♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Ekoloji ve Çevre Üzerine Kültürel Tartışmalar : Ekoeleştiri

“Muhriplerin şiddetine ve açgözlülüğüne karşı yerli kabile halklarının galip geleceğine dair hiçbir umut olmadığını mı düşünüyorsunuz? Dünyanın öfkesini ve asla durmayacak titremesini unutuyorsunuz. Dünya bir gecede tüm ulusların zenginliğine tekrar el koyacak.”

Greg Garrard Ekoeleştiri’de, kültürel çalışmalarla çevre ve ekoloji arasındaki ilişkiyi inceliyor. Feminist eleştirinin dile ve edebiyata toplumsal cinsiyet bilinci katması gibi; kültüre, doğamerkezli bir yaklaşım getiren Garrard çevre söylemini meydana getiren can alıcı kavramların tarihini ortaya koyuyor.

Ekoeleştiri, kültürel incelemenin de ötesinde çevre söylemine getirilen özgün bir eleştiridir. Garrard, çevre söylemini tüm çeşitliliğiyle gözler önüne sererken, insan ve insandışı arasındaki ilişkileri, çevre krizlerine verilen cevapları ve “insan”, “doğa”, “çevre” gibi kavramları mercek altına alıyor. Pastoralle başlayıp, Yaban Hayat, Kıyamet, Mesken, Hayvanlar ve Dünya başlıkları altında toplumsal ve siyasi aktörler tarafından farklı saiklerle geliştirilen çevre söyleminin kültürel yansımalarının izini şiir, roman, film, siyaset teorisi, felsefi düşüncede sürüyor.  

“Yaklaşımlar” başlıklı bölümde, çevrecilik yelpazesindeki siyasi ve felsefi yönelimlerin özetini veren Garrard, insanmerkezli değerler sistemine karşı doğamerkezli değerler sistemini savunan derin ekolojistlerden, insanın doğayla kurduğu ilişkiye toplumsal cinsiyet perspektifinden bakan ekofeministlere uzanan bir literatür sunuyor.

“Pastoral” başlıklı bölümde Garrard, şehirden kırsala geri dönüşü anlatan, şehirle kırsal arasında karşıtlık kuran ve kırsal yaşamı idealleştirilen yönleriyle pastoral edebiyatı, Vergilius, Wordsworth ve Clare’in pastoral şiirlerinde; Raymond Williams, Emerson ve Thoreau’nun eserlerinde inceliyor.

“Yaban Hayat” başlıklı bölümdeyse, insanlık ve dünya arasında yeni bir ilişkinin hayali olarak ortaya çıkan yaban hayat kavramının, sınıf ve cinsiyet mücadeleleri içinde kazandığı farklı anlamlar irdeleniyor. Yaban hayatın metalaştırılması riskine değinerek, yaban hayat ve medeniyet ikiliği tersyüz ediliyor. 

Kıyametçi düşüncenin masaya yatırıldığı “Kıyamet” başlıklı bölümde Garrard, dünyanın sonunun gelmesinden korkarak çevre sorunlarına gerçekçi çözümler üretilemeyeceğini yazıyor. Çevre sorunlarını “çevre krizi” kavramına indirgeyen kıyametçilik eleştirisinin yanı sıra D. H. Lawrence’ın Gökkuşağı ve Âşık Kadınlar adlı eserlerindeki kıyametçi düşünce analiz ediliyor.

İnsanın yaşadığı yerle ilişkini irdeleyen “Mesken” başlıklı bölümde Garrard, pastoral ve yaban hayat söylemlerinde var olan kırsal-şehir karşıtlığını ortadan kaldırıp yerli, yerel ve bölgesel hareketleri bir araya getiren biyobölgecilik anlayışını detaylandırıyor. Toprakla bütünleşmeyi savunan ve beyazları yeryüzüne kayıtsızlıkları sebebiyle hedef alan yerli kültürleri anlatan Garrard, günümüzde bu kültürlerin New Age endüstrisine nasıl kurban edildiğinden söz etmeyi de unutmuyor. 

“Hayvanlar” başlıklı bölümde, insanların hayvanlar üzerinde kurduğu tahakkümü kırmanın yolları araştırılıyor. Hayvan türlerinin tek bir “hayvan” kavramına indirgenmesini eleştiren Derrida, hayvanların insan özellikleriyle temsil edildiği antropomorfizm ve insanların hayvan özellikleriyle temsil edildiği zoomorfizm konuları analiz ediliyor.

Çevre eleştirisinde Dünya’nın uzaydan çekilmiş fotoğrafları neden önemlidir? Garrard, “Dünya” başlıklı son bölümde bu soruya yanıt ararken Dünya’yı yaşayan bir varlık olarak gören Gaia hipotezi ve ideolojik uluslararası bir siyasi söyleme dönüşen ozon deliği problemini tartışıyor.

Ekoeleştiri, edebiyat çalışmaları ve çevre söylemiyle tarih, felsefe, psikoloji, sanat tarihi, siyaset bilimi gibi ilgili alanların etkileşim noktalarının izini sürüyor. Kirlilik, Pastoral, Yaban Hayat, Kıyamet, Mesken, Hayvanlar ve Dünya başlıkları altında ekoeleştirel kavramları inceleyerek bu kavramlar etrafında şekillenen “kırsal”, “toprak”, “ozon deliği” gibi farklı dönemlerde farklı toplumsal çıkarlara hizmet ettiği düşünülen mecazların nasıl üretildikleri ve nasıl dönüşüm geçirdiklerini araştırıyor. 

İnsanlarla çevre arasındaki ilişkiyi kültürel üretimin tüm alanlarında, Wordsworth ve D. H. Lawrence’dan Thoreau’nun Walden’ına, Heidegger ve Derrida’dan Werner Herzog’un Ayı Adam’ına kadar, nasıl hayal ettiğimizi ve betimlediğimizi inceleyen Garrard, insan/doğa düalizminin toplumsal çıkarımlarından ekofeminizme, küresel ısınmadan, insanın doğaya uyguladığı şiddete işaret eden Kızılderililere kadar uzanan etkileyici bir çalışma sunuyor. 

“Muhriplerin şiddetine ve açgözlülüğüne karşı yerli kabile halklarının galip geleceğine dair hiçbir umut olmadığını mı düşünüyorsunuz? Dünyanın öfkesini ve asla durmayacak titremesini unutuyorsunuz. Dünya bir gecede tüm ulusların zenginliğine tekrar el koyacak.”

Greg Garrard British Columbia Üniversitesi Yaratıcı ve Eleştirel Çalışmalar Fakültesi’nde sürdürülebilirlik alanında çalışmaktadır. Edebiyat eleştirisi ve kültürel ekoloji alanında birçok kitabın editörlüğünü üstlenmiş, kitap ve makaleler yayımlamıştır. Garrard, ekopedagoji, ekoeleştiri ve hayvan çalışmaları üzerine çalışmalarını sürdürmektedir. 

Yayıma Hazırlayan: Eda Doğançay
Kapak Tasarımı: Deniz Akkol
Sayfa Düzeni: Kolektif Kitap
1. Baskı, Nisan 2016
304 Sayfa
24,00 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template