♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İç Çamaşırlarını Sevmelisin

“Eee nasıl gitti buluşma?”

“Hiç sorma… Baltayı taşa vurdum lan. Öyle böyle değil.”

“Nasıl yani? E iyi diyordun abi, ümitliydin baya.”

“Lan oğlum karpuz değil ki bu anasını satiim, koklayıp seçemiyorsun. Herkes kendini sosyal medyada güzel satıyor. Ben ne bileyim, iyi birine benziyordu.”

“Laf salatasını, tespiti bırak da anlat şunu hele bi aabi.”

“Gülmeyeceğine söz ver ama. Bak delikanlı dediğin bu durumlara düşmez. Düşse de anlatıp rezil etmez kendini biliyorsun.”

“Biliyorum abi. Rahat ol sen. Tamam, tamam gülmem…”

“Her şey bizimkilerin yüzünden biliyon. Annemle peder geçen yüzyılda mektup arkadaşlığı modayken tanışmışlar. İki sene birbirlerini hiç görmeden ve fotoğraf göndermeden yazışmışlar da yazışmışlar a.ına koyim. Yüzer sayfa döşemişler birbirlerine. O zamanlar kargo da yok. Postayla gelecek diye haftalarca bekle. Nasıl aşksa… Sonra da biz evlenelim demişler. Pederin dilinden düşmezdi bu hikâye. Yıllarca herkese coşkuyla, ses tonu, gözü gönlü değişmeden anlatışını dinledim. E biliyon son ilişkimden sonra kafayı yemiştim. Kimle tanışsam iyi bir bok sanıyorum. Tam her şey iyi giderken bi orospuluk çıkıyor. İlla tufaya geliyorum. Ben de kafayı kırdım. Dedim ‘ulan ben bu ilişkinin ürünüyüm boru mu? Aynısını deneyeyim.’”

“E mektup arkadaşlığı mı kaldı be abi?”

“Lan ben de biliyorum kalmadığını. Güldüğünü fark etmedim sanma ayrıca…”

“Eee sen nerden girişimde bulundun?”

“Girişim ne lan… Giremedim. Bildiğin mal çıktı. Haa neyse… Bu çöpçatan sitelerine girdim önce telefondan. Çok yardırdım ama profiller hep sahte. Sonra bir araştırdım google amcadan, birini buldum. ‘Mektup gibi güzel bir şeyin varlığını bilenler varsa gelse beni bulsa’ diye yazmış. E yumuldum hevesle. Mailleştik önce sonra döşendim mektubu.”

“Yav abi, iyi de mektup kim sen kim? Sen adını yazmanın ötesine geçtin mi sanki hiç?”

“Bak, anlatıyorum diye yüz buldun kaşınıyorsun…”

“Tamam, tamam anlat sen. Ben susuyorum.”

“Yazdım mektubu işte. Kasıyorum ama artık kolay. Aç sosyal medyayı gör haberleri. Sonra da döşe fikirlerini. Khk’dan atılan akademisyenler, açlık grevi, patlamalar, şairlerin yıldönümleri falan bir döktürdüm ki sorma. Kız bayıldı. Baktım laflar iyi. Düzenli, titiz, kafa kız. Olur lan bunla dedim. Olur hem de bal gibi olur. Telefonlaştık birkaç kere. İyice güvendi bu bana. ‘Buluşalım’ı patlattım. Bir keyiflendi, bir sevindi bu. Tamam dedim oldu bu iş. Buluştuk. Hesapta planım belli. Güzelse aşık olurum, bi sevgilim olur. Çirkinse de eve atarım, bafiler yollarım.”

“Hahaha… İlla si..cem diyorsun yani…”

“Tabii… Zaten karısızlıktan düz duvarım. Basar geçerim diyorum her halükarda. Yalnız gülme dedikçe iyice bokunu çıkarıyorsun. Delirtme beni bak. Seni atarım eve…”

“Aman abi… Tamam tamam sustum. Eee kız güzel miydi? Nerde buluştunuz?”

“Kız orda cinsliğini yaptı aslında anlamalıydım. Tonla yer söyledim hepsine bi kulp buldu. Yok avm’de olmazmış. Yok zincir kafelerde olmazmış. Yok şu, yok bu. Otantik, nezih, küçük kendi halinde bir yerde olsun dedi. Olur dedim sevindim. Kız tutumlu demek. O da iyi. Sabah bir heyecanla uyandım. Akşamı zor ettim. Planım belli. Buluşuruz, tavlarım eve atarım. Evi de bok götürüyor zaten. Temizlik lazım. Çamaşırlarımın da hepsi kirli... Buda hep temizlikten, titizlikten söz ediyor durmadan. Bafilerim gönlünü hoş tutarım. Evin halini görünce duramaz, temizlik, çamaşır, bulaşık hepsini yapar diye düşünüyorum. Kendimi öyle motive ettim.”

