♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Film Kritikleri

Kitap Kritikleri

Dizi Kritikleri

Son Yazılar

Pek Yakında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pek Yakında etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İlk Bakış: Azazil Düğüm

Perşembe, Ağustos 28, 2014
Türk işi Exorcism’in 40 yıl sonra dönüşüne sahne olacak “Azazil: Düğüm” 29 Ağustos’ta gösterime giriyor...

70’lerde dünyada ortalığı karıştırmış “The Exorcist” filminin ardından Türkiye’de 1 yıl sonrasında Yeşilçam’ın büyük ustalarından Metin Erksan’ın uyarlaması ile sinemamız korku türünde ilk denemelerine devam etmişti. Uzun bir aradan sonra 2000’ler sonrası hareketlenen Türk Korku Sineması, tam 40 yıl sonra tekrar bir şeytan çıkarma filmi ile karşımızda. Üstelik işin ehlinden çıkma bir projeyle. Metafizik ve Bio-Enerji uzmanı Salih Memişoğlu bizzat yaşadığı sıradışı vakaları sinema filmi yaparak daha geniş kitlelere göstermek için kolları sıvadı. “Ammar” filmi ile korku sinemasında özellikle görsel efekt anlamında bir çok yenilik getiren ve yurtdışında oldukça beğeni toplayan ekip Salih Memişoğlu’nun anlattıklarından yola çıkarak yeni projelerini hazırladı. Yönetmenliğini Özgür Bakar’ın yaptığı “Azazil: Düğüm” filminin senaryosu yine Özgür Bakar ve Alper Kıvılcım’a ait. Kaynaklardaki inanışa göre “Azazil” secde etmeyi Kabul etmeyen ilk şeytan olarak geçmekte. Düğüm ise seri olması planlanan Azazil filminin ilk hikayesi ile bağlantılı. İnsanların birbirlerine yaptıkları büyülerin Kuran-ı Kerim’e gore daha çok belli objelere düğüm atılması şeklinde gerçekleştiğini belirten Memişoğlu, ekibinden filmin merkezini bu tarz büyülerden ve varlıklardan korunma yollarını göstermek üzerine oturtmalarını istemiş. Film bir ilki gerçekleştirerek bu tarz cin ve şeytan vakalarını bilim adamlarının bakış açılarını filmin senaryosuna ekliyor. Filmin oyuncu kadrosunda genç ve yetenekli oyuncular Cansu Diktaş, Tolga Akman, Nurten İnan ve Zafer Altun'a Antalya Şehir Tiyatroları ustalarından Murat Ercanlı eşlik ediyor.

Sinem, anne ve babası vefat ettikten sonra ailesinden kalan evde teyzesi ve eniştesi ile yaşamaktadır. Üniversiteden sevgilisi Akın ile mutlu bir ilişkisi vardır. Bir gün Akın’la arabada giderlerken bir köpeğe çarparak ölümüne yol açarlar. O günden itibaren Sinem için kabus dolu anlar arka arkaya yaşanır.

Söz konusu yerli korku filmi olduğunda iki kere düşünmek gerektiğine alıştık artık... Sürekli cinlerle perilerle uğraşılmasından da biz bıktık, yapımcılar bıkamadı bir türlü... Beklenenden çok daha küçük adımlarla ilerleyen Türk korku sineması nicelikte var ama nitelikte yokları oynuyor ısrarla... Bu tablo hep yanı başımızdayken “Azazil : Düğüm” en azından fragmanıyla umut veriyor... Bir yeniden çevrim için, exorcism filmi için 40 yıl geçmesi gerekmesi zaten nerede olduğumuzu da gösteriyor... Aşağı yukarı konuyu ve ne izleyeceğimizi zaten biliyoruz, önemli olan atmosferin kurulup kurulamadığı, efektler ve oyunculuklar artık... Eli yüzü düzgün fragmandan şimdilik görünen bir parça umut verdiği... Merakla bekliyoruz...



İlk Bakış: Deliver Us From Evil / Bizi Kötüden Koru

Perşembe, Ağustos 28, 2014
“Sinister” ile korku/gerilim sevenlere nefes aldıran Scott Derrickson’ın merakla beklenen yeni filmi “Deliver Us From Evil”, “Bizi Kötüden Koru” adıyla 29 Ağustos’ta gösterime giriyor...

