♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Sel Yayınları’ndan Kasım Yenileri

Sel Yayınları Kasım ayını on kitapla karşılıyor… Hüseyin Kıran’ın metaforlarla örülü romanı “Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır”, Berrin Karakaş’ın sarmalı “Çukur” ayın edebiyat kitapları… Elias Canetti’nin yalnızlık, ölüm, iktidar ve dil temalarını işlediği “Sinek Azabı” ve Enis Batur’un katır metni “Göl Yazı” da ayın deneme kitapları… “Bir Sürü Endişe” okuru Onur Ünlü’nün dünyasına davet ederken, David Harvey de sermayenin işleyiş mantığını çözümlerken bir metafora başvuruyor: Marx, Sermaye ve İktisadi Aklın Cinneti. Sel Yayınları bu ay “Geceyarısı Kitapları”na da dört kitapla devam ediyor: “Bibliyomani”, “Genç Bir Şaire Öğütler”, “Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler” ve “Deneysel Roman”…

Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır * Hüseyin Kıran
Hüseyin Kıran külliyatında izi adım adım sürülebilen bu dünyanın insanı olmayı “normalliği” zorlayarak değiştirme mücadelesi, Benim Adım Meleklerin Hizasına Yazılıdır’da güçlü bir metafora dönüşüyor. Her türlü otoriteye bireysel karşı çıkışın, nihayetinde kendisinin de bir otoriteye dönüşmesi, gelişmesi ve kaçınılmaz olarak devrilmesinin hem hikâyesi hem de dile yansıyışı sorgulayıcı etkiler yaratıyor. Neşterinin keskin ağzı biat edenleri, kabullenenleri ve uyumluları kesiyor.

“Anladım. Efendi bendim. Kendimle görüşecektim. Bu, doğayla görüşmenin diğer adı oluyordu. Doğa, kendini bende gömülü tutuyordu. İçimde çeşit çeşit hayvanın yankısını bunun için buluyordum, onlarla kardeştim. Bu kadar kolay öfkelenebilmek, beni lav püskürten yanardağların kardeşliğine bağlıyor. Ölü gibi sessiz bekleyebilmem, beni deniz yapıyor ve değişkenliğimle nehir oluyordum...

Ve peki, ben kendime ne diyecektim...” 

HÜSEYİN KIRAN, 1965 yılında Amasya’da doğdu. İlk, orta ve lise öğrenimini burada tamamladı. Üniversiteden politik nedenlerle ayrılmak zorunda kaldı. Yine aynı nedenlerle 10 yıl hapis yattı. İki kız çocuk babası. İstanbul’da yaşıyor. 
Çağdaş Türk Edebiyatı, Roman, 112 sayfa, 12 TL

Sinek Azabı * Elias Canetti
Edebiyattan sosyolojiye farklı alanlarda çok sayıda eser veren Elias Canetti, bu kez de yalnızlık, ölüm, iktidar ve dil temalarını işlediği Sinek Azabı’yla okur karşısında. On yıllardır not aldığı ve daha önce yayınlanmamış aforizmalar, alıntılar ve hatıralardan oluşan bu eserde büyük edebiyatçı ve düşünürün zihninde beliren kıvılcımların ve düşünüş tarzının izini sürmek mümkün. Canetti eserini dilin müthiş kuvvetinin bilinciyle kaleme alırken, 20. yüzyılın büyük bilgesinin derin yaşam deneyimini değerlendirmek de okurlarına kalıyor.

“Her sözcüğün şiddetle etkilediği bir kurbanı vardır; bazen düşünüyorum da, galiba bütün sözcüklerin kurbanıyım ben. Yakayı sıyırabildiğim kelimeler, sadece kâğıda aktarabildiklerim; bunlar beni sakinleştiriyor; bu sözcükleri kullanmama müsaade edilmiş gibi; ölüp gittiğim zaman, beni artık tahrik etmeyeceklerinden eminim, her ne kadar o zaman bile, hatta asıl o zaman var olacaklarsa da.” 

