♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İlk Bakış: Tracks / Çöldeki İzler

“The Painted Veil / Duvak” filminden tanıdığımız Amerikalı yönetmen John Curran'ın 2013 Venedik Film Festivali'nde Altın Aslan için yarışan ve büyük beğeni toplayan son filmi “Tracks”, “Çöldeki İzler” adıyla 18 Temmuz’da Başka Sinema kapsamında izleyiciyle buluşuyor...

Avustralyalı yazar Robyn Davidson’ın kendi anılarını kaleme aldığı aynı adlı kitabından uyarlama olan filmin senaryosunu Marion Nelson kotarmış... Yönetmen koltuğunda oturan Curran da uyarlamalara yabancı olmayan bir isim... 1998 yapımı ödüllü ilk uzun metrajı “Praise” ile yönetmenliğe adım atan Curran, 2004’de bu kez kısa öykülerden uyarladığı “We Don't Live Here Anymore”a imza atmıştı... İki yıl sonra yine bir roman uyarlaması olan “The Painted Veil” ve büyük başarıya imza atarak adını duyurmuştu... 2010 yapımı Michael Winterbottom filmi “The Killer Inside Me”nin uyarlama senaryosunu kotaran yönetmen, aynı yıl ilk kez özgün bir senaryoyla yola çıktığı “Stone” ile filmografisinin en kötü filmine imza atmıştı... Dört yıl sonra yeniden soluğu uyarlamada alan Curran, kadroyu da Mia Wasikowska, Adam Driver, Emma Booth, Jessica Tovey, Melanie Zanetti, Rainer Bock, Tim Rogers, Robert Coleby, Lily Pearl ve Roly Mintuma’dan oluşturmuş...

Yönetmen John Curran, New York’tan Avustralya’ya yerleştiği dönemde, 80’li yıllarda keşfetmiş Robyn Davidson’ın kitabını. Genç kadının bir anlamda kendisini de keşfetmek için yaptığı bu yolculuğu, kendi yolculuğuna çok yakın bulan Curran, yıllar sonra bu uyarlamayı yapmaktan büyük heyecan duymuş. Mia Wasikowska’nın Davidson’ı canlandırdığı film, yazarın köpeği ve dört deveyle 1977 yılında Avustralya çöllerinde yaptığı yolculuğu konu alıyor. Adam Driver ise, Davidson’ın yolculuğunu kaydeden National Geographic fotoğrafçısı Rick Smolan rolünde. Film büyüleyici görüntüler eşliğinde nefes kesici bir yolculuğu anlatırken; genç bir kadının meydan okuyuşuyla feminizmden, hikâyenin geçtiği coğrafya nedeniyle sömürgeciliğe kadar pek çok temaya da değiniyor. 

Venedik’ten itibaren festivallerin gediklisi olan ve sürekli övgülere boğulan filmin özellikle görsel diliyle büyülediğinin altı çiziliyor... Bizde de ilk gösterimini İstanbul Film Festivali’nde yapan film, Amerikalıların o çok sevdiği kendini keşfetme yolculuğunu anlatıyor... Curran’dan ve künyeden yana bir sıkıntı yok ama hayli basit bir konsepti, inanılmaz bir öykü anlatıyor sloganıyla pompalıyorlar... Fragmandan görünenler de kabus gibi... Bolca görüntü arasında yolculuk fonunda bolca mesaj... Öldüresiye sıkıcı görünüyor... Festival manyakları ve biyografi bağımlılarının radarından kaçmayacağı belli... Biz almayalım da yollarına çıkmayalım...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template