Ralph Sarchie ve Lisa Collier Cool’un kitabına dayanan filmin senaryosu Scott Derrickson ve Paul Harris Boardman’a ait... İkili, Derrickson’un ilk uzun metrajı “The Exorcism of Emily Rose”dan sonra ikinci kez bir arada... Bizde de “Şeytan Çarpması” adıyla bilinen filmin ardından “The Day the Earth Stood Still” ile kült bilim kurgunun yeniden çevrimine imza atan yönetmen, “Sinister” ile 2012’nin hit gerilimini yaratmıştı... Geçtiğimiz yılı da Atom Egoyan’ın “Devil's Knot” uyarlamasının senaryosuyla geçiren Derrickson, bu kez on yıl önce görünen ve beğenilen taslağın peşinden gitmiş... Eric Bana, Édgar Ramírez, Olivia Munn, Chris Coy, Dorian Missick, Sean Harris, Joel McHale, Mike Houston, Lulu Wilson ve Olivia Horton da oyuncu kadrosunun başı çeken isimleri...

Bir Irak çölünde palmiyelik bir alan; yıl 2010. Üç çarpışmanın ardından, ABD deniz piyadeleri ürkütücü bir yeraltı odasına inmek zorunda kalırlar; kendilerini yukarıdaki muharebe alanından çok daha dehşet verici bir şeyin beklediğinden habersizdirler…

…Dört yıl sonra, New York şehrinde, bir anne, adeta hipnotize olmuş gibi, küçük oğlunu birden bire hayvanat bahçesindeki aslanın inine savurur; bu sırada, yakınlarda kapüşonlu bir siluet gezinmektedir…

…Bodrumdan gelen garip sesler ve diğer tuhaf olaylar şehrin kalabalık bir yerinde yaşayan bir aileyi korkutur…

…Çeşitli yerlerde eski Latince yazılar ve tuhaf simgeler bulunur; bunlar, belki de keşfedilmesi fazla korkutucu bir gizemin kapılarını aralar...  

Tesadüf nedir? Hayali nedir? Ve dünyanın bir ucundan diğer ucuna uzanan şeytani zincirle birbirine bağlanan şeyler nedir?

New York Polis Teşkilatı’ndan Çavuş Ralph Sarchie, Güney Bronx’ın çetin sokaklarında kendi payına düşen karanlığı görmüştür. Ülkenin en zorlu muhitlerinden olan 46. bölgeye atanan Sarchie insanlık dışı davranışların son noktalarına tanık olmuş ve bu durum, karısı Jen ve küçük kızları Christina’yla ilişkisini etkileyecek ölçüde ruhunu karartmaya başlamıştır.  Fakat, gitgide daha sorunlu birine dönüşen Sarchie ile eski bir komando olan, her zaman kavgaya hazır, alaycı polis ortağı Butler tuhaf bir olayı soruşturmak üzere çağırıldıklarında, takip eden olaylar silsilesi pragmatik Sarchie’nin inançlarını ve anlayışını sınayacaktır. Sarchie kendini kaçak rahip Joe Mendoza’yla kırılgan bir ittifak içinde bulur. Kendi inancı da birden çok kez sınanmış olan rahip Mendoza, şüpheci Sarchie’yi sayısı gitgide artan dehşet verici olayların çeşitli şeytan çarpma vakaları olduğuna ikna etmeye çalışır. Polis ve rahip, beraberce, Mendoza’nın birincil kötülüğün kök salması olarak nitelediği duruma ilişkin kanıtları katman katman ortaya çıkartırlarken; Sarchie, şehri ve hatta kendisinin en çok sevdiği kişiler olan ailesini bile tehdit eden şeytani güçlerle savaşı sırasında tüm inanç sistemini sorgulamak zorunda kalacaktır.