ELIAS CANETTI, (Rusçuk, 1905 – Zürih, 1994) İspanya’dan göç eden Sefarad Yahudisi bir ailenin çocuğu olarak dünyaya geldi. Öğrenimini Zürih ve Frankfurt’ta tamamladıktan sonra Viyana’ya dönüp Doğa Bilimleri ve Felsefe bölümlerinde doktora yaptı. Ardından, yazarlığa yöneldi ve 26 yaşında başyapıtı sayılan Körleşme’yi kaleme aldı. Kitlelerin psikolojisini ona yabancı birinin bakış açısından anlatan roman, dönemin Nazi Almanyası’nda yasaklandı ve ancak 1960’lardan sonra keşfedilebildi. Canetti, 1938’de Avusturya’nın ilhakından sonra Londra’ya, ardından Zürih’e taşındı. İkinci Dünya Savaşı dahil tarihin en büyük kitlesel eylemlerine tanıklık etmiş olması onu kitle ve iktidar ilişkileri üzerine düşünmeye ve yazmaya yöneltti. Bu düşüncelerinin sonucu olarak 1960’ta Kitle ve İktidar isimli incelemesini tamamladı. Çocukluk ve gençlik yıllarına ve daha sonraki yaşamının bir bölümüne dair anılarını Kurtarılmış Dil, Kulaktaki Meşale ve Gözlerin Oyunu adlı üç kitapta anlattı. 1981’de Nobel Edebiyat Ödülü’ne layık görüldü. Ömrünün büyük bir kısmını İngiltere’de geçirdi. Eserlerini Almanca kaleme aldı.
Özgün Adı: Die Fliegenpein. Aufzeichnungen, Türkçesi: Necati Aça, Çağdaş Dünya Edebiyatı Deneme, 131 sayfa, 14 TL

Onur Ünlü : Bir Sürü Endişe * Söyleşi: Alper Kırklar
Onur Ünlü’nün şiir, sinema ve televizyon prodüksiyonları vasıtasıyla dahil olduğumuz dünyasına bu kez uzun ve derin bir sohbetle konuk oluyoruz.

Son sürat üretmeye devam eden, normal olanın sınırlarını zorlayan, ortalama ile derdi olan, anaakımla işi olmayan, çok okuyan, çok seyreden, çok dinleyen, türüne az rastlanır bir zihnin kıvılcımlı, sihirli, deli, bir o kadar endişeli arka odası burası… Alain Badiou’den Farabi’ye, Kurt Vonnegut’tan İbn-i Rüşd’e, şiirden felsefeye, edebiyattan siyasete, tasavvuftan sinemaya, bu dünyadan öteki dünyaya uzanıyor; insan olmanın türlü hali masaya yatırılıyor.

Yönetmen, şair, senarist ve insan olarak Onur Ünlü verdiği sahici cevaplarla okuru zihin açıcı bir yolculuğa çıkarıyor.

ALPER KIRKLAR, 1976 yılında doğdu. Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Sinema-TV bölümünde lisans eğitimi aldı. Bir süre dergi sektöründe editör ve bir internet portalında kültür-sanat editörü olarak çalıştıktan sonra İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde araştırma görevlisi oldu. Yüksek lisansını İstanbul Bilgi Üniversitesi’nde Sinema-TV üzerine yaptı, Marmara Üniversitesi’nde “Türk Sineması’nda İstanbul” konulu teziyle doktor unvanı aldı. Çeşitli belgesel ve reklam filmlerinde yönetmenlik ve editörlük yaptı. Halen İstanbul Bilgi Üniversitesi İletişim Fakültesi Medya Bölümü’nde öğretim üyesi olarak görev yapmaktadır.
237 sayfa, 20 TL