“E gayet on numara beş yıldız plan be abi…”

“Öyleydi de tutmadı a..ına koyiim… Bu geldi. Bir afra tafra. Güzel kız, Allah var. Vücut on numara. İlik gibi yeminle. Bakımlı olduğu da belli, tertemiz kokuyor. Öyle kokuyu anca marka mağazaların parfüm reyonunda da hissedersin. Neyse… Başladık muhabbete. Bir soru sordu ben kafadan mağlup…”

“Ne sordu ki abi?”

“Bir ilişkide olmazsa olmazın ne dedi?”

“Eee sen ne dedin de golü yedin?”

“Ne diyecem lan. Saygı, anlayış, hoşgörü, empati diye yardırdım. Güven dedim durdum.”

“Eee güzel laflar. Nasıl gol olmaz. Aksine ağları delersin be abi. Ne dedi de beğenmedi?”

“Yine beylik laflar ediyorsun dedi. ‘Eee dedim. Senin olmazsa olmazın ne? Söyle de bilelim.’ Sonra da mavi ekrana bağladım. Beyin göçü oldum. Bu ne cevap verdi biliyor musun? Tahmin bile edemezsin…”

“E çatlatma da söyle abi.”

“Dur lan, azıcık sabret. Biraları tazeleyelim.”
“E hadi şerefe o zaman…”

“Nerde kalmıştık? Ha cevabında… Bunun cevabı “İç çamaşırlarını sevmeli” oldu. “O ne demek lan?” diyecektim, zor tuttum kendimi. “Açar mısın biraz?” dedim. Bu yardırdı. Beynim uyuştu yeminle. Neymiş kadını tanımanın yolu giyimiymiş. Kadın dediğin kişisel bakımına özen gösterirmiş. Güzel giyinirmiş. Kadın olduğu belli olmalıymış. Ben tabii içimden “altıma aldığımda inliyorsa belli olur” diye geçiriyorum. Bu susmak bilmiyor. Sonra iyice sapıttı. Bu demez mi ‘benim iç çamaşırlarım özeldir.’”

“Oha. O ne demekmiş? Nasıl yani?”

“Her birine isim vermiş. Ayrı bir dolabı varmış bunlar için. Hepsiyle konuşur, dertleşirmiş.”

“Neee?”

“Nee ya! Öyle dumur oluyorsun işte. Sen de mavi ekrana bağladın di mi?”

“E abi. Naapıyormuş ki bu? Tangayı, sütyeni karşısına alıp konuşuyor muymuş yani?”
“Aynen öyle. Dertleşiyormuş. Hem de her gün biriyle. O günkü ruh hali hangi renkse. Mektuplaşmalarımızı hepsi biliyormuş. Beni onlara anlatmış. Sizi tanısa o da sever demiş falan. Manyak işte a.ına koyim karı. Belli. Bağırıyor bu ben deliyim diye. Ama öyle güzel anlatıyor ki. Ben sertleştim bu tanga, jartiyer, gecelik, sütyen falan dedikçe. Boşaldım boşalacam neredeyse. Zaten karısızlıktan başıma vurmuş. Elizabeth Elmander’i yengen yapmışım o bile bıkmış benden…”

“Hahaha… Alemsin be abi… Eee sonra?”

“Sonrası mı olur lan bunun? Sen ne giyiyorsun diye sordu bu. “Slip mi, boxer mı?” Boxer giyiyorum dedim. Her gün değişirim. Traşlıyımdır her daim diye de salladım. Ama işte tutamadım ağzımı. Ben iç çamaşırı çıkarmasını severim dedim. Tek elle, görmeden çıkarırım sütyeni. Kopçayı gözüm kapalı bulurum.”

“E yuh be abi. Çam devirmişsin sen de. Öyle söylenir mi? Eee o ne dedi? Naaptınız?”

“Ne diyecek. Dellendi Allahın manyağı. Mektupları kime yazdırıyordun sen diye sordu. Yoksa kıroluğunu bu kadar iyi mi gizledin? Sapıksın sen diye bir başladı. Makine gibi zaten. Saydırdı bir araba hakareti. Kalktı gitti… Ben de kalçasının fotoğrafını çektim. Zaten sertleşmişim…”

“Eee sonra abi? Bu kadar mı?”

“Sonra ne olacak… Küfrede küfrede gittim eve. Bu karılardan hayır yok mecbur bana kaldı temizlik dedim, giriştim. Bulaşıktı, viledaydı, çamaşırdı gömüldüm. “

"Ah be abi. Yazık sana…"

“En garibi de ne lan biliyor musun? Donlara giriştim. Elde yıkayayım dedim. Lan giydiğim donu bir çıkardım. Üstünde “Hayat kısa, kuşlar ötüyor” yazıyor. Si.erim hayatını da, kuşunu da, ötüşünü de dedim. Ötmedi a.ına koyim, ötmedi…”


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template