Konusu naftalin kokuyor, oyuncu kadrosu da fena değil... Fragmanıysa facia... 2 Temmuz’da gösterime giren filme dair gelen eleştiriler, beklentilerin altında kaldığı ve ancak vasatı aşabildiği yönünde... Jerry Bruckheimer’ın yapımcılığında 30 milyon dolarlık bütçeyle kotarılan filmin açılış hafta sonu rakamları da beklendiği gibi gitmemişti... Bütçesini bu ay denkleştirebilen filmi izlemeden pas geçmek daha mantıklı gibi görünüyor... Derrickson’ın hatırına bir göz atmak için bile fazla...



İlk Bakış: Life of Crime / Belalı Rehine

Çarşamba, Ağustos 27, 2014
Kitaplarının birçoğu beyaz perdeye aktarılan ünlü polisiye yazar Elmore Leonard’ın eserinden uyarlanan “Life of Crime”, “Belalı Rehine” adıyla 29 Ağustos’ta gösterime giriyor...

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz ünlü polisiye yazarı Elmore Leonard, 1956 yılından bu yana sinemanın beslenme kaynaklarından biri aynı zamanda... Prodüktör olarak da uyarlamalarında bizzat yer alan Leonard deyince ilk akla gelenler Tarantino’nun “Jackie Browne”u, Soderbergh’in “Out Of Sight”ı, iki kez çevrilen “3:10 to Yuma” ve “Be Cool”... Beş sezonu deviren “Justified”da dizi dünyasına da katkısı mevcut... Şimdilik son Leonard uyarlamasının altında, senaryoyu da kotaran Daniel Schechter’ın imzası bulunuyor... 2006’da “The Big Bad Swim”in senaryosuyla adını küçük bir kitleye bile olsa duyuran Schechter, ilk uzun metrajına da bir yıl sonra “Goodbye Baby” ile imza atmış... 2012’de çektiği “Supporting Characters”in ardından üçüncü filminde büyük bir sıçrama yapmış oluyor... İlk kez önemli isimlerle çalışıyor... Ki, Jennifer Aniston, Mark Boone Junior, Kevin Cannon, Julie E. Davis, Mos Def, Isla Fisher, Will Forte, John Hawkes, Seana Kofoed ve Alex Ladove kadroda başı çeken isimler...

Ordell Robbie ve Louis Gara araba hırsızlığı yüzünden hapis yatan iki suçludur. Hapishaneden çıktıklarında Detroit’in zengin yatırımcılarından Frank Dawson’ın eşi Mickey Dawson’ı kaçırmak ve fidye istemek için ortak olurlar. Fakat Frank‟in karısını istemediği anlaşıldığında Mickey daha büyük bir miktar için onu kaçıranlarla iş birliği yapıp büyük intikamını almaya karar verir ve her şey çok daha karmaşık bir hal alır.

İlk gösterimini Toronto’da yapan film, tipik Leonard formülesi vurgusuyla ortalama eleştirilere maruz kalmıştı... Bekletmeden dünyayla aynı gün gösterime giriyor... Leonard’ın romanına dayanan her filmden aynı lezzeti aldığımız aşikar... Vasatı aşan, seyri keyifli bir senaryo da cepte sayılır... Kadro da iyi, anlaşılan dönemi de, atmosferi de tamam... Fragmandan görüldüğü kadarıyla her şey yerli yerinde... Merakla bekliyoruz...



İlk Bakış: Delivery Man / Süper Baba

Çarşamba, Ağustos 27, 2014
İlk gösteriminden itibaren dilden dile yayılarak klasik haline gelen 2011 yapımı Kanada filmi “Starbuck”ın Amerikan yeniden çevrimi “Delivery Man”, “Süper Baba” adıyla 29 Ağustos’ta gösterime giriyor...

Ken Scott’ın yazıp yönettiği 2011 yapımı “Starbuck”, Québec’teki ilk gösteriminin ardından bolca festival gezmiş, ödül avcısına dönüşmüş ve yılın filmlerinden biri olarak gösterilmişti... Ülkemizde de korsan alemlerde bilinen film, bu kez Amerikan versiyonuyla karşımızda... Yazıp yöneten de yine Scott... Değişen ne peki diyecek olursanız, elbette oyuncu kadrosu... Vince Vaughn, Chris Pratt, Cobie Smulders, Andrzej Blumenfeld, Simon Delaney, Bobby Moynihan, Dave Patten, Adam Chanler-Berat, Britt Robertson ve Jack Reynor başı çeken oyuncular...

