♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar : Kendimizden Kaçardık

Son dönemde iyiden iyiye bir roman kahramanı gibi kullanılıyor Ankara. Ankaralı yazarların da giderek daha çok ilgi gördüğü gerçeğini buna ekleyelim. Serhan Ergin’in yeni romanı “Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar” da Ankaralı bir roman. Sokakları ve mekanlarıyla şehrin dokusunun arka fon olmaktan fazlası” olduğu bir roman. Ağustos’tan bu yana İletişim Yayınları’ndan raflarda…

1984 Ankara doğumlu yazarı 2011 yılında Everest Yayınları İlk Roman Ödülü’nü kazandığı “Yürek Tutsağı” ile tanımıştık. Dört yıl sonra karşımıza ikinci romanı ile çıktı.  Bir günah çıkarma romanı “Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar”. Mahir’in Zafer’e içini dökmesinin romanı… Yargılamalardan önce doğruyu ve yanlışı neye göre belirleyeceğimiz sorgulamalarının romanı. Çoğunlukla da kendinden kaçışların…

“Hangi insan bir diğerinden daha iyi olabilir? Daha doğru? Doğruluk nedir dostum, iyilik nedir? Kim belirler yanlışı, doğruyu? Beyninin içindekileri saklamanın doğru olacağını kim söylemiş? Kim söylemişse halt etmiş. Bir insan tek bir ömür yaşıyorsa, ömrüne de refakat eden, silinmez, acıyan ve kaşınan bir yarası varsa içinde, kim kimi, nasıl yargılayabilir?”

Bir aşk üçgenini anlatıyor roman. Mahir ve Zafer her şeyi birlikte yapmayı seven iki dost… Üniversite yıllarında başlayan dostlukları, Zafer’in sevgilisi Filiz’in hayatlarına eklenmesiyle önemli bir sınavdan geçiyor. Yeni üçlü yiyip içmeler, kafe gezmeleri, operaya gidiş, bisiklete binmeler, uzun yürüyüşler derken Ankara sokaklarını muhabbetle arşınlıyor. Ama Filiz bu, sıradan bir kadın değil… Sıradan tip Zafer’in “benimle sevgilisi olmasına şaşırıyorum” dediği bir kadın, etkileyici bir kadın. Elbette Mahir de etkilenince dostluk bir aşk üçgenine yelken açıyor. 

Aşk üçgeni hikayesinin sadece edebiyatta değil sanatın her alanında da defalarca işlendiği ve konu olarak bayatladığını düşünürsek bildik bir konuya sahip roman. İşleyişi de oldukça tahmin edilebilir. Okur için herhangi bir sürpriz yok. Neden okumalı sorusunun cevabıysa Ergin’in doğru seçimlerinde saklı. Ankara karakterinin baskınlığının yarattığı iyi atmosferin yanı sıra, ince detaylardan beslenen yazar üçlüyü olabildiğince gerçek kılıyor. Bu minimal ve yalın anlatım okurun romanın içinde kalmasını sağlarken aslında hayli sıradan olan karakterlerini de özgünleştiriyor. Bir şekilde hepimizin kendini içinde bulduğu o üçlü olma hali, sevgililerin yanındaki fazlalık olma halini hatırlatacak anlara dokunuyor. Bu dokunuşlar ve peşi sıra gelen sorularla yakaladığı ritm ile akıcılığı sağlayan yazar böylece hiçbir albenisi olmayan klişeyi anlatmanın dezavantajlarını da bertaraf etmeyi başarmış. Ne de olsa ne anlattığın değil nasıl anlattığındır önemli olan. Anlatıcısının karakterini yaratma ve yansıtmada başarılı ama Filiz karakteri için aynı şeyi söylemek zor. Ayakları yere basmayan, ütopik ve çok temsili bir karakter. Mahir “Herhangi bir kadın değildi, Filiz’di o,” diyor ama bu kadar düz erkek bakışı ve klişesinden ibaret olmasaymış keşke. 

“Her insanın bir gizi var, bir gizi yaşatıyor içinde. Görünen, bilinen hayatından başka bir de o gizini taşıdığı, “içerideki” yaşamı var insanın. Eylemlerinin, karar ve tercihlerinin görünmeyen hâkimi, hatta çoğu koşulda kendisinin dahi bilmediği. Beynin gri kıvrımları, labirentleri içinde saklanan bir kesik, bir yara. İnsanın gizi yarasından doğuyor, ondan kök alıyor. Yara acıtıyor, kanıyor, hatta bazen baş edilemez oluyor. Yaraya göğüs gerenin göğsü yırtılıyor. Dayanamayan ise lanetleniyor. Çünkü bu yaralar, dostum, insanlarca kabul edilenlere ters düşüyor, kabul etmiyor doğruları, uymuyor kurallara. Kurallar var; iyi insan olmanın kuralları, doğru davranmanın kuralları var. Yaralar kural tanımıyor oysa. Delilik, işte bu kural tanımazlıktan çıkıyor. Yarasını gizlemeyen, örtmeyen, onu yaşamak isteyenlere deli deniyor. İyi saklayabilense akıllı oluyor bu dünyada. Oysa delilik herkesin içinde, herkesin beyninde var bir kesik.”

“Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar”, “Her insanın bir gizi var” diyen Mahir’in içinde yaşattığı gizleri açık edişinin romanı... Konuşulanlardan çok konuşulmayanların, “iç”e bakışın romanı. Bize kalsa böyle geçerdi akşamlar... Kendimizden kaçardık, mutsuzluğumuzdan...

Bize Kalsa Böyle Geçerdi Akşamlar / Serhan Ergin
İletişim Yayınları
1. baskı - Ağustos 2015
184 sayfa
16,00 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template