♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Jupiter Ascending : Klozetten Uzaya

Milenyumla birlikte sıçrama yapan özel efekt ağırlıklı sinema bombalarının fitilini ateşleyen Wachowski kardeşler, o gün bugündür fitilin ucunu arıyor... “Matrix” sonrası yaratma sancıları çeken kardeşler çözümü uyarlamalarda buldularsa da bu plan tek tutmamıştı. “Speed Racer” ile renkli ama içi boş bir balon yaratmışlar, koca bir evren yarattıkları üçlemenin ardından bir filmlik atmosferi bile yaratamamışlardı. Dört yıl sonra roman uyarlaması “Cloud Atlas” ile iyi iş çıkartırken yanlarında Tom Tykwer vardı ve karmaşık öyküyü onun sayesinde kotardıkları belliydi. Kardeşlerin bu kez gezegen dışına kendi senaryolarıyla çıkmış. Jupiteri yükseltme sevdasıyla yine bol efektle aksiyon ve eğlence harmanıyla dönmüşler.

Bilim-kurgu epik macera olmaya çalışan film, “The Matrix üçlemesinin yaratıcılarından” etiketiyle pazarlanıyor. Başrolleri paylaşan Channing Tatum ve Mila Kunis de destekleyici öğeler. Sean Bean, Eddie Redmayne, Douglas Booth, Tuppence Middleton, Doona Bae, James D’Arcy ve Tim Pigott-Smith ile tamamlanan kadro ağırlıklı olarak dizilerle parlayan tanıdık simalardan oluşuyor. Künye konusunda bir sıkıntı olmasa da fragmanlarının yayımlanmasından sonra pek ümit vermeyen film, basit konusunu avantüre dönüştürüp zaman geçirten eğlencelik olduğunun sinyalini vermişti. Meğer bu sinyal bile fazlaymış...

Jupiter Jones ile tanışırız... Dünyaya gelişi de olaydır, vatansız ve babasız açar gözlerini dünyaya... Kaderinde çok büyük olayların var olacağına dair, gökte birçok işaretler vardır. Yetişkin haline geldiğindeyse insanların evini temizlerken görürüz... Elinde fırça klozetleri temizlemektedir. Şikago sokaklarından uzak galaksilere olan yolculuğunu da genetik mühendislik ürünü eski asker Caine başlatır. Hayatını kurtaran adamla soluğu uzayda alır ve macera sorularla başlar...

Hikayesini zamanı akıttıkça anlatmaya çalışan ve temelini de tarafların diyaloglarıyla atmak isteyen film, daha ortasına gelmeden bir senaryosu olmadığını gösteriyor seyircisine. Nedenleri nasılları umursamayacak bir atmosfer de yaratamayınca tam bir zulüme dönüşüyor. Ortada takip edilecek bir konu olmayınca bölük pörçük aksiyon sahneleri, uça kaça kovalamacalar, çekilen silahlar da fayda etmiyor. Çizgi film naifliği desek yok, bir iki esprili sahneyle küçük hafifleme anları desek o da yok. Kendini aşırı derecede ciddiye alan filmin mantıkla da işi kalmıyor bir süre sonra. Wachowski’ler uçuşta sınır tanımıyor. Jupiter Caine’e sarılıyor ve uçuyorlar uzaya... Herhangi bir teçhizat olmadan atmosfer dışına çıkabiliyorlar ne hikmetse... Daha sonra kilit bir sahnede, uzayda gemi dışında süzülürken oksijensizlikten ölme ihtimali olmasını görünce koyveriyorsunuz kahkahayı... 

Zor yolu seçen kardeşler, hem bildik formülü işletmiş hem de farklı bir şey yaratmanın peşine düşmüşlerse de sağlam bir şablon yaratamamışlar. Galaksiye çıkınca öğrendiğimiz reenkarne öyküsü başta olmak üzere her şey sanki tam o anda acelece uydurulmuş gibi. İskambilden kale gibi dökülen berbat bir senaryo... Berbatlıklar bununla da sınırlı kalmıyor maalesef... Ortada ne bir oyunculuk kırıntısı var, ne tempo ne de afili bir sahne... Kötü finali de her şeyin tuzu biberi...

176 milyon dolar bütçeli film, dünyada gösterime girdiği 6 Şubat’tan itibaren kabuslar görüyor. Açılış haftasında 18 milyon dolar toplayabilen Jupiter, yükselmek şöyle dursun kafa üstü çakılıyor. Gişe fiyaskosu olmasına ramak kala halen toparlama uğraşında ve zarar hanesinde kapatması gereken 60 milyon dolar civarı bir rakamla boğuşuyor.

Klişe konusuna rağmen bu basit formülü bile işletemeyerek seyircisini sıkıntıdan patlatan Jupiter Ascending, 127 dakikalık bir işkence. Daha kötüsü gelene dek yılın gişe fiyaskosu. 



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template