Sıradan bir hayat yaşayan David Wozniak, hayatta hiçbir sorumluluğu olmayan, vurdumduymaz ama bir o kadar da iyi kalpli bir adamdır. Ailesinin sahibi olduğu et şirketinde nakliyeci olarak çalışan David, çok ciddi bir borç batağındadır ve hayatına bir türlü yön veremez haldedir. Ta ki yıllar önce sperm bankasına yaptığı bağışlar sonrası bankaca yapılan bir hata nedeniyle 533 çocuğu olduğunu öğrenene kadar... 533 çocuktan 142 tanesi biraraya gelerek gerçek babalarının kim olduğunu öğrenmek için dava açmışlardır. İşte David hayatında belki de ilk kez doğru bir şey yapacak ve çocuklarına güzel örnek olmaya çalışacaktır. Çocukları hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak isteyen David, onları aramaya başlayacak, hayatında ilk kez büyük bir sorumluluk alacak ve kendinden önce başkalarının hayatlarını düzene sokmak için hareket etmeye başlayacaktır. 

David “çocuklarının” hayatta başarılı olmalarını, yanlış yapmamalarını, onları her şeyden korumayı, ağlamak istedikleri bir omuz aradıklarında yanlarında olmayı ve yanlarında olamadığı seneleri affettirmek için yeni kararlar alır. David çocuklarını aramaya koyulmuşken, kız arkadaşı Emma da hamile olduğunu öğrenir, 534. çocuk da David’in hayatına girmek için yola çıkmıştır!

Gerçek hayatta 2 çocuk babası olan Vaughn, Süper Baba filmi için “Biraz çılgın ama çokça kalbe dokunan bir hikâyemiz var. Tüm film aile bağları, doğru yolu bulmak ve kalbe dokunabilmek üzerine yazılmış. Ben de kendi hayatımda çocuklarımla ve ebeveynlerimle tıpkı David’in yaşadığı tarzda sorunlar yaşıyorum. Gerçek hayatta yaşadığımız ailevi sorunlara dikkat çeken ve insanın içini ısıtan sahnelere sahip bir film yaptık. Aynı zamanda kendi sahnelerime bile uzun süre gülebildiğim bir film Süper Baba. Filmi izleyen herkesin kendinden bir şeyler bulabileceğine ve ailesini hatırlayacağına inanıyorum.” diyor ve ekliyor “David kocaman bir kalbe sahip. Bu sebeple herkes tarafından çok seviliyor. Hala büyümüş sayılmaz. Ailesinin et işinde çalışıyor ve yaptığı birçok şey çocukça! Yetişkinlik sorumluluklarının birçoğundan habersiz olan David, yaşayacakları sebebiyle bir anda çok farklı bir karaktere bürünecek ve baba olmanın ne demek olduğunu anlayacak.” 

Senarist ve yönetmen Ken Scott, Vince Vaughn’un başrole seçilmesinin sebebini şöyle anlatıyor “David Wozniak karakterini çok farklı yazdım ve hayal ettim. Uzun süre hangi oyuncunun bu dokuyu yakalayabileceğini, hem komedi hem de duygusal sahnelerle aynı anda başa çıkarak filmi sırtlayabileceğini düşünürken aklıma gelen ilk isim Vince oldu. Kararımda ne kadar haklı olduğumu filmi çekerken bir kez daha anladım. Vince hikâyeyi çok sevdi, karakteri çok sevdi ve filmde harikalar yarattı.” diyor. David’in en yakın arkadaşı Brett’e hayat veren Chris Pratt dört çocuğuna tek başına bakmak zorunda olan bir avukattır. Chris Pratt Brett karakteri için “Brett, bunalımlı, şişman, ipin ucunda hisseden ve dört çocuğa tek başına bakmaktan bitmiş durumdaki bir zavallı. Son çare olarak David’in davasını üstlenen Brett çok komik olaylara sebep olacak. Hayat boyu asla başarılı olamamış bir adam acaba bu sefer başarılı olacak mıdır? Ben Brett’i gerçekten çok sevdim, eğer yaşayan bir karakter olsaydı emin olun benim en yakın arkadaşım olurdu. Brett sizi çok eğlendirecek!” diyor. 

