♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İlk Bakış: The Fault in Our Stars / Aynı Yıldızın Altında

John Green’in piyasaya çıkar çıkarmaz fenomen haline gelen ve 2012 yılına damga vuran aynı adlı romanının merakla beklenen uyarlaması “The Fault in Our Stars”, “Aynı Yıldızın Altında” adıyla 27 Haziran’da gösterime giriyor...

“Hayatın anlamını bulmanın, aşık olmanın ve alınan her nefesin farkına varmanın öyküsü” tanımlamasıyla ergenlere pazarlanan roman, Time dergisince 2012’nin en iyisi olarak seçilmiş, NY Times, Wall Street Journall ve Amazon’da en çok listesinin tepesinde uzun süre oturmuştu... Goodreads’ten 2012'nin En İyi Genç Yetişkin Kitap Ödülünü de alan roman ülkemizde ancak iki yıl sonra yayınlanabildi... Çiçek Eriş’in çevirisiyle Pegasus yayınlarınca basılan roman bizde de gençlerin yoğun ilgisiyle karşılaştı... Romanın resmi özetine bakmanın vaktidir bu durumda: On altı yaşındaki kanser hastası Hazel Grace'in birkaç yıl daha yaşamasını garanti eden tıp mucizesine rağmen hastalığı ölümcüldür ve konulan teşhisle birlikte yıldızlar, öyküsünün son bölümünü çoktan kaleme almıştır. Fakat Augustus Waters isimli yakışıklı bir sürpriz karakter, Kanserli Çocuklar İçin Destek Grubu'nda boy gösterince Hazel'ın hayatı bambaşka bir yöne sapar ve bu zeki çocuğun çekimine karşı koyamayan kızın öyküsü yeniden yazılır... Romanı okuduğumu belirtip, yorumu filmin künyesinden sonraya bırakayım...

Gişe canavarına dönüşmesi beklenen romanın uyarlamasına imza atanlar 2009’da “(500) Days of Summer”la gönlümüzü çalan Scott Neustadter ve Michael H. Weber ikilisi... Aynı yıl, yeniden çevrim “The Pink Panther 2”ye de imza atan ikili, 2011’i de tv macerasıyla geçirmişti... Yaratıcılık yoksunu arkadaş grubu komedi dizisi “Friends with Benefits”in başarısızlığını, geçtiğimiz yılın en iyi filmlerinden biri olan roman uyarlaması “The Spectacular Now”la attılar... Bu başarının getirisi “Aynı Yıldızın Altında” oldu desek sanırım yanlış olmaz... Yönetmen koltuğundaysa 2012’de çektiği ilk uzun metrajı “Stuck in Love” ile iyi iş çıkararak dikkat çeken Josh Boone oturuyor... İki ana karakteri Shailene Woodley ve Ansel Elgort canlandırırken, Nat Wolff, Willem Dafoe, Laura Dern, Lotte Verbeek, Sam Trammell, Mike Birbiglia, Emily Peachey ve Amber Myers kadroyu tamamlayan oyuncular...

16 yaşındaki Hazel üç yıldır tiroid kanseriyle boğuşmaktadır ve kanser akciğerlerine de sıçradığı için yanında bir oksijen tüpüyle gezmektedir. Kanserli hastalar için oluşturulan destek grubunun bir terapi seansı esnasında Augustus isimli bir gençle tanışır. Augustus da beyin tümörüyle savaşmış ve bu yolda bir bacağını kaybetmiştir. İkili birlikte zaman geçirdikçe birbirlerine aşık olurlar. Akciğer tedavisi için hastaneye yatırılan Hazel'ın yanından bir an dahi ayrılmayan Augustus, sevgilisinin çok istediği bir hayali gerçekleştirmek için onunla birlikte yola çıkar. Planlarına göre Amsterdam'a gidecek ve Hazel'ın en sevdiği yazar olan Peter Van Houten'i bulmaya çalışacaklardır...

Gelelim yoruma... Öncelikle romanı çok kolay okuduğumu belirteyim... Ergenlere yazıldığı için o kadar kolay okunuyor ki, sadece gözlerinizi kullanmanız yeterli... Beyninizi kullanmanızı gerektirecek hiçbir şeyi olmayan çok sıradan ve klişe bir roman... Üstelik finali de hayli kötü... Orijinal dilinden okuyup karşılaştırmadım ama çevirisinin de kötü olduğunu düşünüyorum... Zira bu kadar yaygara koparmış bir romanın; atmosfer kuramamasını, bu kadar kolay okunmasına rağmen sıkıcılıktan can çekişir halde olmasını başka türlü açıklamak zor... İnternet çağı için üretilmiş beylik cümlelerle bezeli roman, iki ana karakterinin sadece öyküsüne odaklanıyor, diğer karakterleri ve mekanı tanıtmaya hiç uğraşmadan odak noktasının hizmetine bırakıyor... Kısacası ortada roman ya da edebiyat yok, sadece pazarlama var... 

Gelelim filme... Zaten film gibi yazılmış romanı uyarlamak çok sorun çıkarmayacaktır... 320 sayfalık roman, akılda kalacak çok an bırakmadığı için kısa filme çekmek bile mümkün... 126 dakikada ne anlatacaklar demeye de gerek yok, ergenlere balon satacaklar, elmalı şeker uzatacaklar... Aynen böyle olduğunu görmek için Amerika’daki gösterimlerine bakmak yeterli... 12 milyon dolar bütçeli film, ilk üç günde bu rakamı dörde katladı... Şu anda da 100 milyonu geçmiş durumda... Tıpkı romanı gibi övgülere boğulan filmin fragmanı da bu pazarlama mantığını devam ettiriyor... Romanından daha canlı bir film geliyor gibi... Woodley role çok yakışmamış, çok sıradan duruyor... Elgort tamam yakışmış ama çok uyuz bir ikili olarak gözüküyorlar... Müziklerinin iyi olduğunu zaten daha önce belirtmiştik, Boone’un iyi atmosfer kurduğunu da anlamak zor değil... Ergenlerin koşa koşa gişeye gideceği filmin, geri kalan kitle için çöp olduğu gerçeği aynı yıldızın altında olmamamızın bedeli...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template