♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

Yalvaç Ural Teneke Oyuncaklar Sergisi Rahmi M. Koç Müzesi'nde Açıldı

Çocuk Edebiyatının usta kalemi Yalvaç Ural’ın 1901-2014 yılları arası üretilmiş, teneke otomat oyuncaklardan oluşan; “Yalvaç Ural Teneke Oyuncaklar Sergisi”, Rahmi M. Koç Müzesi Fenerbahçe Vapuru’nda daimi müze sergi olarak açıldı. Sergi, okullar, çocuklar ve ziyaretçileriyle buluşmaya hazırlanıyor.

Fenerbahçe Vapuru’nda Kalıcı Bir Müze Sergi
“Yalvaç Ural Teneke Oyuncaklar Sergisi” bundan böyle Rahmi M. Koç Müzesi’nin kalıcı ve sürekli sergilenen bir bölümü olarak yaşamını sürdürecek. Ayrıca Ural, aktif olarak müze içi okul etkinliklerinde yer alacak ve mekanik sistemle çalışan; teneke oyuncak otomatlarının, geçmişte çocuklara neler kazandırdığını ve neler öğrettiğini anlatacak. Mekaniğin çark, zemberek ve anahtar üçlemindeki işleyişini, oyuncak örnekleriyle çocuklara ve ziyaretçilere gösterecek. Onarımın, oyuncağın yeniden kazanımının dışında çocuğa, yenilerini yapma ve yaratma becerisini de kazandırdığını söyleyen Ural, çocuklara örnek oyuncaklarla oynama, onlara dokunma olanağını da sağlayacak. Oyuncaklar, elbette bugünkü sergideki sayısal sınırında kalmayacak. İlerde Ural’ın edinimleri ve oyuncak severler tarafından bağışlanan yeni oyuncaklarla da çeşitlenip zenginleşecek. Daha şimdiden bu sergide yer almaya başladılar ve bu bağışçıların adları ve çocukluk resimleri oyuncaklarıyla birlikte sergide yerini çoktan aldı bile. 

İlk sergiyi tam 285 bin kişi ziyaret etmişti
Yalvaç Ural’ın Teneke Oyuncaklar sergisi ilk kez, Rahmi M. Koç Müzesi tarafından müze gemi olarak kiralanan, Fenerbahçe gemisinde açıldı. Bu geminin de Yalvaç’ın da ilk sergisiydi. Bir ay için açılan sergi, ziyaretçilerden ve okullardan gelen büyük ilgi ve istek üzerine altı ay gibi uzun bir süre açık kaldı. Gerek yazılı, gerekse görsel basında yapılan yayın ve röportajlar, ziyaretçi sayısını arttırırken, ebeveynlerin kendi oyuncaklarını, çocuk ve gençlerin de anne ve babalarının oyuncaklarını görmeleri açısından da çok ilginçti. Hatta çocuklar ve yetişkinler, burada yüz yıl öncesinin oyuncaklarını ve müzelerdeki bazı tarihi oyuncakların da replikalarını görme olanağını buldular. Teneke oyuncaklar sergisini gemide 60 bin kişi ziyaret etti. Bunların arasında yabancıların oranı da azımsanmayacak kadar yüksekti. Rahmi M. Koç Müzesi sergi kapanışını görkemli bir sunumla, Tüyap İstanbul Kitap Fuarı’nda gerçekleştirdi. Bu serginin daha geniş kitlelere ulaşmasın ve duyurulmasını sağladı. Oldukça geniş bir mekan içinde farklı bir tasarımla sergilenen teneke oyuncaklar, ayrıca müzeden getirilen ve tavana asılan küçük uçaklar ve Harry Potter’ın uçan otomobiliyle de desteklenince, sergi alanındaki ziyaretçi ve İstanbul dışından gelen okulların sayısında gözle görülen bir artış oldu. Bu süre için sergi tam 285 bin kişi tarafından ziyaret edildi.

