♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İnsanoğlunun Ağır, Bitmek Bilmeyen Uykusu

Çocukluğumuz güzeldi. Uyumadan önce anlatılan masallarla uykuya dalıyor, rüyamızda başka dünyalara kapı açıyorduk. Girdiğimiz bambaşka dünyalarda farklı maceralara atılıyorduk. Hayallerimiz genişliyordu. Hayatlarımız da. Ufkumuz da. Kendimize olan güvenimiz de oluşuyordu. Daha da güzeli, her şeye bakışımızı etkiliyordu o diyar. Dünyadaki her şeyi, her manzarayı, her nesneyi o diyara kolajlıyor kendi tiyatro sahnemizi kuruyor oynuyorduk. Doğaya da yaklaşıyorduk böylece. Kurda, kuşa ağaçlara… Ben öyle çocuklardanım mesela. Annemin anlattığı masallarla dalardım uykuya. Masal yoksa mızmızlanır, inat ve ısrar ederdim. Adile Naşit’i de anmadan geçmeyeyim. Onun “Uykudan Önce”sinde “kuzucuklar”ı olmak güzeldi. Adımı söyleyecek mi bekleyişi. Öyle bir dönemin çocuğu olarak şanslı kuşaklardanım. Bugünün çocuklarıyla kıyasladığımızda daha kıymetli hale gelen bir şans… Dönemin çocuklarını düşünsenize bir. Hangisi ne zaman masal dinledi en son acaba? Günümüz çocukları teknolojik aletlerle dalıyor uykuya. Ellerindeki telefon ya da tablette oyun oynamaktan bitap düştüklerinde daldıkları uykuda hangi evrene kapı açıyorlar. Büyükler de onlardan pek farklı değil. İnsanoğlu milenyumla birlikte girdiği teknoloji çağında hayatını kolaylaştırmak için üretilmiş aletlerin esiri olarak yalnızlaşıyor giderek. Kuş sesini, yaz yağmurunu, havayı, kokuyu, doğayı, hayvanları gözden kaçırıyor ya da görmezden geliyor. Ya da kaçıyor diyelim… Giderek daralttığı dünyasında derin bir uykuda… Bu uykudan bizi masallar uyandırır mı? Buz tutan kalpleri ısıtarak yeniden ait olduğu yere döndürür mü? Cevabınız evetse size harika bir kitap önerim var: Eriyen Ülkenin Sırları.

Pelin Turgut imzalı “Eriyen Ülkenin Sırları” yetişkinlere masal kitabı. Bir ilk kitap. Ganj yayınları etiketiyle Nisan ayında raflara düşmüş. Hikayelere Bülent Gültek imzalı resimler eşlik ediyor. Renkleri ve üslubuyla tam bir eşleşme olmuş. Hikayeleri de bütünlemiş. Harika bir hikaye ile başlangıç yapıyor kitap. Sırların öncesinde bir başlangıca ihtiyaç var tabi. İkinci hikaye ile her şeyi başlatan Turgut, okurunu bir odaya sokuyor. Hakikatleri Araştırma Komisyonu toplantısındayız. Bari geç kenara dinle komutuyla köşeye ilişen davetsiz misafiriz. Komisyon üyeleri sözü almaya başlıyor ve sekiz alamet ile sırlar dökülüyor. Her bir alamet bir kahramanı anlatıyor. Parmak Kız, Ramazan Davulcusu, Dalgıç, Profesör Doktor, Avm Hayaleti, Uyuyan Dev, Bilboard’a hapsolan kadın ve sen, sen ey dinleyen… Birbirlerini de bütünlüyorlar. Yazarın yarattığı masal evreni içinden çıkmak isteyeceğiniz bir yere dönüşüyor böylece. Müthiş bir hayal gücü ile masal dokusunu işletiyor Turgut. Aslında tanıdığımız, bildiğimiz birçok masaldan aşina olduğumuz şeyler bunlar ama nasıl uzaklaşmışız, nasıl özlemişiz meğer. Ağır, bitmek bilmeyen uykuya dalmışız. 

Girişten minik bir alıntıyla neyle karşı karşıya olduğunuzu daha iyi anlamanızı sağlayalım… "Derler ki şehre ilk cemre düştüğü günlerde kulakları başka seslere açılmış olanlar yeryüzünde duyabileceğiniz en tatlı şarkılarla uykularından uyandırılır, omuzlarında gökkuşağı taşıyan çocuklar sokaklardan dans ederek geçerler. Çocuklar da, gökkuşağı gibi, bir an için belirir sadece, o da görenlerin gözünde."

Pelin Turgut, giderek unuttuğumuz her şeyi anlatıyor Eriyen Ülkenin Sırları'nda. Başka bir ülkenin masalını anlatıyor. Kısa ve öz, naif, narin, gerçekçi hikayeler, inandırıcı masallar bunlar. Binaların yeniden şarkılardan inşa edildiği, insanların tekrar toprakla, suyla ve yıldızlarla konuştuğu günlere duyulan özlemi masallıyor. Son hikayede topu okura atması da şahane fikir. Onca kahramandan sonra neden sıradanlaştığımızı da anlıyoruz böylece bir bakımda. Nelerden uzaklaştığımızı, dünyamızı nasıl daralttığımızı… Sahi neden eriyen ülke? Neler eritti ülkeyi, bizi? Endişe, kavga, şiddet, gürültü diyerek başlayıp uzunca bir liste çıkarabiliriz. Erimeye devam ettiğini de görebiliriz üzelerek. Hayatın ne kadar tuhaf koşullar altında devam ettiğinin altını daha kalın çizgilerle çizebiliriz. Yine umutsuz değil Turgut. Mesajını da veriyor. Olası ikinci kitaba pas da atıyor. Anlatanlar bir yere gitmedi. Anlatmaya devam ediyorlar. Eğer dinlemek isterseniz duyabilirsiniz. Yeterince anlatılana dek vazgeçmeyecekler.  Bu umutla yüzde bir gülücük de bırakmayı ihmal etmeyen, popüler tabirle “yürekleri ısıtan bir kitap” Eriyen Ülkenin Sırları. Şahane bir kitap… Okuyun, okutun. Okumanın getirdiği serinletici merhem yaralarınıza iyi gelecek. Tabi yeterince sürerseniz...

Eriyen Ülkenin Sırları / Pelin Turgut
Resimleyen : Bülent Gültek
Ganj Yayınları, Nisan 2018
96 Sayfa, 15 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template