Göl Yazı – Çapraz İlişkiler Kafesi – katır metin * Enis Batur
Enis Batur’dan, uyanık halde görülmüş düş sahnelerinin uyurgezer halde yazılmış versiyonlarından mürekkep bir anti-roman.
Çağdaş Türk Edebiyatı, Deneme, 151 sayfa, 14 TL

Marx, Sermaye ve İktisadi Aklın Cinneti * David Harvey
Yayınlanışının üzerinden 150 yıl geçen Marx’ın Kapital’inden, hâlâ bir türlü alaşağı edilemeyen kapitalizmin nüvesini oluşturan sermayeye giden uzun yolda, David Harvey sermayenin işleyiş mantığını çözümlerken bir metafora başvuruyor: onu doğadaki su döngüsüyle eşleştiriyor. Böylece gündelik hayatın en ince detayına dek işlemiş, fakat korkunç boyutlardaki yabancılaşma yüzünden varlığının farkına varılamayan sermayeyi elle tutulur ve gözle görülür hale getiriyor.

Sürekli dolaşım halindeki sermayenin nüvesini oluşturduğu ekonomik sistemin ardındaki mantık, bir cinnet durumuna işaret ediyor: Nüfusu katlanarak artan şehirlerde yalnızca çalışmak için yaşamak, sürü kabilinden doluşulan taşıtlarla bir yerlere ulaşmaya çabalamak, bunca bina bolluğu içerisinde insani koşullarda barınamamak; bu baş döndürücü sirkülasyon içinde durmaksızın sömürülmek, kendini gerçekleştirme araçlarından ve imkânlarından yoksun kalmak...

Sermayeye dayalı bu cinnet halindeki düzeni yıkan Ekim Devrimi’nin 100. yılında bize düşen, yaşadığımız dünyayı kavrayışımızı derinleştirmek ve harekete geçmek.

DAVID HARVEY, 1935, İngiltere doğumlu. 1961’de Cambridge Üniversitesi’nde coğrafya alanında doktorasını tamamladı. Bristol Üniversitesi’ndeki çalışmalarının ardından 1969’da ABD, Baltimore’daki Johns Hopkins Üniversitesi’ne geçti. Sayısız makalesi ve birçok dile çevrilen kitaplarının yanı sıra verdiği konferanslarla da bilinen Harvey, beşeri bilimler alanında dünyada en çok atıf yapılan 20 yazar arasında yer almaktadır. 2001’de City University of New York’ta çalışmaya başlayan Harvey, özellikle “mekân” konusundaki çalışmaları ve bu konuda Marksist teoriye katkılarıyla dikkat çeker.
Özgün Adı: Marx, Capital and the Madness of Economic Reason, Türkçesi: Esin Soğancılar, DüşünSel: 35, 239 sayfa, 22 TL

Çukur * Berrin Karakaş
Altıparmak Dağları’nın avcuna gömülmüş, bekliyor öksüz, köksüz Çukur. Ölmüşü çok, gidenlerden dönmüşü yok: En kalabalık meydan kabristan. Ölüler hatırlanmak, diriler deprem bekliyor.

Berrin Karakaş ihanetin, bekleyişin, kötülüğün, ümitsiz aşkların sarstığı Çukur’da, bizi bir sarmalın içine; cevapsız soruların, sonuçsuz hesaplaşmaların, beyhude beklentilerin ve şifasız acıların tam ortasına sürüklüyor.

Bir mucize gerek. Ve bir bela, bir kurban. Belalar ve mucizeler yan yana yürüyor Çukur’da.

BERRİN KARAKAŞ, 1975 yılında doğdu. İlk kitabı Sidre (öyküler) 2004 yılında yayınlandı. Yayınlanan diğer kitapları: Tül (öyküler, 2005), Hayalhane (roman, 2007), Üç Noktalar Sarayı (roman, 2010) Ada’nın Saçları (çocuk kitabı, 2015).
Çağdaş Türk Edebiyatı Roman, 237 sayfa, 20 TL


Bibliyomani * Gustave Flaubert
Kitapları niteliğine bakmaksızın fetiş öğesi haline getiren bir bibliyoman, bu tutkusunu ne kadar ileri götürebilir?

