♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Martyrs : Acısa da Öldürmez

Korku gerilim sineması vcd-dvd formatının dünyaya yayılmasıyla tek merkezli olmaktan çıkmış ve her ülkenin türe katkı vermesini sağlamıştı. Doksanlı yıllarda uzakdoğu örneklerinin damga vurduğu türe İkibinli yıllarda Avrupa kıtası hakim olmaya başlarken en ilgi çekici atak Fransızlardan gelmişti. Kan ve şiddet kullanımı bakımından ziyafete dönüşen filmlerin yaratıcıları soluğu Hollywood’da alıp düşüş yaşasalar da o dönemin filmleri artık birer klasik olarak kabul görüyor. İçlerinden bazıları da zaman içerisinde kült mertebesine ulaşmış durumda. Pascal Laugier’in 2008 yapımı “Martyrs”i de o kültlerden biri. Yönetmeni Hollywood’a transfer etmek yetmemiş olacak ki, filmi de rahat bırakmamışlar.  Amerikalıların altyazılı izlemeyi sevmediği bahanesine sığınarak klasikleri yeni kuşağa kazandırmak için giriştiği yeniden çevrim furyasının şimdilik son örneği olarak yeniden yorumlanmış hali aynı adla vizyonda...

Laguier demişken... 2004’te ilk filmi “Saint Ange” ile vasat bir başlangıç yapan yönetmen dört yıl sonra “Martyrs” ile ödül avcısına dönüşmüş ve yıla damga vurmuştu. Kan kullanmaktan çekinmeyen, işkenceyi de bir sınır olmadan işleyen film tam bir kabus olmuştu izleyicisine. Halen ilk kez izleyecek olanlar için eşsizliğini ve tazeliğini koruyor. Bundan sonra ne yapacak diye merak ettiğimiz Laguier ise soluğu Hollywood’da alarak 2012’de “The Tall Man” ile hayal kırıklığı yarattı ve o gün bugündür ses yok. Neyse biz dönelim 2016 yılına... Yeniden çevrimin senaryosunu Mark L. Smith kotarırken yönetmen koltuğundaysa Kevin ve Michael Goetz oturuyor. 2006’da yazıp yönettiği “Séance” ile ilk sınavında sınıfta kalan Smith sonrasında senarist olarak devam etmiş bir isim. 2007’de “Vacancy”nin getirdiği ünü biraz olsun kullanarak filmini de yeniden pazarlama şansına eriştikten sonra Joe Dante imzalı eğlencelik “The Hole” ile aile eğlenceliğine yönelmiş ve kaybolmuştu ortadan. Stüdyonun ona altı yıl sonra iş vermesini de “hem korku yazdı hem de aile eğlenceliği o zaman tam bize göre” diye düşünmüş olmalarına yorabiliriz. Goetz kardeşlerin neden seçildiğiyse belli. 2013 yılında “Scenic Route” ile attıkları imza hâlâ sıcak. Troian Bellisario, Bailey Noble, Kate Burton ve Caitlin Carmichael’ın başını çektiği oyuncu kadrosunaysa hiç itirazımız yok. 

Lucie ile tanışıyoruz... Tutsak alındığı gözlerden uzak bir depodan kurtulmayı başarır. Ona sahip çıkan yetimhanede kimseler ona inanmıyordur. Anna hariç... On yaşındadır henüz, yaşadıklarının doğurduğu travmayı atlatamıyordur bir türlü. Günümüze geldiğimizde de değişen bir şey yoktur. İzler kapanmamıştır. Rahatlamak için bir şeyler yapmalıdır. Tüfeğiyle bir eve dalarak rahatlayacağını düşünse de daha büyük bir kâbusun içine düştüğünü fark eder... 

Orjinal filmi izleyenler zaten konuyu biliyordur. İyi bir senaryo var ortada. Üç bölümden oluşan film, önce şüphe tohumlarını ekiyor. Sonra ev basması ile şiddeti gösteriyor. Üçüncü bölümdeyse rahatsız edici sahnelerle sebepleri açıklamaya girişiyor. Gücünü kan ve şiddetten alıyor. Çekimleri yirmi gün bile sürmeyen yeniden çevrimin yönetmenleri “Orijinal film kadar şiddet ve kan içermiyor.” diyerek her şeyi özetlemişler. Orijinal filmin soft versiyonu yapılmış. Psikolojik olarak seyircinin üzerine çökmeyen, suya sabuna dokunmayan bir film çekmişler. Bu da bir yere kadar idare ediyor. İyi başlıyor, şüphe bölümünü ve ev basmasını iyi işliyor yeniden çevrim ama sonrasında tıkanıyor. Spoiler vermeden belirtelim, her şeyin arkasında bir topluluk vardır ve tüm sorular tatmin edici şekilde cevaplanır orijinal filmde. Yeniden çevrimin en sorunlu noktası da tam burası... Kan ve şiddetten uzak durunca her şey dekor malzemesi gibi kalıyor. Görmemiz gereken kötüler neredeyse iyi gibi. Lucie’yi bu kadar korkutacak bir şey yapmış olamazlar gibi görünüyor. Meraklı bir kaç kaçık gibi duruyorlar. Temposu ve gerilim dozu yerinde olsa da ilgi çekici konusuyla ilerlese de tıkanıyor bu yüzden yeniden çevrim. Sırf her yaş grubu izlesin diye bu kadar soft hale getirmenin sonucu da hüsran oluyor. En azından sansürlü, temizlenmiş bir versiyon olabilseydi keşke. Kan ve şiddeti çıkarınca geriye düz bir hikâye kalmış. Tüm albenisi de gitmiş kaçınılmaz olarak. Orijinal filmin yanına bile yaklaşamıyor.   


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template