♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Kulak Keyfi : Ocak Raporu

Taze başlangıçların ve yenilenmenin aylarından Ocak bolca albümle kulağımıza seslendi... Bu bolluk bereketin içinde en çok öne çıkan erkenden kulaklarımıza düşen Björk olurken, merakla beklediğimiz Belle & Sebastian, Bob Dylan ve Sleater-Kinney albümlerine kavuştuk... All We Are’ın debutu da geride bıraktığımız ayın en iyi yeni çıkışlarından biri olarak keyiflendirdi... Yerli albümlerde aynı bereketi göremesek de Göksel yine sevdirdi albümünü, Piatango mest etti... En iyi albümse yeni bir isimden, müthiş bir tanışma yaratan Fikri Karayel’den geldi... 


All We Are - All We Are
Liverpool çıkışlı üçlünün fark edilmesi gereken debutu bu ayın en çok öne çıkan albümlerinden... Funk, Psychedelic ve R&B bezeli elektronik tarzları biraz daha gitar tınısı içerse daha iyi olurmuş... İlk andan itibaren dinleyicisini yakalayan ve sevdiren 11 şarkılık albüm, “Keep Me Alive” ve “Something About You” etkisinde bir kaç şarkı daha istiyor... 


Archive – Restriction
Geçtiğimiz yıla muhteşem projeleri “Axiom”u armağan eden İngiliz topluluk çok ara vermeden yeni albümüyle çıka geldi... Diskografilerinin on numaralı stüdyo işi, 12 şarkı içeriyor ve ilk şarkıdan itibaren tempolu nağmelerle bezeli... Bildiğimiz hallerinden uzakta, dinle unut havasıyla dolu albüm aşırı fanları dışında kimseye hitap edebilir gibi durmuyor... 


Asaf Avidan - Gold Shadow
Muhteşem sesiyle büyüleyen İsrailli, the Mojos sonrası solo kariyerinde ikinci adımı attı... 12 şarkılık albüm hakkında ne desek, nasıl tanımlasak az kalır... Böyle bir sesi baştacı etmek dışında bize düşen bir şey yok aslında... Tüm övgü cümleleri birer birer resmi geçit yapsın bu satırlarda... Kulağınızdan eksik etmeyin...


Belle and Sebastian - Girls in Peacetime Want to Dance
İskoç indie-pop güzelliği beş yıllık özlemi nihayet giderdi... Dokuzuncu stüdyo albümlerinde klasikleşen şarkılarından eser yok bu kez... Haydi dans edelim diyorlar ve temposu hiç düşmeyen bir disko odasına davet ediyorlar dinleyicilerini... Bonus versiyonuyla 16 şarkıya çıkan albümü, sizi bilmem ama ben dinlemekte ve sevmekte hayli zorlandım...


Björk - Vulnicura
“Volta” ve “Biophilia” ile aşırı uçlarda meyleden Björk, dört yıl aradan sonra yeni albüm çıkıyor dediğinde bu sefer ne yapacak acaba demiştik... Tamamen acapella bir albümde gelebilirdi... Mart’ta çıkacağı duyurulan albümün internete sızarak prematüre doğması da hayli ilginç oldu... Dokuz şarkılık albüm dokuzuncu stüdyo albümü ama müzikteki varlığı otuz yılı aşmış Björk’ün neredeyse yapmadığı bir şey de kalmadı desek yeridir... İlk şarkısından itibaren yakalayan albüm “Medúlla” ile “Volta” arasına konuşlanıyor tam olarak... O arada yaptığı hızlı geçiş sonrasında yeniden oraya dönme tercihiyle daha dinleyici dostu, daha hit şarkı ihtimalli bir albüm yaratmış... Amiyane tabirle yaylılarına gurban şarkılarla mis gibi açılan albüm, ilk 3 şarkıyla “tamam” dedirtiyor “dinleyicisine yıl boyu kulaktan eksilmez”... Ki eksilmemeli de...


Bob Dylan - Shadows In The Night
Yaşayan efsane otuz altıncı stüdyo albümünde Frank Sinatra’nın sesinden klasikleşen şarkıları kendince yorumlamış... Çok farklı ve özel bir cover albümü çıkmış ortaya... Yaptığı şarkılar kadar iyi vokali yok denen usta bu sefer vokallerde de iyi... Hatta uzun zaman sonra ilk kez bu kadar iyi... Narin, naif, duygulu, şarkıları öne çıkaran bir Dylan albümü... İçten bir dost sohbeti eskiyi yad etme hali...


Father John Misty - I Love You, Honeybear
Folk üstadı Josh Tillman üretmeye ve her seferinde kendine hayran bırakmaya devam ediyor... Hepsini 11 yıla sığdırdığı dokuz stüdyo albümüne rağmen her albümde tazeliğini koruyor ve üzerine koyuyor... Yine müthiş düzenlemelerle, sakin ve içe işleyenlere şarkılarla gelmiş... Usul usul minör şarkılar, dinledikçe güzelleşen 11 şarkının yansıması sakinlik ve huzur...


