♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Balık İstifinden Konserveye...

Konser dediğimde, aklıma hep Pearl Jam konseri geliyor... Doksanların ikinci yarısında yavaş yavaş dünyaca ünlü isimlerin ülkeye gelmesine alıştık diyoruz ama o dönemlerde öyle değildi... Ülkede konser mekanı yoktu her şeyden önce... İşi bilen yoktu, herhangi bir pazar yoktu... Kimin neyi dinlediği de pek bilinmiyordu... El yordamıyla yürüyen böylesi bir ortamda, Pearl Jam’in konser vereceğinin açıklanması da büyük olaydı... Tarih: 19 Kasım 1996 Yer: Dünya Ticaret Merkezi... Dördüncü albümleri “No Code”u çıkarıp turneye çıkan grubun yolunun İstanbul’a düşmesi, zirvedeyken tanışma fırsatı olmuştu hepimize... Mersin’den yollara düşüp gitmiştim... Bilet fiyatı, sadece 1.5 milyon liraydı... Marketing sevmiyor, bilet fiyatlarını protesto ediyordu grup ve bu yüzden de neredeyse bedavaydı... Konser mekanı sorunluydu, sadece benzinlik vardı civarda ve hiç bir toplu taşıma aracı yoktu gidebilmek için... Birinin son durağından sonra taksiyle gitmek zorundaydık ve konser sonrası nasıl geri döneceğimiz konusunda da hiç bir bilgi yoktu... Herkes kendi başınaydı... Konser sabahı gittik, kapıların açılmasını bekledik... Ayakta izlenecek konser için hepimiz eşittik, ilk giren ilk yeri kapacaktı... 23 şarkılık muhteşem gecede, coşkulu kalabalıktık... Kol kola girip hopladık zıpladık, şarkılara eşlik ettik, alkış yağmuruna tuttuk... Grubu seven koca bir kitlenin parçasıydık... Hep birlikteydi, bizim gibiler gelmişti ve tam temas haliydi konser... Balık istifi gibiydik ama konser gibi konserdi... Sonunda taksilerle evlere dağıldık... Tuhaf keşmekeşin ortasında o konserden bugüne her şey değişti...

Gelelim bugünlere... Tarih: 20 Ağustos 2014... Yer: KüçükÇiftlik Park... Yıllardır beklediğimiz Portishead ilk kez geliyordu konser vermeye... Tek başına da kalmamıştı, yanını yöresini donatmışlar ve konseri festivale çevirmişlerdi... Midtown festival adı altında, toplam altı grup ve günü şenlendirecek bir şölen bekliyorduk... Lakin daha en baştan tuhaflıklar gösterdi kendini... Biletler sınıflara ayrılmıştı... VIP, diamond, golden, silver... Sırasıyla 450, 300, 150 ve 100 liralık fiyatlar... Kapılar 14:30’da açılacak 22’de de Portishead çıkacaktı programa göre... Gittik, girelim dedik hemen uyarı geldi... Girerseniz, dışarıya çıkamıyorsunuz... O güneşin altında konser aralarında da yapacak hiç bir şey yokken dışarı çıkamamak... Biletimiz varken, bilekliğimiz varken içeriye girip konserve haline gelene kadar zaman geçirmek yerine dışarıda durduk ve seyyar satıcıları ihya ettik... Dört grubu izlemedik, duyduk... Ki çoğunluğu yerliydi bunların ve onlara yazık oldu bu saçma uygulama sayesinde... İçeriye girdiğimizde durum ise, bariyerlerle bölünmüş bir kalabalıktı... İlk iki sıra hayli sakin ve kafasına göre takılırken, arka ikili coşkuluydu... Portishead sahne aldığında da durum değişmedi... Coşkusuz, kalabalığın içindeymiş gibi hissetmeden, şarkılara eşlik ederken bir ahenk tutturamadan... Bariyerle ayrılmış bölümler sayesinde birbirinden kopuk bir kitle... Sahneden bakınca seyircinin nabzını tutmanın da zor olduğunu anlamak için orda olmaya gerek yok... VIP bölümündekilerin film seyreder gibi donuk kaldığını gören grubun nasıl bir performansı olacağını tahmin etmek de kolay... Bariyerlerle ayrılmış dört konserve gibi izledik konseri... Tam yaşamadık, yaşayamadık... Bu dışarıya çıkış yasağı ve parasına göre ayrım da KüçükÇiftlik’te yapılan her organizasyonda uygulanmaya devam ediyor...