Yalvaç’ın Oyuncak Serüveni ve Oyuncaklar
Yalvaç’ın serüveni 1951 yılında babasının evlerine getirdiği teneke bir polis otomobili ve “Jumbo” adlı bir teneke fille başlıyor. Bir memur ailesinin çocuğu olduğu için yaşantısı kentten kente, kasabadan kasabaya, hatta köylere anne-babasının atanmasıyla geçiyor. Toplanıp kutulanan, denklenen yataklar arasında tam 10 ev gezerek bugüne geliyor bu oyuncaklar. Ve Yalvaç, altmış yıl boyunca küçük bavulunda, atandıkları her kasabaya, kitaplarıyla birlikte taşıyor onları. Hem de hiç durmadan çoğaltarak, bugün de yaptığı gibi.  

Serginin Oyuncakları
Bu koleksiyonu oluşturan oyuncaklar, Yalvaç’ın kendi oyuncaklarının yanı sıra arkadaşlarının, büyüklerinin ona hediye ettikleri ve ülkemiz çocuklarının oynadıkları, yerli ve yabancı oyuncaklardan oluşuyor. İçlerinde; eskicilerden, bitpazarlarından, antikacılardan, koleksiyonerlerden alınmış olanlar da var. Bu seçkin parçalar, tam altmış yıl gibi uzun, titiz, sabırlı, seçici bir araştırma ve çalışmanın sonunda gerçekleşmiş. Hem de niçin? Bizler, kendi çocukluk oyuncaklarımızı arayıp, anılarımızın peşine düşüp bulalım diye...

Elbette bu koleksiyonda, yurtdışı pazarlarından alınmış bazı oyuncaklar da var. Bunların koleksiyon içindeki oranı yüzde onu geçmiyor. Bizim için önemli olan, ülkemiz çocuklarını büyütmüş ve pek çoğunun da özellikle, Beyoğlu’ndaki Japon Mağazası, Bonmarşe ve oyuncakçı dükkânlarından ve halk pazarlarından alınmış olmaları. 

Bu oyuncakların zedelenmiş her bir yanında, her bir ezikte, her bir çizikte, kopmuş her bir parçada çocukların anılarından, yaşamlarından birer fotoğraf saklı. Sanki daha dün oynanmış gibi; üzerlerinde onların ellerinin, parmaklarının izleri var.

Otomatlar ve Bizim Otomatçılarımız
Bu sergide Yalvaç, özellikle otomatın, mekanik düzeneklerle işleyen oyuncakların; insanlık dünyasındaki yerini göstermek istiyor çocuklara. Bir de kültürümüzün önemli bilim adamları oldukları halde, Evliya Çelebi ile tanıdığımız Hezarfen Çelebi ve Lagari Hasan gibi insanların neden yok sayılıp, yıllarca bir düş kahramanı gibi görüldüğünün altında yatan gerçekleri irdelemek, anlatmak istiyor. Yıllarca Alman ve Japon teneke oyuncaklarını taklit ederek, üstelik kötü ve sağlıksız ürünlerle çocuklarımızı buluşturan oyuncak üreticilerimizin, bugün de farklı bir yerde olmadığını, özgün oyuncaklar üretmediklerini ve bunun altında yatan nedenleri sorgulamak ve tartışmaya açmak istediğini söylüyor. Oysa onun asıl amacı, anlatmak istediği; dünyaca ünlü ama bizce bilinmeyen otomat bilginimiz İsmail Rezzaz’ı çocuklarla tanıştırmak.  Sergide onunla ilgili özel bir bölüm de var.

İsmail Rezzaz, 12. Yüzyılda (1136- 1206) yılları arasında Artuklular zamanında Diyarbakır’da yaşamış, sultanın başmühendisi olan Cizreli bir Türk bilim adamı. O sekiz yüz yıl önce önemli otomatlar ve saatler tasarlamış ve bunları yaşama geçirmiş bir usta ve bir öncü. Bugün Ayasofya camiinde ve Topkapı müzesinin 3. Ahmet kitaplığında, teknik resimlerini de kendisinin çizdiği bir otomatlar kitabı var.


Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template