Teknolojinin bu derece yoğun kullanıldığı ve güvenlik sistemlerinin neredeyse kusursuzlaştığı günümüzde maalesef tüm bunlar şiddetin önlenmesinde bir fark yaratmıyor. Şiddet olaylarının göz göre göre arttığı ortamda güvenlik güçleri de bir çare olamıyor. Sokaklardaki şiddet tırmanıyor. Ev içlerindeki şiddet de buna paralel olarak artıyor. Güvende miyiz? Ya da güvende hissediyor muyuz? sorularına maalesef yüzde yüz emin olarak cevap vermek zor. İyilik ve kötülük kavramlarına da inancımızı yitirmek üzereyiz. Bu güvensiz ortamdan en çok etkilenen ise kadınlar oluyor. Eşi, sevgilisi tarafından şiddet gören, baskılanan kadınların sokaklarda da kendisini güvende hissetmediği aşikâr. Peki gündelik yaşamlarını adeta mayın tarlasında yürür gibi sürdüren kadınlar ne yapacak? Bu soruya kendince cevap veren, toplumsal yaraya eğilen bir romana getirelim sözü. Mary Kubica’nın 2024 yılında yayımlanan gerilimi “She’s Not Sorry” meramını kadınlara nelerle karşılaşabilecekleri konusunda rehberlik ederek anlatmasıyla öne çıkıyor. Destek Yayınları’nın alt markası Nox tarafından “Artık Çok Geç” adıyla dilimize kazandırılan roman Nisan ayı itibariyle raflarda.
İlk romanı “The Good Girl” ile 2014 yılında adını herkese duyurarak çok iyi bir başlangıç yapan gerilim yazarı Mary Kubica, geride kalan dokuz romanıyla aynı başarıyı sürdüren isimlerden. Otuzdan fazla dile çevrilen romanlarıyla New York Times başta olmak üzere çok satanlar listesinin gediklisi. Bizde “İyi Kız” ve “Bebek” ile tanınan ve sevilen bir isim. Hikâye anlatıcılığında kusursuzu araması, saat gibi işleyen kurgusuyla okurunu hipnotize ettiği, mengene gibi kontrol etmesi, heyecan verirken aydınlatması ile öne çıkan ve övülen bir isim. Ele aldığı konuyu tüm detaylarıyla işlerken kulağa küpe olacak bilgiler vermeyi ihmal etmiyor. Konuya hâkimiyetiyle de her daim takdirleri topluyor. Dokuzuncu romanı “Artık Çok Geç” ile boşanmış yalnız kadınları bekleyen tehlikelere değiniyor. Gerilimini de o tehlikeler üzerinden ilerletiyor.
“Hepimiz bir tür araftaydık ve hayatımıza devam edip mutlu olmanın yolunu bulmaya çalışıyorduk.”
Artık Çok Geç, iki koldan ilerleyen bir gerilim romanı. Bir yandan ana karakterin öyküsünü anlatırken bir yandan da kasabaya korku salan bir seri tecavüzcü olayını anlatıyor. Kocasından yakın zamanda boşanmış, lise öğrencisi kızıyla hayatını hemşirelik ile annelik arasında dengede tutmaya çalışan Meghan Michaels ile tanıştırıyor okurunu Kubica. Görevli olduğu yoğun bakım ünitesine Caitlin Beckett adında bir hastanın gelmesiyle olaylar dallanıp budaklanıyor. İntihara teşebbüs ettiği söylenen Caitlin’in başına neler geldiğini merak ettirerek ilerliyor. Öte yandan yaşadıkları bölgede yalnız kadınlara zarar veren birinin hayatı zorlaştırmasının gerilimiyle atmosfer de tamamlanmış oluyor. Akşamları sokakta yalnız olmaktan korkan kadınlar bir an önce suçlunun yakalanmasını bekliyor. Caitlin’in başına neler geldi? Kadınlara zarar veren bu adam kim? İşte bu iki sorunun odağında ilerliyor roman. Kubica hiç acele etmeden ana karakteri Meghan’ın anlatıcılığında hemşirelik, annelik, kadınlık, ilişkiler, boşanma evresi başta olmak üzere zor dönemlere değinerek okurunu sarıp sarmalarken romana da sıkı sıkıya bağlıyor.
“Birinin beni takip ettiği hissinden kurtulamıyordum. İnsanı âdeta felce uğratan, boğucu bir şeydi. Bazı geceler gölgelerin arasında gizlendiğini, arkamda yürüdüğünü, beni takip ettiğini biliyordum. Asla kendini göstermiyordu. Benimki yalnızca bir histi ama hislerime güveniyordum. Bazen içimdeki o sesin çığlıklarını duyuyordum ve Tüylerim diken diken oluyordu.”.