İki konser arasına bakınca, durum facia... 1996’dan 2014’e... 18 yıl içinde her şey değişti, gelişti... Bu gelişimden yana sıkıntımız yok... Artık kim gelse şaşırmıyoruz, büyük olay olması da zor... Konser mekanlarımız da bol... Lakin bu biletlerdeki sınıfsal ayrım, konserlerin havasını öldürüyor... Önümüzdeki dönemde de bu alışkanlık devam edecek... 7 Kasım’da gerçekleşecek Jack White konserinin biletlerine bakalım... Ayakta, tribün, premium tribün, Tribün (Kısıtlı Görüş)... Ayaktakiler için sorun yok ama tribün konusundaki tuhaflığa dikkat... premium tribün: 170, normal tribün: 150 ve ne işe yaradığını anlamanın zor olduğu kısıtlı görüş tribünü: 50 lira... 7 Aralık’ta gerçekleşecek Morrissey konseri de aynı mekanda... İsim değişince uygulama da farklı elbet... Sahne önü ayrılmış, onların arkası bölünmüş ikiye normal ve öğrenciler olarak... Tribünde de üçe bölünme söz konusu... Sahne önü: 190, ayakta 130, premium tribün 170, normal tribün 140 ve kısıtlı görüş tirbün 90 lira... Bu fiyatlandırmalarla seyirciyi aptal yerine koyuyor organizatörler... Ne kadar ekmek o kadar köfte der gibi, kendi sınıfını seçiyor ve izliyorsun... Bu sadece iki örnek... Tüm konserlerde uygulama bu ve giderek uçuk fiyatlarla abuk sabuk uygulamalarla büyüyor, en ilginci de kabul görüyor... Rock müziğin havasına bu kadar aykırı bir durumun, dinleyicisi tarafından hiç ses çıkarmadan bu kadar çabuk kolay görmesi şaşılacak şey değil mi? 

Normalde, nasıl konser izlenir ya da izleyicilerin can sıkan hareketlerini yazmak lazımdı... Kafam kadar tabletlerle video ve fotoğraf çekme hastalıkları, içeceklerin normalin 4-5 katı fiyatlara kadar çıkması, bitmek bilmez tuvalet sorunu, konser bitiminde mekandan çıkışların bir türlü standart hale gelememesi gibi çok sorun var ve halen çözülmüş değil...

Artık en sıradan müzik dinleyicisi bile yılda üç-dört konsere gidiyordur... İlk defa giden kitle de az olduğuna göre, her şeye isyan eden kitlenin bilet fiyatlarındaki bu ayrıma da karşı çıkması gerekiyor... Kuzu gibi bilet alıp konseri beklemek yerine, o kısıtlı görüş saçmalığından, aradaki 50 lira için bariyerden vazgeçilmesini talep etmeli... Üstelik bunu gruplarda destekliyor... Onlarda soyulduğumuzun farkında... Bu konuda en güzel söylem, Midtown festivalde çalan ve durumu gören Savages vokalisti Jehnny Beth’den geldi... Konserler ve festivallerdeki bilet kategorilerine ve bu kategorilerin sanatçılar/dinleyiciler üzerindeki etkisine dair bir yazı yayınladı... Beth’in gençlik döneminde Hyde Park’ta gittiği bir festivali VIP bileti olmadığı için ön kısma geçemediği ve arka sıralarda, sahne yanlarına kurulan ekrandan izleyebildiği bir anısını anlatarak başladığı yazıyı şöyle bitirmiş:

“Geçtiğimiz hafta Portishead ile birlikte İstanbul’da, Midtown adlı bir festivalde çaldık. Soundcheck için kurulum yapmamızın ardından konser alanına baktığımda benzer bir problemle karşılacağımızı fark ettim. Alanı daha yüksek fiyatla bilet alanların konseri daha önden izleyebileceği şekilde, metal bariyerlerle üç bölgeye ayırmışlardı. Bu uygulama yüzünden festivalde çıkan Türk ön grupları ön sıralarda dinleyen çok az insan vardı. Çünkü gerçekten müzik dinlemeye gelmiş olan insanların özel kategoriden bilet alamadıkları için arka kısımda durması gerekiyordu. Geoff Barrow da bu durumdan dolayı hayal kırıklığına uğramıştı. Ekip olarak tüm akşam boyunca bariyerleri kaldırtmaya çalıştılar, fakat başarılı olamadılar. Organizasyon şirketinin bu konuda en ufak bir eylemi olmadı, tabii, neden olsun ki?

Yaşanan bu tür olaylardan dolayı gerçekten üzgün ve kızgınım. Rock müziğin var oluş sebeplerinden biri de bu tür ayrımlar gözetmeksizin insanları bir araya getirmek. Aşağılık heriflerin konseri izleyeceğiniz yer için sizden daha fazla para almasına izin vermeyin!” 

(Takas Pazarı Fanzin'in 1.Sayısında yer almıştır)

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template