♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Banana Splits Movie : Gösteri Devam Etmeli


Hanna-Barbera yapımlarının tv şovlarıyla ortalığı kasıp kavurduğu yıllarda dört kukladan oluşan bir rock grubunun yarım saatlik şovu NBC ekranlarının hit programı olmuş. 7 Eylül 1968’de başlayan “The Banana Splits”, çocukları kıyasıya eğlendiren 31 bölüme imza atmış ve 5 Eylül 1970’de sona erse de şarkısıyla akıllarda yer etmiş. 1971 ve 1982 arasında da tekrar yayınlarla birkaç kuşağı etkileyen şov 1972’de tv filmine de dönüşmüş. 2008 yılında Cartoon Network ekranlarında yeniden başlayacak ve toplama albümü basılacak denli etkili şov, bugünden bakıldığında çok çocukça ve yapay geliyor. Hatta salakça. 2019 yapımı “The Banana Splits Movie” böyle diyenleri haklamak üzere meseleye başka yerden bakıyor.

2019 yapımı Amerikan işi korku gerilim Comic-Con’da yaptığı prömiyerin ardından internet üzerinden izleyiciye sunuldu. Meşhur şova biraz bilim kurgu sosu ekleyerek korku gerilim üzerinden bakan kan döken uyarlamanın senarist ikilisi tam da o dönemin çocukları. 1975 doğumlu Jed Elinoff ve Scott Thomas kırklarını devirmiş çocuklar olarak şova yeni bakış atıyor. Belki de bitişinin intikamını alıyor. 2003 yılından bu yana birlikte çalışan ikili yirmiden fazla işe imza atmışlar. Saymakla bitmeyecek filmografilerinde “Jetgiller” ve “Scooby-Doo!” gibi eski dostlardan “Best Friends Whenever” ve “Malibu Rescue” gibi yenilere kadar bir çok çocuk/genç şovu yer alıyor. Tv filmlerine de imza atan ikili ilk kez direkt olarak yetişkin korku gerilim senaryosunda yer almış. Yönetmen koltuğundaysa 1969 doğumlu bir kadın oturuyor. Senarist, kurgucu, görüntü yönetmeni ve prodüktör olarak da bir çok projede yer alan Kanadalı Danishka Esterhazy, 2002’de kısa metrajı “Embowered” ile attığı ilk adımı istikrarlı şekilde sürdürmüş ve hayli üretken bir isim. Kısa metrajlar ve tv filmlerini de dahil edersek on sekizinci kez yönetmen koltuğunda. Ödüllü yönetmenin en bilinen işleri 2009 yapımı tarihi draması “Black Field” ve 2018 yapımı bilim kurgu gerilimi “Level 16”. Oyuncu kadrosunda da dizilerden aşina olduğumuz isimler yer alıyor. “Workin' Moms”dan Dani Kind, çok iyi iş çıkaran çocuk Finlay Wojtak-Hissong, adını daha sık duyacağımız Maria Nash, “Street Legal”den Steve Lund, Naledi Majola, “The Vampire Diaries”ten Sara Canning başı çeken isimler.

Şovun klasik başlangıcının ardından Harley ile tanışıyoruz. Bir arkadaşı olan, sessiz tuhaf bir çocuk…  Tv başında şovun oyuncaklarıyla deli gibi hoplayıp zıplıyor, eğleniyor. Fanatik bir hayran. Aileyi tanıdığımızda da bu durumu yadırgamıyoruz. Annesi Beth ikinci evliliğini yapmış ve öyle doğmuş Harley. İlk evliliğinden oğlu Austin’in deyimiyle tam bir hıyar Mitch ile evli. Umursamaz baba Mitch de dahil olunca Harley’in doğum günü kutlanıyor, pasta kesiliyor. İlk hediyelerden sonra sevinç çığlığı attıran biletler çıkıyor ortaya. Beş biletle stüdyoya gidilecek ve şovun izleyicisi olunacak. Sonunda hepsini yakından görme fırsatı bulan Harley ile son dakikada rica minnet bulunan sınıf arkadaşı Zoe’nin de dahil olmasıyla altılımız soluğu stüdyoda alıyor ve olaylar gelişiyor.

 “The Banana Splits Movie” mevcut şova korku gerilim üzerinden kan bulaştıran yeni sürüm güncellemesi olarak yaklaşıyor. Son dönemin sıkça kullanılan metoduyla önce normal seyir izleyip güldürüp sonra geçiyor gerilime. Klasik bir işleyişle konuklarını şovun izleyici sahnesine koyuyor. Önceleri her şey normal hatta sevimli bir konuk ağırlama görevlimiz de var. Paige’in direktifleriyle geçilen şovda her şey olağan halde sürüyor. Şovun iptal olduğu haberine dek… Kırkıncı dakikadan itibaren ektiği ufak gerilim tohumlarını büyüten film, kuklaların ilk cinayetiyle birlikte kanlı bir gerilime dönüşüyor. Kan derken şovun tam zıttı şekilde bağırsaklar deşen, kol koparan bir şiddet söz konusu.

Sinema severler için stüdyoları ve dönemin stüdyo tasarımlarını görüp nostalji yaşama keyfi veren film, kuklaların robot olduğu var sayımından yola çıkmış. Son bir güncelleme ile her şeyin çığırından çıktığı teorisi de bu yüzden hayli inandırıcı. Yarım saatlik şovun parkurlarından faydalanarak yapılan hamlelerle ilerleyiş de aynı eğlenceyi gazlıyor. Suda kaymak yerine kanda da kaymak mümkün. Dev çekiç birini öldürmek üzere de patlayabilir kafada. Palyaçoların kullanıldığı gerilim filmlerinin işleyişini kullanan film, çekim stüdyosunu da labirent haline getirerek kullanınca tempo ve akıcılığını sürekli canlı tutarak hiç sıkmadan ilerliyor. Elbette yeni yaratıcı bir şey görmüyoruz. Korku ya da gerilim de vasat numaralarla işletiliyor. Kanlı cinayetlerin de öyle ekstra bir özelliği yok. Sadece iyi formüle edilmiş bir film var ortada. Şova dair böyle bir olasılık olsa neler olur diye düşündüğümüzde aklımızdan geçebilecek her şeyi mantık dışına çıkmadan belli bir ritimde sunarak ilerliyor. Elbette yedi karakterden ibaret değil. İki de yan öykü ve onların ikişer karakteriyle zenginleşen bir macera aynı zamanda. Devam filmine de pas atılmadan geçmiyor.

Ağustos sonunda ev sineması prömiyerini de yapan “The Banana Splits Movie”, elli yıl öncesinin şovuna özünden kopmadan minik dokunuşlarla donanmış başarılı bir uyarlama. Başka türe evrilmiş bir yeniden yorum. Kırklı yaşlardakilerin izlemeden edemeyeceği film korku gerilim öğeleri taşıyan eğlencelikleri sevenler için de keyifli bir seksen dokuz dakika sunuyor.

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template