♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İnci Aral’dan Baştan Sona Şiirsel Bir Metin : Sevginin Eşsiz Kışı

Son olarak 2014’ün en iyi romanlarından biri olarak kabul edilen “Kendi Gecesinde” ile okurların karşısına çıkan İnci Aral’ın Kırmızı Kedi Yayınevi’ndeki külliyatı “Sevginin Eşsiz Kışı” ile devam ediyor... Aral’ın öyküleri yeni kapağı ile yeniden raflarda... 

Aral’ın kadın-erkek ilişkilerine dair cesur anlatımıyla ve detaylarıyla resim gibi şiirsel metinler bunlar... Öyküler olumsuz bir etki yaratıyor gibi görünse de tekrar göz atmak için el altında bulunması gerekenlerden... 

Her zaman yeni ve şaşırtıcı olduğundan, aşka dair sorularımızın sonu gelmez. Sorular ise kendi özeli içinde genelde birbirine benzer. Bu kitaptaki öykülerin ortak sorusu, en tutkulu âşıklar arasında bile, bir türlü örtüşmeyen görünmez bir kırık çizginin neden kaldığı. Bu incecik çatlak zamanla büyüyor çünkü ve tükenişe dek derinleşiyor. Yazara göre aşkın da mevsimleri var ve sonu kış. Yine de sevmek, sıradan hayatlarımıza açılan öyle gizemli bir pencere ki, ilk acı ve yıkımlar yatıştıktan sonra bitişlerin anısı bile eşsiz geliyor insana... Sevginin Eşsiz Kışı, baştan sona şiirsel bir metin.

İnci Aral, ayrılıklardan yola çıkarak duygusal fırtınalarımıza ve en özel duygularımıza eğiliyor.

Neyle karşı karşıya olduğunuzu anlamanız için bir kaç alıntı yapayım öykülerden...

"O çılgın ikili coşkuyu yaşadınız esrik, kural dışı.

Kalkıp geceye çıktınız. Kar yağıyordu. Elini tutmadı, aramadı bile. Düşmek istedin. Zaten kırılıp paramparça olmuştun. Ansızın anladın. Bundan sonra her bir araya geliş, o her şeye anlam katan büyülü aldanışın yaşanamayacağını yalın, saydam, hiç bir düşe izin vermeyen  gerçeklikte bir yalnızlık olacaktı. 

Veda değildi. Sevişemeyecek kadar yorgun olduğunuz için kapının önünde, gecenin içinde umutsuzca sarıldınız birbirinize. Bir daha hiç bir zaman başlangıçtaki içtenlikle kucaklaşamayacağınızı iyice bilerek.

Çok sonraları, pencere önlerinde, kapılar ve duraklarda, dolmuş kuyruklarında, sinemalarda içinden bir tel koparılmış gibi yaralı, şaşkın ve uzak kalakaldın. Nice günler, geceler onunla bölüştüğün yataklarda sabahları birdenbire bıçaklanmışsın gibi bir acıyla uyandın. Sevmenin unutmaya çalışmak demek olduğunu ne zor anladın. Ne çok zaman aldı bunu öğrenmen."

"Öyle değerler vardır ki değerleri hiçliktir."

"Sen, dedi, yakın olduğun kadar uzak, coşkulu olduğun kadar dingin, sevecenliğin kadar hoyratsın. Ne kadar anlaşılırsan o kadar şaşırtıcısın benim için... Bir karşıtlıklar toplamısın."

"Haksızlık etme. Senden daha çok değer verdiğim hiç kimse olmadı.

Biliyorum. Bir iş arkadaşı, bir insan olarak öyle belki. Ama ikimizle ilgili sorunların çözümündeki çaresizliğim yüzünden hep hor gördün beni.

Yapma, dedim. Bana gene seninkilerden, benimkilerden, kurulu düzenlerden ve düzensizliklerden yani bizim dışımızdaki her şey yüzünden birlikte yaşayabileceğimiz cehennemden söz etme n'olur..."

"Ben seni güçlülüğün için sevdim en çok, dedi. Benden daha atak ve yürekli olduğunu kabul ediyorum. Belki zaman zaman ürkütmüştür de bu yanın beni. Ama yaşamıma senden önce katılmış kişilere duyduğum sorumlulukla sana duyduğum sevgi paramparça etti beni, ufalandım."

"Yanlış programlanmış bir bilgisayar gibi çalışıyor senin kafan, dedi. Her şeye karşın sevildiğine inandırmak olanaksız artık seni. Hiçbir zaman anlayamadın benim için bir hazine değerinde olduğunu."

"Unutmak mı? Seni kafamdan atmayı başardığım kısacık sürelerde bile geçiştirilmiş daha doğrusu ertelenmiş bir ağrıydın içimde."

"Benim acılarım senin yüreğine değmiyor artık, dedim. Birdenbire anlamışım gibi bunu.

Benim acılarım da sana dedi... Kesin olan şu, aramızda boş bir alan var artık.

O hep vardı zaten, dedim. Aynı evi uzun süre bölüşmenin, binlerce küçük ayrıntıyı, yaşantıyı durumu bölüşebilmenin getirdiği rahatlık ve gerçeklikten uzak bir yabancılık. Ödenecek faturaların, çocukların sorunlarının, bir yığın sorumluluğu bölüşememenin verdiği uzaklık. Dostların, akrabaların ve yasal güvenliğin koruyuculuğundan yoksun bir kopukluk. Aşılmaz bir boş alan. Bu yüzden de tutku ne denli büyük olursa olsun bitmek zorundaydı. Hiç olmayacak ufacık bir nedenden.

Evliliği mi savunuyorsun? Hayret, hep karşıydın.

Birlikte yaşamayı. Adı ne olursa olsun. Belirli ve önceden tasarlanmış zamanlarda birlikte olabilmek giderek çoğaltıyor yalnızlığı. Bir araya gelişlerdeki güçlükler her yakınlıktan olağandan daha çoğunun beklenmesine neden oluyor."


Dizisi : Türk Edebiyatı
Türü : Öykü
Yazan : İnci Aral
Sayfa : 140
Fiyatı : 20 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template