David’in kız arkadaşı Emma rolü için oyuncu aradığı zamanı anlatan yönetmen Scott “Komedide gerçekten başarılı olan ve Vaughn’la ters köşe duygusallığa sahip bir oyuncuyla çalışmam gerektiğini düşündüm. Cobie Smulders bu rol için harika gözüküyordu. Aslında çok dramatik olan sahnelerin komedi diliyle anlatılması konusunda Cobie’ye güvendiğim için çok mutluyum, tam istediğim gibi bir oyunculuk sergiledi ve beni kendine hayran bıraktı” diyor. 

David Wozniak’ın hayatının nasıl değiştiği, ailenin ne demek olduğu, ne olursa olsun sevdiğin insanların yanında her zaman olabilmenin keyfini, zorlukların birlikte aşıldığını anlatan “Süper Baba” 29 Ağustos’ta beyazperdede izleyicisiyle buluşacak! Orjinal filmden haberi olmayanlar için güzel fırsat...



İlk Bakış: Planes Fire and Rescue / Uçaklar 2: Söndür ve Kurtar

Çarşamba, Ağustos 27, 2014
Disney’in geçtiğimiz yaz yediden yetmişe herkese sevdirdiği “Uçaklar” filminin devamı “Planes: Fire and Rescue”, “Uçaklar 2: Söndür ve Kurtar” adıyla 29 Ağustos’ta gösterime giriyor...

John Lasseter’ın öyküsünden yola çıkılarak çekilen film klasik formülü işletse beğeniyle izlenmişti... Bu kez künyede değişikliklerle devam eden filmin senaryosunda “Tinker Bell” serisini kotaran Jeffrey M. Howard’ın imzası bulunuyor... Yönetmen koltuğundaysa, ilk kez tek başına Roberts Gannaway oturuyor... Dane Cook, Ed Harris, Julie Bowen, Curtis Armstrong, John Michael Higgins, Hal Holbrook, Wes Studi, Brad Garrett, Teri Hatcher ve Stacy Keach orjinal seslendirme kadrosunun öne çıkan isimleri olurken, her zamanki gibi türkçe dublaja mahkum olarak klasik isimleri duyacağız...

"Uçaklar 2: Söndür ve Kurtar", kendilerini tarihi Piston Peak National Park'ını söndürülmesi güç bir yangından korumaya adayan, dinamik ve seçkin bir itfaiye uçağı ekibinin yer aldığı, hayattaki ikinci şanslarla ilgili yeni bir komedi-macera filmi... Dünyaca ünlü hava yarışçısı Dusty, motorunun hasar gördüğünü ve bir daha asla yarışamayacağını öğrenince alan değiştirmek zorunda kalıyor ve itfaiye uçaklarının dünyasına dalıyor. Dusty, emektar itfaiye ve kurtarma helikopteri olan Blade Ranger ve onun, aralarında neşeli hava tankı Dipper'ın, ağır yük helikopteri Windlifter'ın, emekli askeri nakil uçağı Cabbie'nin ve The Smokejumpers adıyla tanınan hayat dolu bir grup cesur arazi aracının bulunduğu ekibine katılıyor. Bu korkusuz ekip hep birlikte büyük bir yangınla savaşırken Dusty de gerçek bir kahraman olmanın bedellerini öğreniyor.

Animasyon serilerinde devam filmlerinin genelde sadece oyalanmayı sağladıkları düşünülürse, karşımızda devam filminin devam filmi var bir nevi... “Arabalar”ın gökyüzü versiyonu olan filmin devamı ne de olsa... Klasik formül, bildik karakterler ve sıradan bir senaryo ile bildik mesajlar... İkinci şans ve kahraman olmanın bedelleri üzerine 83 dakika geçer mi? Kötü fragmanından göründüğü kadarıyla geçmez... En iyisi pas geçip, Disney’in orjinal işlerini beklemek olacak...