“Biz hemşirelerin hayatlarını bölümlere ayırması gerekirdi, mesleki yaşantımızla özel hayatımızı birbirinden ayrı tutmalıydık. Hapları plastik ilaç kutularına koymak gibi bir şeydi bu” diyerek Meghan’ın yaşadığı ikircikli durumu vurgulayan yazarın bir sonraki hamlesi boşanmış kadınların yaşadıkları zorlukları irdelemek oluyor. Hemen her bakımdan güçsüzleştikleri dönemde zarar görmeye ne denli açık oldukları çeşitli olaylarla o kadar iyi vurguluyor ki okurun kulağına küpe olacak uyarılarda bulunuyor. Düşülebilecek tuzaklar rehberi gibi adeta. Çevresinde boşanan kadın olmayan Meghan’ın “acılar yoldaş sever” diyerek bir destek grubuna katılması ve o grupta tanıştığı bir kadınla yakınlaşması romanın ana damarı. Bu tanışıklık okurun şaşkınlıkla karşılayacağı olaylara gebe… Şaşırtmacaları ve sürprizleriyle gerilimi yükselten bir silsile… Öte yandan yazar uyarmayı da ihmal etmiyor: Kendini acındırıp merhametinize oynayan birileri karşınıza çıkabilir.
“Dünyada iyi insanlar kadar kötüler de var, Sienna. Herkes iyi niyetli değil. Bir adam kendi evlerinde kadınlara saldırıyor. Haberleri izliyorsun, bundan haberin var. Daha dikkatli olmalısın. Tanıştığın herkese güvenmemelisin. Anlaştık mı?”
Kadına yönelik şiddeti yoğun olarak işleyen roman bu şiddeti hissettirmeyi başarıyor. Şiddetin boyutuyla kalmıyor Kubica, yaşanan psikolojik çöküntüyü de anlatmıyor yaşatıyor adeta. Karakterlerin gerçekçiliği ve iç dünyaları ile toplumsal bir yarayı hayli etkili olarak işliyor. Hemen her duyguyu hissettirebiliyor ve empati kurduruyor. Kadınlara rehberlik etmeye çalışan roman, saldırıya uğrayan kadınları da iki yönden ele alıyor. Evet sokaklarda zarar vermek isteyen yabancılar var. Gecenin zorluğuna dair evrensel paragrafa bırakalım sözü: “Kadınların güvenlikleri bakımından geceleri uymaları gereken kuralların ucu bucağı yoktu: gözlem yap, telefonundan uzak dur, rutinini değiştir ve her zaman aynı yolları kullanma, gerekirse koşmak için spor ayakkabı giy, yanında göz yaşartıcı sprey veya İsviçre çakısı taşı. Ya da en iyisi yalnız yürümemekti, özellikle de içki içtiğinde çünkü alkol dikkat eksikliğine neden olur, tepki verme süreni uzatır ve seni daha kolay bir hedef haline getirirdi. Öte yandan, erkekler canlarının istediğini yapabilirdi ve hiçbir sorunla karşılaşmazlardı.”
Saldırı sadece dışardan gelmeyebilir. Evde de seviyorum diyerek şiddete başvuran bir partner var. Tacizci erkeğiyle yaşayan kadınlara sesleniyor. Ana şablonu anlatarak uyarılarda bulunuyor. Suistimal edilen kadının kendini suçladığını vurguluyor. Her seferinde geri döndüğünü, hatayı kendinde aradığını… “Suistimal edilen biri tacizcisini temelli olarak terk etmeden önce ortalama yedi kere ona geri dönüyordu.” diyerek onlardan olmamalarını istiyor.
İki kısımdan oluşan romanın ilk kısmı yalnız kadınlar için güvenlik rehberi niteliğinde okumalara ve tavsiyelere açık. Gözlem gücünü konuşturan Kubica, ikinci kısımla birlikte romanın yönünü iyice gerilime kırarken okuru da ikilemlere sokuyor. İyilik ile kötülük arasında ince çizgiye dair bir sınav mevcut. Bir hatanın kişiyi kötü yapıp yapmayacağına karar vererek ilerlemek gerekiyor. Yalanlar, kandırmacalar, kaçırmalar, hırsızlıklar derken iki konuyu da çözerken okurunu tatmin ediyor.
Saat gibi kurulu temposu ile okuru diken üstünde tutan ve başarılı bir ters köşe ile şaşırtan “Artık Çok Geç”, küçük detaylarla büyük resmi ortaya çıkaran bir gerilim. Kadınlara işaret fişeği olan olaylarla da derinlikli ve aydınlatıcı… Karakter odaklı psikolojik gerilim sevenleri mutlu etmek üzere ilgilisini bekliyor.

Yorum Gönder