♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

St. Vincent : Görünüşe Aldanma Azizim!

Günümüz insanının en çok karşılaştığı sorunlardan biridir, karşısındakini değerlendirirken gördükleriyle yetinmek ve hemen olumsuz sıfatlandırmalarla etiketleyip elemek... Oysa her insanın bir hikayesi vardır... O hikayeler dolayısıyla duvar örmüştür, uzaklaşmıştır çoğu zaman... Çağın diğer sorunu güven problemi yüzünden maske de takar çoğunlukla... Bu maskelerin ardındakini görmek ister miyiz? Buna zaman ayırmak ister miyiz? İnsanın insana ayırdığı zamanın da giderek azaldığı çağda daha dikkatli bakmalı etrafa, belki de yanı başınızda bir aziz vardır... “Benim Komşum Bir Melek” adıyla gösterime giren 2014 yapımı “St. Vincent”, görünüşe aldanmamamız gerektiğine güzel bir örnek...

Hikayenin temelleri, senarist, yönetmen ve yapımcı olan Ted Melfi’nin kendi hayatındaki önemli kilometre taşlarından birine dayanıyor. Yedi yıl önce kardeşini kaybettiğinde gittiği cenazede 11 yaşındaki yeğeninin gidecek bir yeri olmadığını fark etmiş... Yeğenini evlatlık edinme kararını alarak California’ya dönmüşler. Sherman Oaks’taki Notre Dame Lisesi’nde okumaya başlayan yeğen bir gün eve bir ev ödeviyle birlikte gelmiş. Ödev; “Size ilham veren bir Katolik azizi bulun ve gerçek hayatınızda bu azizle benzer özellikler gösteren bir tanıdığınızla karşılaştırın.” şeklindeymiş. Yetim Çocukların Koruyucusu Rochersterlı Aziz William’ı seçen yeğen, bu azize benzer özellikler gösteren kişi olarak da Melfi’yi belirlemiş. Bu durumdan etkilenen Melfi, kendi ödevini de bulmuş: Filmini yapmak! Hayattan elini eteğini çekmiş, yaşlı, huysuz ve uyumsuz bir yaşlı adamla küçük bir çocuğun hikayesini yazarak başlamış ve ilk andan itibaren Bill Murray’ı düşünerek ilerlemiş... Daha ortada senaryo yokken konusunu şöyle anlatmış: “Hikayemiz şu şekilde, Bill Murray’nin oynadığı yaşlı, huysuz, alkolik bir adamın yanındaki eve küçük bir çocuk taşınır ve kısa sürede arkadaş olurlar. Bu küçük çocuk, okuldan kendisine verilen, azizlerle ilgili ödevine Bill Murray’yi dahil eder. Ve bu noktaya kadar da birbirlerinin hayatını değiştirirler.”

1999’da çektiği “Winding Roads” ile yönetmenliğe iyi bir başlangıç yapamayan Melfi, sonrasını kısa filmlerle getirdikten sonra yeniden uzun metraj için oturmuş koltuğa... Baştan beri düşündüğü Bill Murray’a da çok zor ulaşmış... Menajeri olmayan oyuncuya 6 aylık süreçten sonra ulaşıp proje üzerine 8 saatlik bir konuşmadan sonra ikna ederek eklemiş kadroya... Melissa McCarthy, Naomi Watts, Chris O'Dowd, Terrence Howard ve Jaeden Lieberher ile de kadro tamamlanmış... 

Evet, bildik bir birbirine iyi gelme hikayesi “St. Vincent”... Huysuz, bencil ve ayyaş bir adamla çelimsiz ve çekingen bir çocuğun öyküsü... Vincent’ın içki ve kumar gibi kötü alışkanlarının yanında bir de rus fahişe ile arkadaşlığı mevcut... Onun da karnı burnunda... Tefeciye de borcu kabarmış, bankada hesap eksilerde... Tüm bunların arasında dul komşu ve oğlu yanındaki eve taşınıyor... Bir gün kapıda kalan Oliver’ın kapısını çaldığını gören Vincent, para karşılığında okuldan sonra çocukla zaman geçirebileceğini söyleyerek bakıcılık işini de kapıyor ve olaylar gelişiyor...

Yaşama küsmüş gibi görünen huysuz adamın, tüm bu kötü alışkanlıklarının arasında aslında nasıl biri olduğunu görüp yanılma öyküsü bu... Oliver’ın hiç bir anne babanın birlikte zaman geçirmesini istemeyeceği bu adamla birlikte hayata karışmasının, kendine güvenini sağlamasının öyküsü bu... İnsanın insana her daim bir şeyler katabileceğinin öyküsü...

Malfi iyi iş çıkarmış... Murray oynamıyor, yaşıyor ve yaşatıyor rolünü... Ona eşlik eden çocuk oyuncu da çok iyi seçim olmuş keza... İyi işleyen senaryosunu yan öykülerle dallandırıp budaklandırmadan hedefine yürüyen Malfi, iyi yan karakterlerle süslemiş filmi... Watts’ı farklı bir rolde görmek keyifli... Fazla iyi niyetli olması, fazlaca toz pembe olması en zayıf yanı... Bunca şeyin arasında kötünün, tehdidin biraz daha hissedilir olması lazımdı... Soluğunu ensemizde hissetmemiz gereken tefeci çok etkisiz bir karton karakter olarak kalıyor bu yüzden... Onun dışında eksiği falsosu yok...

Azizlerin yanı başımızda da olabileceğini hatırlatan, insana dair sımsıcak bir film “St Vincent”... Yüzünüzde güller açtıran, gülümseten bir pamuk şekeri tadında... Sahi, bir katkısı olmayacaksa niye değer ki insan insana...


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template