♫ ♪♫ ♪•♫♪ 2006'dan bu yana Film, Dizi, Müzik ve Kitaplar üzerine Yazılar Diyarı... ♫ ♪♫ ♪ ♫ ♪♫

İlk Bakış: Blood Ties / Kan Bağları

Prömiyerini Cannes Film Festivali’nde yaptığından bu yana merakla beklenen ve oyuncu kadrosuyla göz dolduran suç draması “Blood Ties”, “Kan Bağları” adıyla 30 Mayıs’ta gösterime giriyor...

Bruno ve Michel Papet’in yazdıkları biyografik roman “Deux Freses, Un Flic, Un Trauand”, 1999’da yayımlanmış... Övgülerle karşılanmış ve adet olduğu üzere sinema dünyasının ilgisini çekmiş... Jacques Maillot imzalı 2008 yapımı “Les liens du sang”, beş yıl sonra bu kez Amerikalılaştırılmış haliyle “Blood Ties”a evrilmiş durumda... Üstelik o filmin başrolü Guillaume Canet’in senarist ve yönetmenliğinde... Orjinal filmde François’i canlandıran Canet, senaryoyu “We Own the Night”ın senarist ve yönetmeni olarak tanıdığımız James Gray ile kotarmış... Fransız yönetmenin Amerika’da film çekme macerasında, ülke kültürleri arasındaki geçişleri üstlenmiş olsa gerek... Kısa filmlerle yönetmenliğe ısınma turu atan Canet, 2002’de “Mon ideole” ile giriştiği ilk denemesinde César adaylığıyla yüreklendirilmesinin karşılığını dört yıl sonra “Ne le dis à personne / Kimseye Söyleme” ile vermişti... 2010’da çektiği “Les petits mouchoirs / Küçük Beyaz Yalanlar”dan sonra soluğu Amerikan filminde almış... Bu seçimde “Kimseye Söyleme” ile cazibe merkezi olmasının payı büyük... Bu cazibeyi, Clive Owen, Billy Crudup, Marion Cotillard, Mila Kunis, Zoe Saldana, Matthias Schoenaerts, James Caan, Noah Emmerich ve Lili Taylor’dan oluşan oyuncu kadrosunu kurmakta kullanmış olsa gerek...

New York 1974… 50 yaşındaki Chris hapishaneden iyi halinden dolayı salıverilir. Başarılı bir polis olan kardeşi Frank kapıda onu beklemektedir. Chris ve Frank her zaman farklı olmuştur ve babaları Leon, ilginç bir şekilde Chris’e bağlıdır. Kardeşinin bu sefer değişebileceğine inanan Frank ona evini açar, bir iş bulur ve eski karısı Monica ve çocuklarıyla görüştürür. Ancak Chris yeni bir başlangıç yapamadan tekrar suç işlemeye başlar. Frank bu durum karşısında Chris ile tüm ilişkisini keser ancak aralarındaki kan bağı buna sonsuza dek izin vermeyecektir...

Bolca festival gezinen film, 144 dakikalık süresiyle aldığı eleştirilerden sonra 127 dakikaya gerilemiş ve övgüleri toplamaya başlamıştı... Gayet iyi künyesi ve oyuncu kadrosuyla merakımızı bolca körükleyen fragmandan görünen ilk şey, Owen’in role pekte yakışmadığı... Onun dışında herhangi bir sorun görünmüyor gibi... Gün saymaya devam etmeli, beklentimizi karşılar mı bilinmez ama en azından vasatı aştığı belli...



Share this:

Yorum Gönderme

 
Designed by OddThemes & Distributed by Free Blogger Template