♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Crawl : Sonsuza Dek Vahşi Yırtıcı

Amerika’nın sık sık kasırgalar getiren iklimi ve barındırdığı hayvan çeşitliliği filmlere konu olmaya devam ediyor. Bir dönem kasırgaları takip eden bilim adamlarının maceralarını izledikten sonra sıra sıradan insanların yaşam mücadelesine gelmiş ve çeşitli felaketlerden canlı çıkma maceraları akın etmeye başlamıştı. Bu yolun şimdilik son yolcusu “Crawl” seyircisini timsahlarla sınıyor. 2019 yapımı Amerikan işi Temmuz ortasında sinema salonlarında kasırga estirmişti.

Senaryosunu Michael Rasmussen ve Shawn Rasmussen’in kotardığı filmin yönetmen koltuğunda da Fransız yönetmen Alexandre Aja oturuyor. 2005 yılında korku/gerilim “Long Distance” ile ilk adımı atan Rasmussenler adlarını beş yıl sonra John Carpenter’ın “The Ward”ıyla duyurmuştu. 2013’te “Dark Feed”, 2015’te “The Inhabitants”la yönetmenliğe geçiş yapsalar da vasatın altında kalmışlardı. Yeniden senaristliğe dönüşleri bir blockbusterla olmuş. Alexandre Aja içinse işler yolunda gidiyor. “Furia” ile 1999 yılında yönetmenliğe adım atan Aja, küçük bir çevrede yankı uyandırdıktan dört yıl sonra “Haute tension” ile yıla damga vurmakla kalmamış korku/gerilim sineması için aranan taze kan olarak kabul edilmişti. Bu fırsatı değerlendirerek Holywood’a transfer oldu ve “The Hills Have Eyes”ın yeniden çevrimiyle beklentileri karşıladı. Sonrası da hep yeniden çevrimler ve uyarlamalarla geldi: 2008’de “Mirrors”, 2010’da “Piranha 3D”, 2013’te “Horns” ve 2016’da “The 9th Life of Louis Drax”. Aja filmografisinin ilginç yanı senaryosunu yazdığı filmle parladıktan sonra hep uyarlama ve yeniden çevrimlerle sınırlı kalması. Taze kan olarak kıta değiştiren yönetmen üretmek yerine üretilmişleri restore ediyor bir bakıma. Bu açıdan nihayet “Crawl” ile yeni bir sayfa açıyor diye düşünecekken bir sonraki filminin manga uyarlaması olmasıyla laf ağzımızda kalıyor. Sam Raimi’den ibaresiyle sunulan filmin oyuncu kadrosunda da Kaya Scodelario ve Barry Pepper yer alıyor. Eşlikçileri var elbet ama film ikisi üzerinden yürüyor.

Florida’dayız… Bir kasırga başlamış ve hızla etkisini arttırıyor. Yüzücü kızımız Haley ile tanışıyoruz. Boşaltma uyarılarının ortasında babasına ulaşamayınca onu aramaya çıkıyor. İlk baktığı evde bulamayınca polisin uyarılarına rağmen diğer eve gidiyor ve aramaya başlıyor. Bu sırada ağaçlar devriliyor, sular yükseliyor ve kasırga etkisini arttırıyor. Köpeklerinin yardımıyla evin altında babasına ulaşmasıysa yeni bir mücadele başlıyor. 

“Crawl” timsahların tehlike saçtığı bir film. Yarattıkları dehşeti anlamak için bültenden aktarayım özelliklerini. Timsah familyasının en vahşi türlerinden alligatörler ilk kez 37 milyon yıl önce görülmüş. Bu da onları resmen canlı dinozor yapıyor. Alligatörün gece görüşü vardır. Bu da onlara zifiri karanlıkta avlarının izini sürme yeteneği verir. Dünyada 5 milyon alligatör ve timsah yaşar ve her yerdedirler. Bir alligatörün çenesi 1342 kg basınç uygular ve bundan dolayı da canlı bir hayvanda bugüne kadar kaydedilmiş en güçlü ısırma gücüne sahiptir. Bir alligatör saatte 32,18 km hızla yüzebilir. Ki rekortmen yücüzüler bile daha hızlı yüzemez. Bu bilgiler ışığında alligatörler ve baba kız arasındaki mücadeleyi tahmin edebilirsiniz.

Büyük bir gişe filmi için gereken her şeyin fazlasıyla olduğu “Crawl”, beklenen gerilim ve heyecanı karşılıyor. Kasırga atmosferini başarıyla yaratmış. Makul bir senaryo ile baba kız arasındaki bağı kurmak için geçmişe de dönüş yaparak acele etmeden ilerliyor. Alligatörler ile mücadelede de mümkün olduğunca mantıklı ilerlemeye çalışıyor. Kahramanımızın yüzücü olması, babasının ona “vahşi yırtıcı” demesiyle şekilleniyor. İki vahşi yırtıcının mücadelesi gayet akıcı ve tempolu. Elbette beklenmedik şeyler yok. Sürprizler, şaşırtmacalar olmasını zaten beklemek hayal olur. Scodelario ve Pepper üzerine düşeni yapıyor. Aja da tam bir kuşatma yaratmış. Tek sorun alligatörlerin doğasını mantıklı kullanmamakta. Bu kadar güçlü bir çene ve ısırma gücüne sahip hayvanın kaptığını koparması doğal sonuç. Oysa Haley bacağında ısırıldığında hafif sıyrıkmış gibi devam edebiliyor. Omzundan kapıldığında da kurtulabilmekle kalmıyor kolunu hiçbir şey olmamış gibi kullanabiliyor. Bu gerçeklere kafayı takmayanlar için her şey yolunda.

13,5 milyon dolar bütçeli film daha açılış haftasında bu miktarı çıkarıp kar ederek yoluna devam etmiş ve seyirciden geçer not da almıştı. Ülkemizde de “Ölümcül Sular” adıyla 12 Temmuz’da vizyona girdi ve beş haftada 103.575 seyirci topladı. Tansiyonu sürekli diri tutan temposu hiç düşmeyen aksiyon severler için halen izlenmeyi bekleyen biçilmiş kaftan. 87 dakikalık süresiyle ne eksiği ne fazlalığı var. Saf eğlence arayanlar gecesini şenlendirebilir.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template