♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Saf : Arınma Günleri

“Geleceğe ya da onun temsilcilerine kızılmaz.”
“Gelecek ne getirirse getirsin iyi midir?”
“Evet,” diyor Armand, bir an bile tereddüt etmeden.
“Buna katılmıyorum,” diyor Jean-Baptiste.
“Işığı düşünün,” diyor Armand.
“Işık?”
“Les Innocents Kilisesi’nde 500 yıldır gölgeler birikiyor. Onları serbest bırakacaksınız. Onları ışığa ve havaya kavuşturacaksınız. Göğe salacaksınız. İşte gelecek bu!”
“Bu sadece bir metafor,” diyor Jean-Baptiste.

Yıl 1785... Yer Fransa... Gelecek günler ihtilali getirecek, ışığı. Zamanında Voltaire’in “Yaz oldu mu yayılan leş koku, bütün bir mahalleyi zehirlemeye kâfidir. Kiliselerinize gömülen ölülerin taaffünleri sağları bile öldürür. İnnocent mezarlığı, bizi hotantolardan, zencilerden daha aşağı düşüren bir vahşet delilidir.” diyerek tarif ettiği yükten kurtulmak isteyen bir kral ve boyundan büyük işi becerip beceremeyeceğini düşünen bir mühendis... Mezarlığı kazarken, geleceği inşa eden adamlar. Andrew Miller’ın romanı “Saf”, okurunu ihtilal öncesi Fransa’sında Les Innocents Mezarlığı’nın arındırılma günlerine götürüyor.

İngiliz yazar Andrew Miller, 1997’de yayımladığı ilk romanı “Ingenious Pain” ile yıla damga vurmuş ve 36 dile çevrilen bol ödüllü romanı “Özel Bir Acı” adıyla bizde de benzer ilgiyi görmüştü. Üslûbu ve kurgusu ile dikkat çeken bir yazarla tanışma fırsatını kimse tepmemişti ama nedense yazarın diğer romanlarını raflarda hiç görmedik. Yazarı hatırlayan Kırmızı Kedi Yayınevi olmuş, altıncı romanı “Pure” nihayet dilimize çevrilmiş ve “Saf” adıyla Ocak 2015’te raflarda yerini almıştı. 2011’de yayımlanan roman aynı yıl “Costa Yılın Kitabı” ödülünü kazanmış. Özellikle harika bir kapağı olduğunun altını çizeyim...

Fransa tarihinin önemli dönemlerinden birini anlatıyor Miller... Fransa Kralı artık dolup taşan ve bölgeye pis kokular yayan Les Innocents Mezarlığı’nı ortadan kaldırmaya karar veriyor. Çukurlar açılacak, kemikler istiflenecek ve daha sonra belirlenen bir yere taşınacak. İş bununla da kalmayacak mezarlıkla birlikte kilise de yıkılacak. Kral’ın halkı zehirlediğine inanılan bu mezarlığı ortadan kaldırma projesinin başına da genç bir mühendis getiriliyor: Jean-Baptiste “Beche” Baratte... Nasıl yapacağını bilemediği göreve atanan taşralı genç, saf, kendine güvensiz ve muhafazakar mühendisin eşliğinde atmosferi soluyor, kötü kokuları duyuyor ve Rue aux Fers bölgesi halkını da yavaş yavaş tanıyoruz. İçlerinden biri, kilisenin orgcusu Armand da en önemli karakterimiz. Jean-Baptiste’nin tam zıttı coşkulu ve yenilikçi... Madencilerle birlikte işe soyunan mühendisimiz maddi ve manevi sorunları çözmek için hesaplarını yapıyor. Duvarlara yazılan yazılarla başlayan devrim öncesi atmosferi de soluyoruz. İçine kapanık Jean-Baptiste’in bölge insanının duygu ve düşüncelerinden çekinerek giriştiği görevinin nasıl sonlanacağına dair sürükleyici bir öykü anlatıyor Miller.

İtiraf edeyim, serde mezarlık ve ihtilal dönemini anlatan tarihi roman gözümü korkutmuştu biraz. Ağır ilerleyeceğini ve kasvetli olacağını düşünerek okumaya başlamıştım. Ama hiç de öyle olmadığını daha ilk sayfada gösteriyor Miller, neredeyse bir solukta bitiyor. Muzip dili ve üslubuyla okurunu hemen sarıp sarmalıyor, kurgusuyla da hızla son sayfaya doğru sürüklüyor. Onca pis kokunun ortasında hayat akıyor, coşku var, aşk var, şiddet var elbette ölüm de var... Her sayfada romanını zenginleştiriyor Miller. İhtilale giden süreci de Jean-Baptiste’in düşünceleriyle resmediyor. İlk fırsatta daha yenilikçi ve modaya uygun giysiler alması, daha önce birlikte çalıştığı dostu Lecour ve 30 maden işçisiyle arasındaki sessiz saygı-korku karışımı iletişimleri, kaldığı pansiyonun sahipleri gelenekçi Monnard’larla yaşadıkları başta olmak üzere birçok detayla sadece anlatıcı konumunda kalmayı tercih etmiş ve bunların yorumunu okuruna bırakmış. Bu seçimi de romanın etkileyiciliğini katlıyor. Bir yandan modernliği işlerken, Lecour’un yarattığı sorun ve onun çözümü gibi noktalarda gelenekselci davranarak şaşırtan yazar, tüm bu hengamenin içinde okurunu da Jean-Baptiste gibi ikilimin ortasında bırakıyor. Tarihi gerçeklerle de alakası yok romanın. Tarihi sadece kurgusuna yedirmek için kullanmış. 

İlk sayfasından itibaren okurunu kendisine bağlayan sürükleyici ve çok ritmik bir roman “Saf”, modernleşmenin ayak seslerini duyuruyor ve aydınlanmanın şenlik ateşini yakıyor...


Dizisi : Dünya Edebiyatı
Türü : Roman
Özgün Adı : Pure  
Yazan : Andrew Miller
Çeviren : Volkan Atmaca
Sayfa  : 360
Fiyatı : 25 TL


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template