♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Uncanny : Gelecek Manipülasyonları

Sinemanın kıyamet senaryolarından sonra geleceğe dair en sevdiği konu robotlar… Robotların gelecekte daha etkin olacağı, insanla arasındaki farkı kapatacağı ve hatta dünyanın sonunu getireceğini öngören bolca film bilim kurgu türünü ihya ediyor. Bu olası senaryoların gerçeğe yakın olanları da kısa sürede klasik halini alırken bazılarının değeri de ileride anlaşılınca kült mertebesine yükseliyor. 2015 yapımı bilim kurgu “Uncanny” ikisinin ortasında duranlardan. Bugünü iyi kullanıyor, olası gelecek senaryosu senaryosu bakımından klasiklere yakın, uygulamada ise kült potansiyeli taşıyor.

Küçük bütçe ile kotarılmış bir film Uncanny. Künyesi de pek bilinmedik. Senarist Shahin Chandrasoma 2008 yapımı “Lower Learning”den sonra ikinci imzasında. Yönetmen koltuğundaysa dokuzuncu filmi olmasına rağmen adını pek bilinmeyen bir isim, Matthew Leutwyler var. Bilmenizi sağlayalım o halde… Yazıp yönettiği aksiyon komedi harmanı “Road Kill” ile 1999’da ilk sınavını veren Leutwyler “This Space Between Us”ı da aynı yıla sığdırmış bu iki filmle festivallerden üç ödül alarak başlamış. Umut vaat eden yönetmen sıfatıyla da devam etmiş. Bir yıl sonra altı sezonluk komedi dizisi “Undressed”in altı bölümünü yöneterek tv tecrübesini katmış heybesine. Komediyi korku gerilime yedirdiği “Dead & Breakfast” ile korku festivallerinden aldığı beş ödülle 2004 yılında kariyerinin zirvesine ulaşmış. Ki bu film yönetmenin izlediğimiz ilk filmi oldu aynı zamanda. Korku ile komedinin karışımından üretilmiş en iyi örneklerinden biri adını da çokça anmıştık. Üç yıl sonra bu kez aynı formülden komediyi çıkararak korku denemesine “Unearthed” ile girişmenin sonuçlarıysa pek de iyi olmadı. 2009’da tv filmi “Stuck” ile komediye dönüş yapması da bundan.  Bir yıl sonra roman uyarlaması “The River Why” ile hem popüler oyuncularla çalışma fırsatı bulan hem de daha geniş kitlelere ulaşan Leutwyler 2011’i de mistik dram “Answers to Nothing” ile kapatmıştı. Yine çok beğenilmedi ama en azından vasatı aşmıştı. Dört yıl aradan sonra bilim kurgu gerilim “Uncanny” ile dönmüş. Az oyunculu ve tek mekanlı bir filmle geleceğe odaklanıyor. Kadronun başını da Mark Webber, Lucy Griffiths ve David Clayton Rogers çekiyor. Rolleri için çok doğru seçimler olduğunu belirtelim.

İleri teknoloji ile donatılmış bir labaratuvardayız… Robotik hayallerin birer birer gerçeğe dönüştüğü yerdeyiz. İyi korunan, gözlerden uzak işleri dünyaya tanıtmak için zamanın geldiğine inanılmış. Genç yaşta önemli konuma yükselmiş bir bilim adamı ile tanışıyoruz. David, dünyanın en kusursuz robotunu üretmiş. İnsandan hiçbir farkı olmayan bir yapay zeka. Yedi yıldır birlikte yaşadığı ve günlük seanslarla eğittiği Adam adlı robotun artık dünyaya tanıtılması planlanıyor. Güzel muhabir Joy ile de bu sayede tanışıyoruz. Yazı dizisi için yedi gün boyunca labaratuvarda gözlem yapacak, Adam ve David ile konuşacak. Film de bu yedi günü anlatıyor. İlk tanışmanın ardından robotun ilk kez gördüğü kadına yaklaşma isteğiyle işler değişiyor, gerginlik ve gerilim yayılıyor.

İyi bir senaryoya sahip Uncanny. Bilinmedik bir konu değil elbette ama anlatmak için de acele etmiyor. İnce ince işliyor. İlk tanışmada Joy’a anlatırken izleyicisine de anlatıyor her şeyi. Temellerini sağlamlaştırarak hem gerçekçi hem de inandırıcı bir gelecek yaratmış oluyor. Tek mekan atmosferini de konservatif şekilde kullanarak hikayesini güçlendiriyor. Temelde iki erkeğin arasına giren kadının paylaşılamaz hale gelmesi ve her şeyi değiştirmesinin öyküsü var. Bu iki erkekten biri robot ama insani davranışlarının sınırının olmamasıyla şaşırtıyor. Kıskançlık, sinir, cinsel arzu derken kusursuz robotun kusurları bir bir ortaya çıkıyor. Kadının robotu sürekli manipüle etmesi, insan ile robot arasındaki ayrımı giderek güçleştiriyor. Bu manipülasyonun dozu da çok iyi diyaloglarla ayarlanmış. Leutwyler giderek gerginleşen üçlünün ilişkilerinde de tarafsız durarak belirsizliği koruyor ve tempoyu da elinde tutuyor. Gayet akıcı ve tempolu şekilde de finale yürüyor. Finalde de izleyiciyi iyi bir sürpriz bekliyor. Akla gelmeyecek bir şey değilse de iyi sürpriz. Bununla da bitmiyor, olası devam filmine de pas atıyor. 

2015 yılını festivallerde geçiren Uncanny, Boston Science Fiction Film Festival’de “Best Indie Film” ödülüyle taçlanmış. Naples’de Bağımsız Ruh (Independent Spirit Award) ödülü kazanarak da rüştünü ispat etmiş. Tutarlı senaryosu ile iyi oynanmış ve yönetilmiş bir film Uncanny. İzleyicisine iyi bir satranç maçı sunarken türü sevenlere 91 dakikalık bir keyif yaşatmak üzere keşifçisini bekliyor.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template