Gaz Coombes – Matador
Doksanların özgün gruplarından Supergrass’ın sesi, grup sonrasında giriştiği solo kariyerinde ikinci adımı da attı... 11 şarkılık albümle, müthiş bir atmosfer yaratmış ve hipnotize etmeye gelmiş dinleyicisini... Benzer durumlarda genelde bağlar kopmaz, grubun solo devamı gibi olur ama Coombes hiç sapmamış yola... Deneysel takılmış ve gördüğü rüyayı yansıtmış... Ayın kulak verilmesi gereken albümlerinden biri...


John Carpenter - John Carpenter's Lost Themes
Usta yönetmenin albüm yaptığını duyunca yaşadığımız heyecanın sonunda 9 şarkı geldi... Oğlu Cody ve composer Daniel Davies ile birlikte kotardığı albüm yeni bir soundtrack gibi tınlıyor daha çok... Zihnindeki filmi notalarla anlatmış bu kez Carpenter... Karanlık, mistik ve sert bir film bu... Meraklılarını sevince boğan albüm geri kalanlara ne ifade edecek bilinmez ama kulak vermeli...


Panda Bear - Panda Bear Meets The Grim Reaper
Projeler adamı Noah Benjamin Lennox, dört yıl aradan sonra beklenen solo albümünü 13 şarkı ile donatmış... Dünya yeni seslerin peşinde koşarken en iyi bildiği işi yapmış yine... Experimental, neo-psychedelia ve electronic kırması albüm beklendiği gibi çok iyi... Yılın en iyi albümleri listesinde yer alacağını tahmin etmek hiç de zor değil...


Pond - Man It Feels Like Space Again
Avustralyalı saykodelik kafalar altıncı stüdyo albümlerinde daha renkli daha funky bir sound yakalamış... Dokuz şarkılık albüm ayın en güzel tınlayanlarından biri... Dünyadaki yankısı da yüksek notlarla başparmaklar havaya... Özellikle “Holding Out For You”ya takıldım kaldım...


Sleater-Kinney - No Cities To Love
Riot grrrl akımının kilit gruplarından biri olan üçlü, geçtiğimiz yıl yeniden birleşme ile sevindirdikleri kitleyi 10 yıl aradan sonra albüm yayımlayacak olmalarıyla heyecana boğmuştu... Yılın en önemli albümü olarak yaşanan beklentileri fazlasıyla aşan albümü şimdiden klasik olarak bir köşeye ayırmak gerek... İyi olmasını bekliyorduk ama mükemmel bir geri dönüş olmuş...


The Charlatans – Modern Nature
Doksanlı yılların önemli gruplarından İngiliz dörtlü, beş yıllık sessizliğini nihayet bozdu... Uzun zamandır vasatlarda seyrediyorlar sıradan albümle sesleri sadece fanlara hitap ediyordu... Kötü gidişe dur demenin formülünü köklerine dönmekte bulmuşlar... 30 yıla yaklaşan tarihlerine sığan on ikinci stüdyo albümü tam bir yenilenme, tazelenme... 11 şarkılık albüm ilk saniyesinden itibaren yakalıyor ve bırakmıyor uzunca bir süre... İkibinli yılları verimsiz geçiren İngiliz gruplarının yeniden doğuşunda şimdilik son perde... 


The Phantom Band - Fears Trending
Glasgow çıkışlı indie altılısı dördüncü stüdyo albümlerinde bıraktığı yerden devam ediyor... Yedi şarkılık albüm, synth-folk harmanıyla müthiş armonilerle bezeli... Dinledikçe güzelleşiyor, kolay kolay çıkmıyor kulaktan... 40 dakikalık zenginlikte herkese göre bir tını var... Ayın en iyi albümlerinden biri...


The Waterboys – Modern Blues
İlk kaydını 1979’da yayımlamış İskoç efsanelerinin dört yıl aradan sonra albüm yapması yılın önemli olaylarından... Mike Scott önderliğinde onuncu stüdyo albümlerine imza atan dörtlü bize ne kadar büyük bir boşluk bıraktıklarını hatırlatacak dokuz şakıyla çıkmış huzura... Bunca yıl aradan sonra kemikleşmiş soundlarıyla bıraktıkları yerden devam ettiklerini gösteriyorlar... Doksanlarda dinlemiş olsak bayılacağımız albüm, old school özlemi duyanları mest etti bile... Geri kalanlar için naftalini bol bir nostalji yaşayacağı bariz...



******************
Yerliler:
******************


Dikey  - Kahpe Düşler
Geçmişte birçok farklı proje ve performansta birlikte çalışmış olan Batuhan Katırcı (vokal), Yusuf Kelpetin (gitar), Serdinç Beşli (gitar), Tuna Halaç (bas gitar) ve Özgür Palalı (davul) tarafından müzikal birikimlerini ortak bir paydada buluşturmak amacıyla 2013 yılının başında kurulan grup, aynı yıl albüm altyapı çalışmalarını tamamlayarak girmiş stüdyoya... Dokuz şarkılık ilk albümle gayet güzel iş çıkarmışlar... Gümbür gümbür gitar albümü, çok iyi sound ve vokalle ilk çıkış için fazlasıyla iyi...