İlk Bakış: Best in Bed / Yatak Dersleri

Salı, Ağustos 26, 2014
Yatakta en iyi olmak isteyen kadının maceralarına anlatan Fransız eğlenceliği “Best in Bed”, “Yatak Dersleri” adıyla 29 Ağustos’ta Başka Sinema kapsamında izleyiciyle buluşuyor...

Chris Esquerre ve Delphine de Vigan’ın senaryosunu birlikte kotardıkları filmin yönetmen koltuğunda da de Vigan oturuyor... İki filmde senarist olarak yer aldıktan sonra ilk uzun metrajında... Laurence Arné, Eric Elmosnino, Didier Bezace, Valérie Bonneton, Jérémy Lopez, Julia Faure, Eric Boucher, François Morel, Loïc Corbery ve Sophie De La Rochefoucauld da oyuncu kadrosunda başı çekenler...

Emma işinde başarılı, kendine güvenen ve her zaman istekli bir kadın-dı, artık değil. Ard arda gelen başarısız tek gecelikler onu ciddi bir problemi olduğuna ikna eder. Şimdi ise Emma’nın tek bir amacı vardır o da yatakta en iyisi olmak…

“Biz kahramanımızın mucizeler yaratamayacağını biliyoruz ama yine de bu tuttuğunu koparan kadını kahkahalarla izleyeceğinize eminiz.” sözleriyle pompalanan basın bülteni bir yana filmin romantik komedilerin cinselliği daha fazla işleyelim düsturundan beslendiği aşikar... Amerikalıların edepsiz romantik komedilerinden sonra, Fransızlar konuyu biraz daha naif işliyor... 15 Ocak’ta Belçika ve Fransa’da gösterime giren ve beklentileri karşılayamayarak unutulmanın eşiğine gelen film, her nasıl oluyorsa bizde gösterime giriyor... Cinsellik satar düşüncesi işlemeye devam ediyor malum... Kötü fragmanıyla da hiç bir artısı olmayan film, sıradan bir eğlence denemesi olarak meraklılarını bekliyor... Direk es geçelim daha iyi...



İlk Bakış: Ceza

Perşembe, Ağustos 07, 2014
“Doğruluk mu? Cesaret mi?” sorusunun peşinden giden yerli gençlik macera filmi “Ceza” 8 Ağustos’ta gösterime giriyor...

Senaryosunu ve yönetmenliğini Burak Donay’ın yaptığı filmin oyuncu kadrosunda Deniz Gönen Türkcan, Ebru Şancı, Kaan Oruçoğlu, Murat Yatman, Sertaç Akkaya, Tuğçe Koçak ve Yılmaz Calayır gibi isimler yer alıyor. Cast sorumlusu olarak tanıdığımız Donay ilk senaryosuyla kamera arkasında... 

Okulun popüler çocuğu hafta sonunu geçirmek için arkadaşı Cem ile birlikte bir plan yaparlar. Kız arkadaşlarıyla beraber sınırları zorlayacak bir parti hazırlamak isteyen iki genç, okulun en zengini Selim'i de işin içine katmaya karar verirler. İki kafadar biraz saf olan Selim'e, eğer onlara yardım ederse Müge'yi de partiye getireceklerini söylerler. Selim, planlanan parti için Şile'deki yazlık evlerini ayarlar ve kredi kartını Cem'e teslim eder. Normal başlayan gecede gençler, alkol ve uyuşturucunun etkisiyle kontrolü kaybedip gecenin beklenmedik şekilde ilerlemesine tanık olur.

Künyede öne çıkan kimse yok, 1 Sanat Yapım’ın da ilk filmi... Bunca bilinmezlik arasında konu ve fragmandan görünenlerse bolca klişe... Altı arkadaşın yazlık evde haftasonu kaçamağı, alkol ve uyuşturucu eşliğinde dozu kaçan eğlence... Meşhur şişe çevirmece oyunu eşliğinde cinsellik, iki kızı öpüştürme gibi ucuz numaralarla dolu fragmandan görünen sinema filminden çok, tv filmine benzediği ve oyunculukların yerlerde süründüğü... Biz almayalım, alanı da tutmayalım...



 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template