Ölüm Adası : Zorbalar ve Kahramanlar

Çarşamba, Ekim 19, 2016 by Serkan Murat KIRIKCI
Gençler için hayat kolay değildir… Zorbalar ve kurbanlar olarak ikiye ayrılarak büyürler ve bir kahraman ararlar kendilerine. O kahraman ihtiyacı da ömürleri boyunca sürer. Carl Freeman gibiler lazımdır dünyaya… Sistemin erittiği on yaşındaki boks şampiyonu Carl’ın macerası “Ölüm Adası” okurları film tadında bir hikayeye davet ediyor. 

John Dixon’un 2014 yılında yayımlanan ilk romanı “Phoenix Island” epey ses getirmiş ve övgülere boğulmuş. Bram Stoker ödülüyle taçlanan romanın devamı da 2015 yılında “Devil’s Pocket” ile gelmiş. Bizdeki ilk yansımasıysa 2014 başında CBS ekranlarında başlayan Josh Holloway’li “Intelligence”a esin kaynağı olmasıydı. Dizi tek sezonda kalarak hayal kırıklığı yaşatırken romana dair merak duygularını arttırmıştı. Hazır yeri gelmişken bu esin kaynağının romandaki bir detaydan ibaret olduğunu belirteyim.

On altı yaşındaki boks şampiyonu Carl Freeman ile tanışıyoruz. Güçsüzleri korumak için zorbalara kafa tutmayı alışkanlık haline getirmiş, beladan uzak duramıyor. Hayatı koruyucu aileler ve ıslahevi arasında mekik dokuyarak geçen Carl ile mahkemede tanışıyoruz. Son kavgasında herkesi hastanelik etmiş. Mahkemede dosyasını inceleyen hakim artık bunu alışkanlık haline getirdiğini görünce onu cezasını çekmek üzere bir adaya gönderir. Carl’ın Phoenix adasına gönderilmesiyle de macera başlar. Kendisi gibi hüküm giymiş gençlerle dış dünyaya kapalı bir adada Carl’ın yapması gereken basittir. Kurallara uyacak ve 18 yaşına basmayı bekleyecektir. Daha ilk andan itibaren öyle olmayacağını anlar… Çavuşların ona takmasıyla ilk andan itibaren diken üstündedir. 

Eski bir boksör, gençlik hizmetleri görevlisi, hapishane eğitmeni ve ortaokul öğretmeni olan John Dixon ilk romanında gözlemlerinden faydalanmış. Kahramanımız da bir boksör ve hapishane gibi kullanılan bir ada da mekanımız. Gençlerle çalışmış olmanın artılarını da romana yansıtıyor. Ana karakterini detaylıca anlatarak sevdirirken, kötüleri de nefret edilecek şekilde etkili yaratmış. Özellikle her şeyin başındaki kötü adamı anlatırken döktürüyor. Okurda ikilem yaratan çok karizmatik ve akılda kalıcı bir karakter. Dixon çok basit bir formül üzerinden aynı basitlikle yürüyor. Acele etmiyor, süslemekle uğraşmıyor, okuru tavlamaya çalışmıyor ve tempoyu sürekli arttırıyor. Basit ama etkili ve çok gerçekçi. Film gibi anlatıyor. Merak duygusunu da sürekli canlı tutuyor. Okuruna tüm macerayı tabiri caizse Carl ile omuz omuza yaşatıyor. “Geçmiş bir hayalet, gelecekse bir serap. Kendini sağlam şekilde ana yerleştir, yükseldiğin ana” diyor…

Gençlerin başrolünde olduğu birbirinin kopyası olan formüle ergen maceraları kadar basit değil “Ölüm Adası”. Olay örgüsü, karakterleri ve atmosferiyle daha katmanlı bir roman. 462 sayfa olmasına rağmen tek solukta bitiyor. Olurda ara verirseniz aklınız onda kalıyor. Böyle bir romanın filme ya da diziye neden uyarlanmadığını da anlamak zor. İyi bir gişe filmi için gerekli her şeyi barındırıyor. “Labirent” serisinin yarattığı yankıyı tekrarlayabilecek bir potansiyeli var. Üstelik hikaye gişe için süslenmeye müsait. Popüler kıyamet sonrası fonunda da geçebilir ve korku gerilim öğeleriyle nefes kesebilir. Genç yetişkin kategorisinde görünse de çok daha fazlası olan “Ölüm Adası” türe ilgi duyanların ıskalamaması gereken romanlardan. Maceranın “Devil’s Pocket” ile sürmesini de dört gözle bekliyoruz. 

ÖLÜM ADASI / John Dixon
Türü: Roman
Çeviren: Ebru Sürmeli
Yayınevi: GO!
1. Baskı, Ağustos 2016
Sayfa Sayısı: 462
Etiket Fiyatı: 19.00 TL


0 blogger-facebook:

Yorum Gönder

Etiketler