♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

The Axiom : Kardeşler ve Solgunlar


Kayıp kardeşiniz ile ilgili çelişkili belirsizlikler varsa ve kaybolduğu düşünülen orman ile ilgili rivayetler doğrulatılamıyorsa ne yaparsınız? Kimsenin hakkında bilgi sahibi olmadığı, sadece bir kişinin yardım edebileceğini söylediği bir belirsizlik söz konusuysa ne yaparsınız? 2018 yapımı bağımsız korku/gerilim “The Axiom” bu sorulara arkadaşlarımı da alır düşerim yola üzerinden cevaplıyor.

“The Axiom” bir ilk film. Kısa filmlerden sonra atılmış ilk uzun metraj adımı. Nicholas Woods dört kısa filminin ardından ilk uzun metrajı için motor demiş. 2012’de 18 dakikalık suç draması “Tatter's Mask” ile başlayan Woods, “The Good Fight” ve “Like the Ant” ile yola devam ederek senede bir film kotarmış. 2015 yılında “Darkstar” ile adını duyurmuş. Kurgu, görüntü yönetmeni ve prodüksiyon tasarımı işlerini üstlenerek piştikten sonra ilk uzun metrajında korku gerilime geçiş yapmış. Senaryosunu da kotardığı filmin oyuncu kadrosu da mütevazı ve kendisi de küçük bir rol üstlenmiş. Hattie Smith, Zac Titus, Nicole Dambro, Michael Peter Harrison, Taylor Flowers ve William Kircher kadronun başını çeken isimler.

McKenzie ve arkadaşlarıyla tanışıyoruz. Kaybolan kız kardeşini aramak için direksiyon başına geçen kadına dört kişi daha eşlik ediyor. Abisi, abisinin sevgilisi ve kardeşi ile ortak arkadaşlarıyla tamamlanan grup iki kardeş ile durumu perçinleyerek kardeşlik bağlarının önemine vurgu yaparak başlıyor. Kaybolan kardeşi aramak üzere internete ilan koyan McKenzie’ye bir kişi cevap vermiş. Plan önce ona uğramak sonra da bölgeye gitmek. Beşlinin arasında sorun çıkma ihtimali ve söz konusu kamp alanının hakkındaki söylentilerle olaylar gelişiyor.

The Axiom, ormanda geçen korkuyu fantastik bilim kurgu ile harmanlayarak işlemeye çalışıyor. Woods, iyi bir başlangıç yapmış. Hazır ormana gidiyorken türün klişeleri üzerinden diyaloglarla dalgasını geçiyor. Dönemin internet bağımlılığına da ucundan kıyısından dokunduruyor. Seyirci için yarattığı bu rahatlığı korkuyu başlattığında kullanacağını düşündürtüyorsa da işin aslı öyle olmuyor. Klişelerle dalga geçerek başladığından olsa gerek alışılan kalıpları kullanmamayı seçmiş. Ormanda geçen korku filminde geceyi neredeyse hiç kullanmıyor. Tüm olayın gündüz vaktinde geçmesi gibi bir meydan okuma eğer iyi planlanırsa avantaja dönüşebilir. Karakterlerin iyi yaratılması, oyunculukların vasatı aşması, tasarımların da özgün olması gerekiyor. Woods, maalesef bu konuda tamamen sınıfta kalmış. Ormana giriş yapılmasıyla birlikte dağılan konuyu bir türlü toparlayamıyor. Tercihlerinden şaşıyor ve sonrasında da bir türlü filmi toparlayamayarak kaldığı araf seyirciye de geçiyor. Ormanda bir portal söz konusu. Bu portaldan geçince başka bir dünyaya geçilmiş oluyor. Solgunlar adı verilen yaratıklar tarafından ele geçirilerek ölmek dışında bir ihtimal yok. Bunu önleyecek malzemeler varsa da çare değil. Portal teorisini başlangıçta iyi kuran Woods, solgunları konuya dahil etme safhasında epey ürkek davranıyor. Rüyalar, ele geçirilmeler, şaşırtmacalar gibi birçok formül var iken açık alanda sevişme sahnesi gibi basit tercihlerde bulunuyor. Bir de çok gerekliymiş gibi portal meselesini tarihi bir olay ile bağdaştırma çabasına girişiyor. Hepsinden eli boş çıkınca teoride bolca olasılığa açık olan filmin pratiği ormana giden beş arkadaşın çıldırıp birer birer ölmesi gibi bir yapaylık olmuş. İyi bir sinematografi de yok. Güneş tepedeyken onca aydınlığın içinde solgunların gelişi korkudan gerilimden uzak. Basit diyaloglarla iyice komediye dönüşmesi de sürpriz olmuyor. Son on dakikada işi toparlama çabası da çoktan kaçan trenin ardından koşmak gibi.

Aralık 2018’de Austin’de festivalde prömiyerini yapan filmin Feratum Film Festival’inden ödül alması da hayli ilginç. En iyi Bilim Kurgu filmi olarak taçlanmış. Afişteki övgü ibaresini de filmle bağdaştırmak zor. Ağustos’un son haftasında ev sineması izleyicisine sunulmuş. Türü sevenleri afili afişiyle tavlamayı bekliyor. The Axiom, kolaycı senaryosu ile yarattığı can sıkıntısını kötü oyunculuklarla katlayan ve izleyicisine doksan sekiz dakikayı harcatan bir müsamere. Gördüğünüz yerde kaçın derim…

Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template