♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Seyrek Yağmur : Rıfat Diye Biri...

“İnsanın insana ettiği kötülükler ile dolu karanlık kuyudan, Julio Cortazar’ı ve onun nefis kitaplarını düşünerek çıkabilir Rıfat. Yapabilir bunu, çünkü sahiden çok seviyor Arjantinliyi. Kitapçıda müşteri beklerken onun Lucas Diye Biri kitabını hep elinin altında bulunduruyor. Bir gün bir yazarın çıkıp Rıfat Diye Biri isminde bir kitap yazacağını hayal ediyor. Rıfat’ın yaşadığı hayatı, düşüncelerini, takıntılarını, tuhaflıklarını, zaaflarını ve elbette iyi yanlarını olağan ile olağandışını, gerçek ile düşü birbirine karıştırarak anlatacak bir kitap. Ama, diye düşünüyor, Latin Amerika’nın edebiyat ile günlük hayat arasındaki sınırları kaldıran o büyülü havası bu ülkede yok. Köklü geçmişin mayası yok. Direnişin masalsı ruhu yok. Hayatın hem içe hem dışa doğru açılan kapıları burada yok. Burada vasat bir cetvel ile çizilmiş sınırlar var. Burada Lucas olamazsın, ancak iriyarı ve sıkıcılık derecesinde gerçek bir Rıfat olursun. İçinde senden beklenenlerin dışında hiçbir şey yoktur, maceralar yoktur…”

Son kuşak Türkçe edebiyatın en önemli isimlerinden Barış Bıçakçı’nın yeni romanına kavuştuk. Okur bakımından kimselere nasip olmayacak kemik bir kitleye sahip olan yazarın beş yıllık bekleyişi sona erdiren romanı “Seyrek Yağmur” İletişim Yayınları etiketiyle 8 Ocak’ta raflarda yerini aldı.

Bıçakçı’nın romanı daha çıkmadan tartışma yaratmıştı. Kapağı beğenmeyenlerin kıyasıya eleştirisi altında sayılan günlerin sonunda roman çıkınca da bu tartışmalar bitmedi. Roman okurları ikiye bölmüş durumda. Bir kısım Bıçakçı’nın okurların beklentisine cevaben sipariş bir roman yazdığını düşünürken, diğer kısım da yazarın bu beklentiyi hiçe saydığını düşünüyor. Birbirine zıt bu iki düşünce tamamen Bıçakçı’dan kaynaklı esasında. “Seyrek Yağmur” yeni bir yazarın romanı olsa okuru heyecanlandıracak ve alkışı toplayacak bir roman. Lakin Bıçakçı’nın romanı olunca iş değişiyor. Yazarın romanlarındaki karakterlerin neredeyse okurun arkadaş olabileceği boyuttaki derinliği düşünüldüğünde Rıfat’ın etten kemikten biri olmaması en başta gelen sorun. Bildik bir karakter Rıfat, üstünkörü anlatılmış bir karakter. Elbette bununla da kalmıyor. 

Seyrek Yağmur bir aforizmalar kitabı. Kurgu oyunları ve roman yapısından uzakta, herhangi bir yere bağlanmayan küçük pasajlardan oluşan bir derleme. Yazar yine veciz sözleri sıralıyor, okur yine altını çizmekten memnun ama sürekli bir eksiklik duygusuyla ilerliyor.

Bir pazar sabahı Rıfat günlerin aynı kaba damlamadığını fark ederek, “Günler damlıyor ama aynı kaba değil” demesiyle açılan roman bir kitapçıyla tanıştırıyor bizleri. Yalnız, şişman ve eski sevgilisini düşünen bu adamın öyküsü belli bir kurgu olmadan küçük pasajlar halinde anlatılıyor. Rıfat’ın düşünceleri ve hayallerinin peşinde gündelik hayata dair müthiş tespitleri sıralayan yazar, filmlere, kitaplara ve edebiyatçılara da selam çakıyor. Harika bir mektup alıntısıyla da finalini yine bir selamla yapıyor.

Yusuf Atılgan’ın “Aylak Adam”ını yeniden okuma özlemini yaratan roman, yazardan yeni roman bekleyenlerin ümidini tam olarak karşılamamakla birlikte okurunu da dışarıda bırakıyor. Beş yıllık bekleyişin sonu şenlik değil ama bir solukta okunan akıcı ve düşündürücü bir metin var karşımızda. Çıkış tarihinin duyurulması ile birlikte okurlarda yarattığı heyecan ve kitapçı raflarına getirdiği hareketliliğin de altını çizmeli. Ne olursa olsun kayıtsız kalınamayacak bir yağmur bu, şemsiye açmadan koşturuyor…

Seyrek Yağmur / Barış Bıçakçı
İletişim Yayınları
Türkçe Edebiyat, Ocak 2016
100 Sayfa
10 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template