gibi küçümsenen bir grubun sıfırdan zafere koşar adım yükselmesinin öyküsü bu... Tipik Amerikan rüyası... Türü sevenler için üretilmiş bir formül... Çok inişi çıkışı yok, kötü anlar barındırmıyor, her şey aşırı derecede tozpembe... Bir türlü içe işleyemeyen bir film aynı zamanda. Zafer naralarını atmamızı sağlayan heyecanlandıran herhangi bir an da barındırmıyor. Hayli sıradan bir işleyişle, zafere koşuyor. Yedi kişilik grup arasında bir sorun yok, koçun hayatı düzenli, kasaba sorunsuz... E bu huzur ortamından başarı çıkmasında nerden çıksın sahi? Son yarım saate sığdırılan sorun ihtimali de çok mantıksız olunca, inandırıcılık sorunu baş gösteriyor. Tamam yaşanmış bir öykü bu ama onu özel yapan ne? Takım kurulmuş antrenmanlar yapılmış ve şampiyon olmuşlar hepsi o kadar... Böylesi sıradan bir öyküyü bir de klişelerle anlatınca ortaya çok sıradan bir film çıkmış... 

17 milyon dolarlık bütçesiyle 20 Şubat’ta izleyici karşısına çıkan film daha ilk üç günde gişeden istediğini almış. Malum sitelerde kullanıcı oyları da yüksek bir not çıkarmış. Bir değişiklik olmazsa 26 Haziran’da ülkemizde vizyona girmesi bekleniyor. Hiç girmese de olur ama dağıtımcıların yaz sezonunu bir şekilde doldurma hırsına yenik düşüyorlar maalesef...

Sinema için hiç bir albenisi olmayan sıradan bir öyküyü anlatan “McFarland, USA”, sportif başarı filminden çok izleyicisine kendini iyi hissettirenlerden olmaya çalışırken sunileşen ve uzun süresiyle sarkan bir film... Koca 129 dakikayı heyecansız geçirip hiçbir şey hissettirmemesinden dolayı madalya verilmeli...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template