“Bu adamın sahaflar ve eskiciler haricindeki kimselerle konuşmuşluğu yoktu. Ketum olduğu kadar hayalperest, nemrut olduğu kadar mahzun bir adamdı; tek bir düşüncesi, tek bir sevdası, tek bir tutkusu vardı: Kitaplar.”

14 yaşındayken gerçek bir olaydan esinlenerek kaleme aldığı bu ilk yapıtında Flaubert, hem okuruyla hem de insanoğlunun içindeki şeytanla selamlaşarak klasik edebiyata sunacağı katkıların müjdesini veriyor. Elyazmaları ve öykünün basıldığı Colibri gazetesinin 1837 yılı nüshasıyla Bibliyomani, Flaubert’in edebi dehasının ilk ürünü…
Özgün Adı: Bibliomanie, Türkçesi: Ayberk Erkay, Geceyarısı Kitapları: 51, 72 sayfa, 12 TL

Genç Bir Şaire Öğütler * Max Jacob
“Sırasında bir Roma imparatoru sırasında bir Yahudi peygamberi, sırasında da zingirdek bir çocuk…”

Fransız edebiyatının sıradışı kalemi Max Jacob’un “Genç Bir Şaire Öğütler”inden, Apollinaire ile Tzara’ya yazdığı mektuplardan ve düzşiirlerinin yer aldığı “Zar Boynuzu”ndan müteşekkil bu derleme, Salâh Birsel’in özgün Türkçeleştirmesiyle yeniden okur karşısında.

“Yoğunluk sorunu üzerine kafa yorun. Deniz suyu ile kaynak suyu arasındaki ayrımı hiç düşündünüz mü? Şiirinizin, düzyazınızın yoğun olmasına bakın.”
Özgün Adı: Conceils a un jeune poéte, Türkçesi: Salâh Birsel, Geceyarısı Kitapları: 54, 107 sayfa, 12TL

Edebiyat Heveslisi Gençlere Tavsiyeler * Charles Baudelaire
“Okuyacağınız tavsiyeler tecrübenin meyvesidir; deneyim denen şey belli bir miktar hatayı içinde barındırır; bu hataların hepsi (veya neredeyse hepsi) zamanında işlenmiş olduğundan, umuyorum ki benim tecrübem de hataların her biriyle doğrulanacaktır.”

Fransız edebiyatının devrimci kalemi Baudelaire, edebiyat bahçesindeki tecrübe meyvelerini heveskâr gençlerle paylaşıyor.

Esin kaynaklarını, çalışma yöntemlerini, şöhretin getirdiği handikapları, eleştirilerle göğüs göğüse çarpışmak ve başarılı bir kalemşör olmak için uygulanması gereken yöntemleri adım adım, samimiyetle aktarıyor.
Özgün Adı: Conseils aux jeunes littérateurs, Türkçesi: Alper Turan, Geceyarısı Kitapları: 53, 28 sayfa, 12 TL

Deneysel Roman * Émile Zola
“Öncelikle sorulması gereken soru şudur: Şu ana kadar yalnızca gözlem yöntemi kullanılmış olan edebiyatta deneyleme mümkün müdür?”

Émile Zola’nın 1880’de kaleme aldığı Deneysel Roman, deneysel tıbbın yöntemselliğinin edebiyata uygulandığı bir natüralist manifesto.

İyi bir romanın niteliklerini bir bilim insanı titizliğiyle ele alıp açıklayan ve olguların dışında hiçbir otorite tanımayan Zola, geliştirdiği perspektifle çağdaşlarına fark atıyor…
Özgün Adı: Le Roman expérimental, Türkçesi: Kıymet Zeyrek, Geceyarısı Kitapları: 52, 71 sayfa, 12 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template