Ece Göksu & Neşet Ruacan – Slow Hot Wind
23. Akbank Caz Festivali’nde verdikleri duo konser sonrası bir albüm kaydetme fikriyle yola çıkan Ece Göksu ve Neşet Ruacan’ın, Volkan Hürsever’i de aralarına alarak kaydettikleri albüm, içinde Antonio Carlos Jobim’den Charlie Parker’a, Duke Ellington’dan Cole Porter’a caz tarihinin en önemli bestecilerinin şarkılarını ve kayıtlar sırasında ortaya çıkan Ruacan’ın E.G.Blues adlı parçasını bulunduruyor ve tam bir jazz ziyafeti sunuyor...


Fikri Karayel - Zor Zamanlar
İngiltere’de funk-jazz grubu Plateman ile performanslar ve demo kayıtlar derken myspace üzerinden yayımladığı şarkılarla adını duyurmuş ve çekirdek kitlesini oluşturmuş Karayel... 2013’de Türkiye turnesine de çıkmış albümü çıkmadan hatırı sayılır bir dinleyici kitlesine ulaşmış ama ben albümle tanıştım... Kitlenin beklentilerini karşılamış albüm, sıradan bir debutun çok ötesinde... Tanışma faslını çok çabuk geçip, dinleyicisini hayranına dönüştürüyor daha albümün yarısında... Çok iyi sound ve her biri hit potansiyelli 11 şarkıyla harika bir başlangıç... Alternatif sahne için büyük bir ilk adım... “Beni Bırakma”, “Senden Sonra”, “Küçük Kardeşim”, “Morg” ve özellikle “Trenler” bayıla bayıla dinlediğim şarkılar... Ayın en iyi yerli albümüne kulak verin...


Göksel - Sen Orda Yoksun
Aslında çok bir şeyi değiştirmiyor Göksel, tarz aynı sözler aşağı yukarı aynı, albümden albüme herhangi bir değişiklik de yok... Ama nasıl oluyorsa her albümü çok iyi... Dokuzuncu stüdyo albümünde 11 şarkıyla gelmiş huzura... Ne yaparsa yapsın seveceğiz belli ki... “Bin Parça”, “Aşk Kahrolsun” ve “Denize Bıraksam”ı yılın en iyi şarkıları arasına şimdiden yazalım...  


Halil Sezai - Ervah-ı Ezel
Bitmek bilmeyen cover ve tribute albüm histerisine yakalananların şimdilik sonuncusu Halil Sezai, 11 şarkıyı kendi tarzında yorumlayarak benzer projelerden biraz daha farklı yere konuşlanmış... Üçüncü solo albümünün yıldızları Ahmet Kaya’nın “Arka Mahalle”si, Selda Bağcan’ın “Beni Unutma”sı, Sezen Aksu’nun “Git”i ve Cengiz Kurtoğlu’nun “Duyanlara Duymayanlara”sı ama albümün tamamını baştan sona dinlemek inanılmaz zor... Aynı şarkıyı 53 dakika boyunca dinliyormuş hissi veriyor... Alaturka yaptığı “Vurgun” gibi şarkılara uymayı deneseymiş keşke...


Piatango - Yeni Aşk
Modern Arjantin tangosunun yaratıcısı Astor Piazzolla'nın sıra dışı stilinden ilham alarak 2007 yılında kurulmuş olan ve Tango müziğini bambaşka ve yepyeni bir bakış açısıyla yorumlayan Piatango, ilk albümüyle; klasik tango’nun içsel ve melodik örgüsünü, etnik armoni ve tınılarla modernize ederek harmanlamış ve nefis bir müzik ziyafeti çıkmış ortaya... Önemli müzisyenleri de konuk ederek tertemiz bir soundla 10 şarkılık bir yolculuk sunmuş... İçinize işleyecek harika bir modern tango bu... Kulak vermekte geç kalmayın... Özellikle “Bu Bir Tango Değil ki” müthiş...


Red Sonja - Nedir Rengin
2012 yılında İstanbul’da kurulan melodik rock beşlisi 2014 yazında girdiği stüdyodan dokuz Türkçe bir İngilizce şarkıdan oluşan albümle çıkmış... Aşk, ayrılık ve geçmişe özlem temalarını işlediği için çok sıradan sözlere sahip ama çok modern bir sounda sahip... Senfonik öğeleri de güzel serpiştirmişler şarkılara... Serra Hepgül’ün vokali de gayet iyi... Keşke sözlere biraz daha uğraşsalarmış... Özellikle baladları ile öne çıkan albümün en güzel sürprizi yetmişler discosuna selam çaktıkları “Devil In Disguise”...


Ulaş Oral - Beni Rahatsız Etmeyin
Yazarlığı, tiyatro oyunlarına yaptığı müzikler derken ikinci albümüne imza atan Oral, ağlak pop-rock tarzı ve basit sözleriyle kolay yolu seçmiş... Biri akustik versiyon 11 şarkılık albüm “İstanbul Ağlar” ile yakalamaya çalıştığı dinleyicisini memnun edecek ama yeniyi farklıyı arayanlar arkasına bakmadan kaçacaktır benim gibi...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template